Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/1075 E. 2025/9687 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1075
Karar No
2025/9687
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2727 Esas, 2023/2454 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar Taraflar arasındaki 221 sayılı Kanun hükümleri uyarınca taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılardan ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın ... yönünden reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ..., ... Mahallesi 1059 ada 15 parsel numaralı taşınmazda ... ve ...’e ait hisseler ile ilgili açılan kamulaştırmasız el atma davasında ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/154 Esas, 2016/542 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmaza 1942 yılında el atıldığının tespit edildiği, 221 sayılı Kanun kapsamında hak düşürücü süre nedeni ile davanın reddine karar verildiği, anılan kararın Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, dolayısıyla dava konusu ... Mahallesi, 1059 ada 15 parselin tamamına 1956 tarihinden önce el atıldığının mahkeme kararı ile sabit olduğu belirtilerek, 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanunun 1 ve 7 nci maddeleri ve resen dikkate alınacak nedenlerle taşınmazın davacı ... lehine tapu kaydından terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; belediye başkanlığınca taşınmaz üzerinde herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın, yol ve kaldırım yapmak suretiyle fiili olarak el atıldığını, bu işlem neticesinde ... ve diğer hissedarlara herhangi bir bedel ödemediğini, bu kapsamda ...'in ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/154 Esas, 2016/542 Karar sayılı dosyasıyla ilgili taşınmaza ilişkin kamulaştırmasız el koyma sebebiyle tazminat davası açtığını, yapılan yargılama neticesinde davanın reddedildiğini, terkin işleminin gerçekleşmesi için taşınmazın rayiç bedelinin tespit edilerek ...'e hissesi oranında ödenmesi gerektiğini, bu kapsamda mahkeme tarafından bilirkişi aracılığıyla yaptırılacak olan değerlendirme neticesinde taşınmazın rayiç bedelinin hesaplanması gerektiğini bu nedenle huzurdaki haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının mülkiyet hakkı ihlal edilerek terkinine kararı verilemeyeceğini, usul ve kanuna uygun kamulaştırma yapılmadığını, ödenmiş bir bedelin olmadığını, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu ... ili, ..., ... Mahallesi 1059 ada 15 parsel numaralı taşınmazın 26 m² yüzölçümlü olarak davacılar murisleri adına kayıtlı olduğu, davalılardan ... tarafından ....Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/154Esas, 2016/542 Karar sayılı dosyasında açılan dava konusu taşınmaza yönelik kamulaştırmasız el atmadan kaynaklı tazminat istemli dava dosyası bilirkişi raporları ile iş bu dava dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazın 1942 yılından itibaren kaldırımda kaldığı ve kaldırım olarak kullanıldığının tespit edildiği, davalı ... tarafından 22.03.2016 tarihinde ....Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/154 Esas sayılı dava dosyasında açılan kamulaştırmasız el koymadan kaynaklanan tazminat istemli davanın 221 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesine göre Kanun'un yürürlük tarihinden itibaren 2 yıl içerisinde dava açılması gerektiği, Kanun'un yürürlük tarihinin 03.01.1961 tarihi olduğundan süresi içerisinde açılmadığı belirtilerek "Reddine" karar verildiği, Dairelerinin 12.04.2018 tarihli ve 2018/448 Esas, 2018/997 Karar sayılı kararı ile davacı tarafın istinaf itirazlarının esastan reddine dair kararının temyizi üzerine, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 21.11.2019 tarihli ve 2018/8306 Esas, 2019/18760 Karar sayılı kararı ile usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verildiği ve ilâmın kesinleştiği, akabinde davacı idare tarafından 221 sayılı Kanun'un 1 inci ve 7 nci maddeleri uyarınca taşınmazın tapu kaydından terkini talepli iş bu davanın açıldığı anlaşıldığı, kesinleşen mahkeme kararı ile de sabit olduğu üzere davaya konu taşınmaza 1942 yılında el atıldığı hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, her ne kadar mahkeme tarafından; dava konusu taşınmaza 1942 yılında el atıldığının sabit olduğu ve buna bağlı olarak "12.01.1961 yürürlük tarihli ve 221 sayılı Amme Hükmi Şahıslar veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Taşınmazlar Hakkındaki Kanunun 4 üncü maddesinde hak düşürücü sürenin gayrimenkulün bedelinin dava hakkı bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene sonra düşeceğinin belirtildiği ve hak düşürücü sürelerin dolduğu" gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de 221 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinde "6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kamulaştırma işlerine dayanmaksızın, Kamulaştırma Kanunlarının göz önünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkuller ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır." hükmünün yer aldığı, 4 üncü maddesinde "Gayrimenkulün bedelini dava hakkı bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene sonra düşer." hükmü, 04.08.2022 tarihli ve ... tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 21.04.2021 tarihli ve 2021/19 Esas, 2021/46 Karar sayılı kararı ile "bu kanunun 1.maddesinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline, kalan maddelerinin ise 6216 saylı Kanunun 43 üncü maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptallerine, iptal hükümlerinin Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine" karar verilmiş, iş bu kararın yayımı tarihinden itibaren dokuz aylık süre 04.05.2023 tarihinde dolduğu, Anayasa’nın 153 üncü maddesi “Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. ……..İptal kararları geriye yürümez. Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” hükmünü içerdiğinden, bununla birlikte Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği ilkesi kesinleşmiş kararlara ilişkin olduğundan başta Yargıtay ve Danıştay olmak üzere tüm yüksek mahkemelerin yerleşmiş içtihadı, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının yargılama aşamasında görülmekte olan tüm davalara derhal uygulanması gerektiği belirtilirken, iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesi kapsamında kesin hüküm halini alan kararlar ve kazanılmış hakların korunmasıyla sınırlandırıldığı ve Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 30.10.2013 tarihli ve 2010/2292 Esas, 2013/366 Karar sayılı kararı da bu doğrultuda olduğu, Anayasa Mahkemesince bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği, yine Anayasa'ya aykırılığı hükmen saptanmış olan bir yasa kuralının uygulanmasının hukuken korunması gibi bir sonuca neden olacağı, bunun Anayasa’nın üstünlüğü ve Hukuk Devleti ilkesine aykırı düşeceği tartışmasız olup, davaya dayanak 221 sayılı Kanun'un uygulanma imkanı kalmadığından davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile (istinaf edenin sıfatı ve idarenin kararı istinaf etmeyen davalılar yönünden usulü kazanılmış hakkı gözetilerek) İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu ... Mahallesi 1059 ada 15 parselin tamamına 1956 tarihinden önce el atıldığının mahkeme kararı ile sabit olduğu belirtilerek, 221 sayılı Kanun'un 1 inci ve 7 nci maddeleri dava açıldığı tarihte yürürlükte olduğundan ve resen dikkate alınacak nedenlerle taşınmazın davacı ... lehine tapu kaydından terkinine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların davacı idare adına tescili istemine ilişkindir. 2.Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Dava konusu taşınmazda ... ve ...’e ait hisseler ile ilgili açılan kamulaştırmasız el atma davasında ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/154 Esas, 2016/542 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmaza 1942 yılında el atıldığının tespit edildiği, 221 sayılı Kanun kapsamında hak düşürücü süre nedeni ile davanın reddine karar verildiği, anılan kararın Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, dolayısıyla dava konusu ... Mahallesi, 1059 ada 15 parselin tamamına 1956 tarihinden önce el atıldığının mahkeme karan ile sabit olduğu anlaşılmışır. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. 221 sayılı Kanun’un 1 inci ve 7 nci maddeleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun geçici 4 üncü maddesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli ve 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli ve 2005/288 Esas, 2005/352 Karar sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarihli ve 1989/14 Esas, 1989/49 Karar, 12.12.1989 tarihli ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında, 221 sayılı Kanun’un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihinin 04.05.2023 olduğu ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetildiğinde, 09.10.1956 tarihinden önce fiilen el atılan ve kamuya tahsis edilen taşınmazlar ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına kamulaştırılmış ve dava konusu taşınmazın mülkiyeti 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 705/2 inci maddesi gereğince tescilden önce kazanılmış sayılacağından, mahkemenin vereceği tescil kararının yenilik doğurucu değil daha önce meydana gelmiş bir hukuki durumu tespit edici (bildirici) nitelikte bulunmasından dolayı davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/1075, K. 2025/9687, T. 25.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-1075-e-2025-9687-k-2ad3790a5760