Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2022/4752 E. 2025/11059 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/4752
Karar No
2025/11059
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/3 Esas, 2021/992 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasındaki 221 sayılı Kanun uyarınca taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilerek, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; 1953 yılındaki kadastro çalışmaları neticesinde Diyarbakır ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 29 parsel sayılı taşınmazın davalıların murisi ile Hazine arasında hisseli olduğunu, taşınmazın beyanlar hanesinde talimhane, kargir kışla, garaj, işocağı depo, tarla ve atış yerleri olduğu belirtilerek Hazine ile davalıların murisleri adına tespit edildiğini, 1919 yılından beridir askeri kullanıma haiz olduğunu, 221 sayılı Kanun'un 1 inci ve 4 üncü maddelerine göre el atıldığını ve maliklerince iki sene içinde dava açılmadığını belirterek taşınmazın davalıların murisleri adına olan hissenin iptali ile hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddini talep etmişlerdir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 29.09.2015 tarihli ve 2013/1523 Esas, 2015/416 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; fen bilirkişi raporu ile eki kroki, kadastro tespiti ve tutanağına göre yapılan incelemede; 1953 yılında 29 parsel sayılı taşınmaz çevresindeki taşınmazlarda askeri birliğe ait yapıların bulunduğu, dava konusu taşınmazın da yine bu tarihteki kadastro tespiti sırasında askeri birlikçe talim yeri olarak kullanıldığının sabit olduğu, bu itibarla, dava konusu taşınmaza, kadastro tespitinin yapıldığı tarih itibari ile 09.10.1956 tarihi öncesinde fiilen el atıldığı tartışmasız olduğundan, 221 sayılı Kanun uyarınca davanın kabulü ile dava konusu yapılan taşınmazın davalılar adına olan paylarının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, davanın reddine hükmedilmesi ve davalılar ile tapu malikleri arasındaki hukuki ilişkiyi ispatlayan veraset ilâmı vs. belgelerin tümü dosya arasına alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; 221 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanamayacağını, davanın reddi, olmadığı taktirde askeri bölge dışında kalan kısmın ifrazı ile kısmen kabul kararı verilmesi gerektiğini, kadastro tespitinden sonra hak düşürücü süre içerisinde dava açılmadığından davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; 221 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanamayacağını, taşınmaza 1956 tarihinden sonra el atılmış olduğunu, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. 3. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; 221 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanamayacağını, 1956 yılı öncesinde fiilen tahsis şartının gerçekleşmemiş olduğunu, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. 4. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; 221 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanamayacağını, mülkiyet hakkının ihlali nedeniyle 221 sayılı Kanun uygulamasının doğru olmadığını, fiilen tahsis durumunun sözkonusu olmadığını, taşınmazın birkısmının fiilen tahsis edildiğini ileri sürmüştür. 2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı gibi 221 sayılı Kanun’un 1 inci ve 7 nci maddeleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun geçici 4 üncü maddesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli ve 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli ve 2005/288 Esas, 2005/352 Karar sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarihli ve 1989/14 Esas, 1989/49 Karar, 12.12.1989 tarihli ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında, 221 sayılı Kanun’un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihinin 04.05.2023 olduğu ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetildiğinde, 09.10.1956 tarihinden önce fiilen el atılan ve kamuya tahsis edilen taşınmazlar ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına kamulaştırılmış ve dava konusu taşınmazın mülkiyeti 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 705/2 nci maddesi gereğince tescilden önce kazanılmış sayılacağından, Mahkemenin vereceği tescil kararının yenilik doğurucu değil daha önce meydana gelmiş bir hukuki durumu tespit edici (bildirici) nitelikte bulunmasından dolayı davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 3. Taşınmaz tapu kaydına göre Seyrantepe Mahallesinde bulunmasına rağmen yazılı şekilde infazı zorlaştırıcı karar verilmesi hususu kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gerektiğinden hükmün bozulması gerekir. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının ayrı ayrı REDDİNE, 2. Kamu düzeni gereğince temyiz olunan Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yeralan “Cumhuriyet” kelimesinin çıkartılması, yerine “Seyrantepe” kelimesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davalılardan peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde iadesine, 14.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2022/4752, K. 2025/11059, T. 14.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2022-4752-e-2025-11059-k-8e00f0c7ffe4