Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/16053 E. 2026/10002 K.

Konu: Müdahalenin Önlenmesi Ve Eski Hale Getirme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/16053
Karar No
2026/10002
Karar Tarihi
Konu
Müdahalenin Önlenmesi Ve Eski Hale Getirme

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1527 Esas, 2025/1718 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Dikili Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/568 Esas, 2021/531 Karar

Taraflar arasındaki müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirme davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ortak alan olan bahçede değişiklikler yaptığını, sayaçların bulunduğu bölümü tel çit ile çevirip kilitlediğini, aynı yere seramik de döşettiğini, mutfağını genişletmek için merdivenin girişinde değişiklikler yaptığını, terasın üzerini kapattırdığını belirterek davalının yaptığı bu müdahalenin önlenerek eklentilerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi kök ve ek raporunda her ne kadar Kuzey Batı cephesindeki teras üstü pergolanın proje ve tadilat planına uygun olduğu görüşünde ısrar edilse de projeye uygun olmadığını, bilirkişilerin bu yöndeki itirazlarını dikkate dahi almadığını, proje tadilat şartnamesinin 5 inci maddesinde "Zemin kat pergola yapımı için pergola meylinin üst kotu üst kat tabliye betonu seviyesinde olacaktır (yukarıda olmayacaktır.)" denildiğini, halbuki mevcut pergola üst kotu tabliye betonunun çok üzerinde olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna bağlı kalınarak verilen kararda söz konusu müdahalesine karar verilen yerlerin ortak alan olduğu ve ortak alanların ana gayrimenkulün bütün ortak yerlerinde arsa payı oranında ortak mülkiyet hükümlerine göre malik olurlar dediğini ve ancak kat maliklerinin ortak alanların kullanımına ilişkin 4/5 kat malikinin rızasının olması halinde değişiklik yapılabileceğinin belirtildiğini, oturduğu bağımsız bölümün altı daireli olup 5 kat malikinin imzası alınarak dosya içerisine sunulduğunu, güneydoğu cephesinde bilirkişi raporunda belirtilen merdivenin 1997 yılında konut satın alındığında bu şekliyle mevcut olup o tarihten bu yana tüm taraflar tarafından itiraz edilmeksizin kullanıldığını ve bugüne kadar kimsenin projeye aykırı olduğu iddiasında bulunmadığını, dava dilekçesinde merdivenin projeye aykırı olarak kendisi tarafından değiştirildiği veya yapıldığına ilişkin bir beyan olmadığını, taleple bağlılık ilkesi gereği yerel mahkemece bu konuda bir talep dava dilekçesinde yer almamasına rağmen karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca söz konusu merdivenin muhtemelen taşınmazın yapılması aşamasında müteahhit tarafından bazı taşınmazlarda bu şekilde yapılmış olup 1997 yılında söz konusu bağımsız bölümü satın aldığında merdiven ne şekilde ise bugüne kadar aynı şekilde kullanılageldiğini ve davacıların bu duruma muhtemelen kendileri oturduğunda da bu şekilde olan merdiveni projesine aykırı olsa dahi bu şekilde kullandıklarını, dava dilekçesinde dahi yer almayan ve bilirkişilerce tespit edilen bu proje aykırılığı hakkında kendisine bunun eski hale iadesi hakkında külfet yüklemenin hakkaniyete aykırı olduğunu, projede gösterilen kesik çizgilerle gösterilen kendisine ait zemin kata bağımsız bölümün mutfak önüne gelen kısmına şıngıl yapılması ve katlanır cam ile kapatılmasının imar mevzuatı açısından bir aykırılık teşkil etmediğini, davacının 2018 yılında aynı yerle ilgili ... Belediyesine şikayet dilekçesi verdiğini ve imar işleri ekiplerince yapılan keşifte bir aykırılığın bulunmadığının tespit edildiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporunun ortak alana yapılan müdahale ile projeye aykırılıkla eski hale getirme hususlarını içerdiği ve infaz kabiliyeti olacak şekilde tanzim edildiği gerekçesiyle davacı ve davalının istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirilmesi istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanun'un 19 uncu maddesi uyarınca her kat maliki ana gayrimenkulün mimari durum ve güzelliğini korumaya mecbur olup, dosya kapsamı ile aksinin ispatlanamadığı ve yapılan müdahalelerin ortak alanlardaki kat maliklerinin mülkiyet hakkı aleyhine olduğu gözetildiğinde davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

4. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 30 uncu maddesinde bir işin yapılmasına ilişkin mahkeme kararlarının ne şekilde yerine getirileceği açıkça belirtilmiş olup, mahkemece buna göre davalı tarafça eski hale getirilmesine ve uygun bir süreye hükmedilmesi ile yetinilmesi gerekirken, "bu süre içinde karar gereği yerine getirilmediği takdirde icra yoluyla infaz edileceğinin ihtarına", karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine,

2. Dairemizce resen yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının; (3) numaralı bendinde yer alan, "bu süre içinde karar gereği yerine getirilmediği takdirde icra yoluyla infaz edileceğinin ihtarına", cümlesinin hükümden çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/16053, K. 2026/10002, T. 01.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-16053-e-2026-10002-k-a5f8ec65a271