Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/16818 E. 2026/10005 K. – Hakimin Müdaha
Konu: Hakimin Müdahalesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/16818
- Karar No
- 2026/10005
- Karar Tarihi
- Konu
- Hakimin Müdahalesi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2219 Esas, 2025/1625 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 7. Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/337 Esas, 2023/91 Karar
Taraflar arasındaki hakimin müdahalesi davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; davalının acil kaçış ve tahliye yolunu ve otopark üstü peyzaj alanını mal indirme, taşıma ve istifleme amacıyla kullanmasının yasaklanmasına, yangın çıkarma tehlikesine ve kaçışı engelleme ihtimaline binaen havalandırma, ısıtma ve soğutma sistemi ünitelerinin bu alandan kaldırmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçelerinde özetle; davacının dava ehliyeti bulunmadığını, A blok 7 numaralı bağımsız bölümü ve eklentilerinin 15.11.2018 tarihinden itibaren davalı şirket tarafından kiracı sıfatı ile işyeri olarak kullanıldığını, davalı şirketin yapmış olduğu detaylı araştırma neticesinde davacı ... yönetiminin dayanaksız iddialarının aksine ilgili bağımsız bölümün çıkışına asılan klima dış ünitesinin, davacı tarafça iddia edilenin aksine yangın çıkış koridorunda kalmadığını, projesine ve amacına uygun olarak mimari projede açık şekilde tesisat alanı olarak ifade edilen ayrılmış bölümde kaldığının tespit edildiğini, ayrıca söz konusu klima dış ünitesinin asılmış olduğu tesisat alanının bölümü ticari kamyonetlerin rahatlıkla girebileceği genişlik ve yükseklikte olup herhangi bir hayati tehlikeye de sebebiyet vermediğini, somut olayda da davalı şirketin söz konusu bağımsız bölüm ve eklentileri üzerinde kiracı sıfatı ile hak sahibi olduğunu ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun (634 sayılı Kanun) “ortak yerler” başlıklı 4 üncü maddesinde; “ortak yerlerin konusu sözleşme ile belirtilebileceğini, ortak yerler üzerinde de tüm kat malikleri arsa payı oranında malik olup bu alanlarının korunması/bakımı ve sorumluluğu davacı ... yönetiminde olduğunu", davacı ... binanın aynından kaynaklanan eksiklikleri ve otoparktaki araçların zarar görme ihtimalinden bahsetmekte ise de bu duruma davalı şirketin herhangi bir fiilinin sebebiyet vermediğini, bina maliki konumunda olmayan ve kusurlu ve hukuka aykırı bir fiilde bulunmayan davalı şirketin ortak alanın zeminindeki kusura ilişkin herhangi bir sorumluluğu olmadığını belirterek davanın reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle ; dava dilekçesinde '' davalının acil kaçış ve tahliye yolunu ve otopark üstü peyzaj alanını mal indirme, taşıma ve istifleme amacıyla kullanmasının yasaklanmasına'' karar verilmesinin talep edildiğini, mahkeme tarafından bu talebi ile ilgili değerlendirme yapılmadığı gibi lehlerine yahut aleyhlerine de bir hüküm kurulmadığını, mahkemenin sadece ''yangın çıkarma tehlikesine ve kaçışı engelleme ihtimaline binaen havalandırma, ısıtma ve soğutma sistemi ünitelerinin bu alandan kaldırmasına '' ilişkin olarak karar verdiğini, ancak bu taleplere yönelik davaların yanılgılı değerlendirme ile reddine karar vermesinin de hatalı olduğunu, davacı ... yönetiminin bağlı olduğu meydan ... sitesinde yaşayan vatandaşların olası bir yangın yahut afet durumunda kaçış yolunu kapatmak ve yangın tehlikesi yaratmak suretiyle can güvenliğini tehlikeye atma iddiasını mahkemenin ciddiye almadığını, mahkemece alınan kök ve ek bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde bahsettikleri itirazlarının hiçbir suretle değerlendirilmediğini, binaların yangından korunması hakkında yönetmelik'in 87. maddesinin 5. fıkrasında ''havalandırma ve duman tahliye kanallarının, kaçış merdivenlerinden ve yangın güvenlik hollerinden geçmemesi asıldır.'' hükmü ve 8. fıkrasında '' havalandırma ve duman tahliye kanallarının yangın kompartımanı duvarlarını delmemesi gerekir.'' yer alan hükümlerde de belirtildiği üzere havalandırma üniteleri ve tesisatının tahliye koridorunda bulunmaması gerektiğini, dava konusunun ciddiyeti bakımından davacı ... oluşabilecek felaket senaryolarından site sakinlerinin ve çalışanların zarar görmemesi adına huzurdaki bu davayı ikame etmek zorunda kaldığını, zira bu senaryoların gerçekleşmesi halinde doğrudan ilk olarak davacı ... yönetiminin sorumluluğuna gidilecek olup olası zararlardan site yönetiminin yükümlü tutulma ihtimalinin gündeme gelebileceğini, oysaki davalı işletme söz konusu havalandırma tesisatlarını işletme içerisindeki havalandırma bölümüne monte etmiş olsaydı böyle bir vakayla karşılaşma ihtimalinin akla bile gelmeyeceğini, site sakinlerinin ve çalışanlarının can güvenliği sırf havalandırma tesisatları tahliye koridorunda bulunacak diye riske atılmaması gerektiğini, bu durumun kabulü hukuka, genel ahlaka ve insan haklarına aykırı olduğunu, anılan sebeplerle '' davalının acil kaçış ve tahliye yolunu ve otopark üstü peyzaj alanını mal indirme, taşıma ve istifleme amacıyla kullanmasının yasaklanmasına'' yönelik talebi ile ilgili değerlendirme yapmayan ve de'' yangın çıkarma tehlikesine ve kaçışı engelleme ihtimaline binaen havalandırma, ısıtma ve soğutma sistemi ünitelerinin bu alandan kaldırmasına '' ilişkin taleplerine yönelik hatalı değerlendirme sonucu ret kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu taşınmazda malik, davalınında kiracı olduğu konusunda bir ihtilaf bulunmadığı, davacının kat mülkiyeti kurulmuş olan sitede, yönetim görevini üstlenmiş olduğu, site yönetiminin bu davayı açması için yetkisi bulunduğuna dair yönetim planında ve toplantıda alınan kararda düzenleme bulunduğu , dosya içeriğine uygun, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu bilirkişi raporunda, davacı tarafın talebinde belirttiği "tahsis amacına aykırı olarak mal indirme, taşıma ve istifleme, sigara içme alanı olarak kullanılmasının ve yine havalandırma, ısıtma ve soğutma sistemi ünitelerinin bu alandan kaldırması, otopark üstü peyzaj alanının mal indirme amacıyla kullanmayı sonlandırmasına ilişkin" hususlarında hukuka aykırılık tespit edilemediğine ilişkin bilirkişi raporu dikkate alınarak, davanın reddine karar verilmesinde bir hata bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hakimin müdahalesi istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usûl ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.