Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/15123 E. 2026/11946 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/15123
Karar No
2026/11946
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI: 2024/2154 Esas, 2025/1272 Karar KARAR: Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2015/288 Esas, 2023/327 Karar

Taraflar arasındaki 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 22 nci maddesine göre davacıya geri alım hakkının kullandırılması, mümkün olmadığı takdirde geri alım hakkının kullandırılmaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın ve terditli davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.

Davacılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 23.06.2026 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.

Duruşma günü davacılar vekili Avukat ... gelmiş, davalı idareler vekilleri duruşmaya katılmamıştır. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.

Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu İstanbul ili, Sarıyer ilçeşi, ... sınırları içerisinde eski 2 pafta, eski 36 (yeni 215,216) parsel, 46 parsel, eski 72 (yeni 217,218) parsel, 184,185,186,187,1 89... parsel sayılı taşınmazların 23.11.1959 günlü Bakanlar Kurulu kararıyla ve 14.07.1964 gün ve 613319 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla ihdas olunan 1 inci derecede yasak bölge içerisinde kaldığı ve mevcut askeri tesislerin emniyet ve güvenliklerinin sağlanacağı gerekçesi ile Milli Savunma Bakanlığı adına Maliye Hazinesi tarafından, bir kısmı 1960 yılında ve geri kalan kısmı ise 1982 yılında kamulaştırıldığını, taşınmazların kamulaştırma amacına uygun kullanılmaması nedeniyle söz konusu taşınmazın geri alım hakkının kullandırılmasını, olmadığı takdirde uğranılan zararın tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... mahallesinde bulunan mülkiyetin Hazineye ait Milli Savunma Bakanlığına tahsisli dava konusu edilen parsellerin de içinde bulunduğu 34 adet taşınmazın müvekkiline devrine ilişkin olarak Milli Savunma Bakanlığı ile 21.12.2006 tarihli protokol imzalandığını, 21.12.2006 tarihli ... Tarafından İnşa Edilen/Edilecek Tesislerin Milli Savunma Bakanlığı tahsisli araziler ile takasına ilişkin protokol ile, Hazine adına kayıtlı, Milli Savunma Bakanlığı tahsisli arazilerin müvekkili idareye devri karşılığında, bu arazilerin kıymet takdir bedeli oranında Milli Savunma Bakanlığı'nın ihtiyacı olan tesislerin müvekkili tarafından anahtar teslimi usulü ile inşa edilmesi konusunda anlaşıldığını, 21.12.2006 tarihli protokol uyarınca dava konusu edilen taşınmazın da içinde bulunduğu 34 adet taşınmazın Ekspertiz ve Değerleme A.Ş. tarafından belirlenen toplam 89.146.780,00 TL bedel üzerinden idareye devrinin talep edildiğini, 30.11.2010 tarihinde sözü edilen taşınmazların Maliye Hazinesinden müvekkilince devir alındığını, 03.07.2014 tarihinde de arsa satışı karşılığı gelir paylaşım projesi uygulanması için müvekkilinin iştiraki .... A.Ş.'ye devredildiğini, işbu davanın kamulaştırmayı yapan ve taşınmazı uzun yıllar kamulaştırma amacına uygun olarak kullanan Milli Savunma Bakanlığı'na değil de müvekkiline yöneltilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, pasif husumet yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, davanın Maliye Hazinesine ihbarının gerektiğini, 2942 sayılı Kanun 'un 22 nci maddesinin 3 üncü fıkrasında taşınmazın geri alınmasından söz edebilmek için kamulaştırmanın kesinleşmesinin üzerinden beş yıldan az bir süre geçmiş olması gerektiğini, kamulaştırmanın 1982 yılında tamamlandığının anlaşıldığı, kamulaştırmanın kesinleşmesinin üzerinden 33 yıl geçtiğini, dava konusu taşınmazın iadesinin hukuken mümkün olmadığını, 2942 sayılı Kanun'un kamulaştırmadan vazgeçme, iade, geri alma konularının düzenlendiği 21, 22... üncü maddelerinin hiçbirinde tazminat talebine yönelik bir düzenlemenin mevcut olmadığını, davacının tazminat talebinin haksız ve hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

2.Davalı .... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle;davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın ve terditli davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;Mahkemenin kararının kanuna yüksek mahkeme kararlarına aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın kamulaştırma amacına uygun olarak kullanılmayacağı anlaşıldığından davanın kabulünün gerektiğini, davalı idareler tarafından, kamulaştırılan taşınmazların kamulaştırma amacının ortadan kalkması ile birlikte, üçüncü kişilere devir öncesi, mirasçılara veya hak sahiplerine herhangi bir tebligat yapılmadığı taşınmazın idare tarafından kamulaştırılması ve bu kamulaştırma işleminin kesinleşmesinden sonra, ister bir süre amaca uygun olarak kullanılsın isterse hiç kullanılmasın, ihtiyaç kalmadığının anlaşılması halinde 2942 sayılı Kanunu’nun 22 nci maddesi gereğince taşınmaz mal maliki veya mirasçılarına keyfiyetin duyurulması gerektiği, ancak hiçbir idare bu yükümlülüğe uymamış, bu nedenle ve kamulaştırma işleminin üzerinden uzun zaman geçtiği için yürürlükte olan içtihadi uygulamaya göre, davacılar tarafından uğranılan zararın tazmini talep edildiği, bu davaya karşılık, uzun süren yargılama sonucunda başka bir mahkeme kararına (İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/292 E.) ve muris ...'ın hisse paylarının bulunmadığına ilişkin tapu müdürlüğü yazısına dayanarak tüm davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu, davacıların murislerinin kamulaştırma öncesi davaya konu taşınmazda pay sahibi olduğunu, iş bu davaya konu tüm işlemler ve dava hakkının doğumuna sebep olan taşınmazların kamulaştırma amacının dışında kullanım hali, 2942 sayılı Kanun'da yapılan 11.09.2014 tarihli değişiklikten önce olduğu, taşınmazların kamulaştırma amacının dışında kullanılacağı, taşınmazların son kamulaştırma ve kamu yararına işlem yapma hakkı sahibi ...'den, özel hukuk tüzel kişisi olan ... A.Ş.'ye 03.07.2014 tarihinde satılması ile ortaya çıktığı, dolayısıyla dava hakkı bu tarih itibarıyla oluştuğunu belirterek isitinaf isteminde bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde bulunan hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırılan dava konusu taşınmaza ilişkin olarak davacının geri alım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre.davaya konu İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... sınırları içerisinde bulunan eski 2 pafta, eski 36 (yeni 215, 216) parsel, 45 parsel, eski 72 (yeni 217, 2198) parsel, 184, 185, 186, 187, 1 89... parsellerde kayıtlı taşınmazların bir kısım payının davacıların murislerinin üzerine kayıtlı olduğu, dava konusu taşınmazın kamulaştırma yoluyla Milli Savunma Bakanlığı adına Maliye Hazinesi adına tescil edildiği,Milli Savunma Bakanlığı ile ... arasında 21.12.2006 tarihli ... tarafından inşa edilen/edilecek tesislerin Milli Savunma Bakanlığı tahsisli araziler ile takasına ilişkin protokol imzalandığı, Maliye Hazinesi adına kayıtlı iken 30.11.2010 tarihli satış ile ... Başkanlığı adına tescil edildiği, ... Başkanlığı ile ... A.Ş arasında dava konusu taşınmazları da kapsayan 34 taşınmazla ilgili olarak 02.03.2011 tarihli Gayrimenkul (arsa) Satış Protokolü imzalandığı ve ... adına kayıtlı iken imar uygulaması sonucu oluşan parseller 03.07.2014 tarihli satış ile ... A.Ş adına tescil edildiği anlaşılmıştır.

3. Davaya konu taşınmazların Milli Savunma Bakanlığının 10.06.2016 tarihli yazı cevabında 2010 yılına kadar kamulaştırma amacı doğrultusunda askeri ihtiyaçlar doğrultusunda kullanıldığının bildirildiğinden kamulaştırma amacı dışında işlem ve satış yapılmadığı, tazminat istenebilmesi için gerekli şartların oluşmadığı anlaşıldığı gibi Anayasa Mahkemesinin 11.06.2015 tarihinde yayımlanan 14.05.2015 tarihli ve 2014/177 Esas, 2015/49 Karar sayılı kararı ile 6552 sayılı Kanun'un 101 inci maddesi ile eklenen geçici 9 uncu maddesinde yer alan 22 nci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümlerinin iptal edildiği, böylece 11.09.2014 tarihinden önce açılan ve hâlen kesinleşmeyen davalarda 2942 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası ile getirilen 5 yıllık süre şartının uygulanma imkânı kalmamış ise de temyize konu dava 02.07.2015 tarihinde açılmış olup, anılan madde dava tarihi itibarıyla yürürlükte olup, dosya kapsamına göre hak düşürücü süreler geçirilmiş olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde sonucu itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir.

4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/15123, K. 2026/11946, T. 23.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-15123-e-2026-11946-k-a7c97aa75f3b