Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2023/11013 E. 2025/9709 K.
Konu: Dava Konusu Taşınmazların Davacı İdare Adına Tescili
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/11013
- Karar No
- 2025/9709
- Karar Tarihi
- Konu
- Dava Konusu Taşınmazların Davacı İdare Adına Tescili
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1068 Esas, 2022/1023 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar Taraflar arasındaki dava konusu taşınmazların davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım davalı vekilince tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ..., ... Mahallesi 57, 108, 118, 167 ve 173 parsel sayılı taşınmazlardaki davalılar adına kayıtlı taşınmazların ... Barajı yapımı nedeniyle kamulaştırıldığını ve davalılar murisi ... tarafından açılan ... Asliye Hukuk Mahkemesindeki bedel artırım davalarında taşınmazların 28.04.1956 tarihinde göl içinde kaldığı hususunun yazılı olduğunu, bu sebeple 221 sayılı Kanun uyarınca dava konusu taşınmazlardaki davalılar adına olan tapu kaydının iptali ve davacı idare adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu talebin davanın zamanaşına uğradığını bu nedenle öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, dava dilekçesinde söz konusu taşınmazların kamulaştırma bedellerinin ödenmiş olduğunu iddia ettiğini; fakat herhangi bir ödeme olmadığını buna dair herhangi bir de ödeme belgesi sunulmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı idare istinaf dilekçesinde özetle; açılmış olan tüm bedel artırım davalarında Mahkemece, kamulaştırmaya konu baraj ile ilgili olarak baraj kapaklarının 28.04.1956 tarihinde kapandığı ve barajın bu tarih itibari ile oluşmaya başladığının kabul edildiği bu durumda fiilen su altında kalmasa da el atma işleminin bu tarih itibari ile gerçekleştiğinin kabulü ve 09.10.1956 tarihinden önce el atıldığından 221 sayılı Kanun uyarınca taşınmazların tapusunun iptali ve davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davalılar yada murislerince açıldığı belirtilen bedel artırım davasına ilişkin dosya bulunamamış ise de aynı nedenle açılan tescil davalarında dosyalara sunulan bedel artırım davalarında, 28.04.1956 tarihinde, baraj gölünün oluşumu başladığının belirtildiği, bu durumda el atma sürecinin de bu tarihten başladığının kabul edildiği ve bu durum Dairelerince de doğru bulunduğu, dava konusu taşınmazların fiilen su altında kalmaları 09.10.1956 tarihi sonrası olmuşsa da dosya içerisindeki kamulaştırma belgelerine göre dava konusu taşınmazlar kamulaştırma sınırı içinde başka bir ifade ile baraj maksimum kot seviyesi altında oldukları ve barajın su tutmaya başladığı tarihten itibaren bu taşınmaz içinde bulunulmasının can ve mal emniyeti açısından tehlike arz ettiği, bundan dolayı baraj kamulaştırmalarında su tutulmaya başlama tarihi fiili el atma tarihi olarak kabul edildiği göz önüne alındığında, fiilen su altında kalınmasa bile taşınmazlara bu tarihte el atıldığının kabulü ile 221 sayılı Kanun kapsamında süresi içinde dava açılmamakla kamulaştırma işlemi kesinleştiğinden, dava konusu taşınmazlardaki davalılar murisi adına olan tapu kaydının iptali ve davacı idare adına tapuya tesciline karar verilmesi gerektiğinden, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Bir kısım davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlara 1956 tarihinden önce el atıldığının kabul edilmesinin hatalı olduğunu, açılan dava ile mülkiyet hakkının kısıtlandığını, açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların davacı idare adına tescili istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre bir kısım davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Dava konusu taşınmazlara ilişkin davacılar yada murislerince açılmış tezyidi bedel dava dosyasının, dosyanın imha edilmiş olması halinde ise kesinleştirilmiş karar örneğinin mahkemesinden temin edilip ve dava konusu taşınmazların kamulaştırılmasına ilişkin tüm belgeler ilgili idareden istenip kamulaştırma işleminin kesinleşip kesinleşmediğinin tespit edilmesi gerekir. 4. Kabule göre de dava konusu taşınmazlara, davalı idare tarafından, 09.10.1956 tarihinden önce el atıldığı ileri sürüldüğünden, dava konusu taşınmazlara ne zaman el atıldığı, ilgili resmî kuruluşlardan dava konusu taşınmazların 1956 öncesi hava fotoğrafları temin edilerek, refakate resen alınacak hava fotogrometri uzmanı bilirkişiler eşliğinde mahallinde keşif yapılarak, hava fotoğrafları üzerinde dava konusu taşınmazın konumu da işaretlettirilmek suretiyle ve tarafların dava konusu taşınmazlara el atma ile ilgili tanık, teslim tutanağı, geçici ve kesin kabul tutanakları da dahil olmak üzere tüm delillerinin sorulup, taşınmaza fiilen hangi tarihte el atıldığı kesin olarak saptanıp, dava konusu taşınmaza 09.10.1956 tarihinden sonra el atıldığının tespiti halinde; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 4 üncü maddesiyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli ve 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarih 2005/288 Esas, 2005/ 352 Karar sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarih 1989/14 Esas, 1989/49 sayılı kararı ve 12.12.1989 tarih 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında 221 sayılı Kanun'un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihi olan 04.05.2023 tarihinden çok önce 13.01.1963 tarihinde iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve davalı yararına kazanılmış hak oluştuğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bir kısım davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalılardan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Davacı vekili ... ili, ..., ... Mahallesi 57, 108, 118, 167 ve 173 parsel sayılı davalılar adına kayıtlı taşınmazların ... yapımı nedeniyle kamulaştırıldığını ve davalılar murisi ... tarafından ... Asliye Hukuk Mahkemesine açılan bedel artırım davalarında taşınmazların 28.04.1956 tarihinde göl içinde kaldığı hususunun yazılı olduğunu, bu sebeple 221 sayılı Kanun uyarınca dava konusu taşınmazlardaki davalılar adına olan tapu kaydının iptali ve davacı idare adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile “her ne kadar davalılar yada murislerince açıldığı belirtilen bedel artırım davasına ilişkin dosya bulunamamış ise de aynı nedenle açılan tescil davalarında dosyalara sunulan bedel artırım davalarında, 28.04.1956 tarihinde, baraj gölünün oluşumu başladığının belirtildiği, bu durumda el atma sürecinin de bu tarihten başladığının kabul edildiği, dava konusu taşınmazların fiilen su altında kalmaları 09.10.1956 tarihi sonrası olmuşsa da dosya içerisindeki kamulaştırma belgelerine göre dava konusu taşınmazlar kamulaştırma sınırı içinde başka bir ifade ile baraj maksimum kot seviyesi altında oldukları ve barajın su tutmaya başladığı tarihten itibaren bu taşınmaz içinde bulunulmasının can ve mal emniyeti açısından tehlike arz ettiği, bundan dolayı baraj kamulaştırmalarında su tutulmaya başlama tarihi fiili el atma tarihi olarak kabul edildiği göz önüne alındığında, fiilen su altında kalınmasa bile taşınmazlara bu tarihte el atıldığının kabulü ile 221 sayılı Kanun kapsamında süresi içinde dava açılmamakla kamulaştırma işlemi kesinleştiğinden, dava konusu taşınmazlardaki davalılar murisi adına olan tapu kaydının iptali ve davacı idare adına tapuya tesciline karar verilmesi gerektiğinden, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne” karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının bir kısım davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce özetle: “... Dava konusu taşınmazlara ilişkin davacılar yada murislerince açılmış tezyidi bedel dava dosyasının, dosyanın imha edilmiş olması halinde ise kesinleştirilmiş karar örneğinin mahkemesinden temin edilip ve dava konusu taşınmazların kamulaştırılmasına ilişkin tüm belgeler ilgili idareden istenip kamulaştırma işleminin kesinleşip kesinleşmediğinin tespit edilmesi gerekir.” denilmek suretiyle asıl bozma sebebi yazıldıktan sonra “ Kabule göre de dava konusu taşınmazlara, davalı idare tarafından, 09.10.1956 tarihinden önce el atıldığı ileri sürüldüğünden, dava konusu taşınmazlara ne zaman el atıldığı, ilgili resmî kuruluşlardan dava konusu taşınmazların 1956 öncesi hava fotoğrafları temin edilerek, refakate resen alınacak hava fotogrometri uzmanı bilirkişiler eşliğinde mahallinde keşif yapılarak, hava fotoğrafları üzerinde dava konusu taşınmazın konumu da işaretlettirilmek suretiyle ve tarafların dava konusu taşınmazlara el atma ile ilgili tanık, teslim tutanağı, geçici ve kesin kabul tutanakları da dahil olmak üzere tüm delillerinin sorulup, taşınmaza fiilen hangi tarihte el atıldığı kesin olarak saptanıp, dava konusu taşınmaza 09.10.1956 tarihinden sonra el atıldığının tespiti halinde; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 4 üncü maddesiyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli ve 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarih 2005/288 Esas, 2005/ 352 Karar sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarih 1989/14 Esas, 1989/49 sayılı kararı ve 12.12.1989 tarih 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında 221 sayılı Kanun'un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihi olan 04.05.2023 tarihinden çok önce 13.01.1963 tarihinde iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve davalı yararına kazanılmış hak oluştuğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesinin” bozmayı gerektirdiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilâmı yerinde olmadığı gibi dosya kapsamına da uygun değildir. Şöyle ki; dava konusu taşınmaza ait bedel arttırım davası dosyası bulunamamış ancak dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile dava konusu taşınmaz dışında aynı kamulaştırma kapsamında (... yapımı nedeniyle) kamulaştırılan taşınmazlara ait bedel arttırım davası dosyalarında 28.04.1956 tarihinde baraj gölünün oluşumunun başladığı başka bir söyleyiş ile barajın su tutmaya başladığı ve barajın maksimum kot seviyesi altında kalan taşınmazların bu tarihten itibaren güvenlik açısından kullanılmasının mümkün olmadığı dolayısıyla Dairemiz yerleşik uygulamalarına göre de su tutulmaya başlama tarihinin fiili el atma tarihi olarak kabul edildiği gözetildiğinde dava konusu taşınmazlara 28.04.1956 tarihinde el atıldığının kabulü gerekir. Dava konusu taşınmazların davacı idare adına tescili talep edildiğine göre “221 sayılı Kanun’un 1 inci ve 7 nci maddeleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun geçici 4 üncü maddesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli ve 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli ve 2005/288 Esas, 2005/352 Karar sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarihli ve 1989/14 Esas, 1989/49 Karar, 12.12.1989 tarihli ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında, 221 sayılı Kanun’un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihinin 04.05.2023 olduğu ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetildiğinde, 09.10.1956 tarihinden önce fiilen el atılan ve kamuya tahsis edilen taşınmazlar ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına kamulaştırılmış ve dava konusu taşınmazın mülkiyeti 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 705/2 inci maddesi gereğince tescilden önce kazanılmış sayılacağından, mahkemenin vereceği tescil kararının yenilik doğurucu değil daha önce meydana gelmiş bir hukuki durumu tespit edici (bildirici) nitelikte bulunmasından dolayı...” denilmek suretiyle Dairemiz ilke ve uygulamaları doğrultusunda verilen Bölge Adliye Mahkemesinin davanın kabulüne dair kararının ONANMASI gerekmektedir. Zira somut olayda el atma tarihi 09.10.1956 tarihinden önce olduğundan yukarıda izah edildiği üzere 221 Sayılı Kanun kapsamında değerlendirme yapılarak kararın ONANMASI ile yetinilmesi gerekirken dosya kapsamı ile uyumlu olmayacak şekilde tezyidi bedel dava dosyasının, imha edilmiş olması halinde ise kesinleştirilmiş karar örneğinin temini suretiyle kamulaştırma işleminin kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması yoluna gidilmesi doğru olmadığı gibi bunun yanı sıra kabule göre denilerek Dairemiz ilke ve uygulamalarında yeri olmadığı halde 09.10.1956 tarihinden sonraki fiili el atmalarda 221 sayılı Kanun uyarınca iki yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozma gerekçesi yazılması, 09.10.1956 tarihinden sonraki el atmalarda 221 sayılı Kanun'un uygulanma kabiliyeti bulunmadığından isabetli olmayıp ilke ve uygulamalarımızla ilgili tereddüt oluşturduğundan Sayın Çoğunluğun bozma görüşüne katılamıyorum. 25.06.2025