Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/6899 E. 2025/9857 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6899
Karar No
2025/9857
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/331 Esas, 2024/18 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu ... ili, ..., ... Mahallesi 43 ada 11 parsel sayılı taşınmaz müvekkillerinin murisi ...adına kayıtlı iken davalı idare tarafından el atıldığını ve taşınmazın 16 parsel numarasını aldığını, dava konusu taşınmazın ilk olarak 31.05.1957 tarihinde tapulama yolu ile tescil edildiğini ve devamla taraf teşkili sağlanmaksızın mahkeme kararı ile 16.10.1974 yılında davalı idare adına yolsuz olarak tescil edildiğini, müvekkillerine veya murislerine yapılmış usulüne uygun bir tebligat bulunmadığı gibi bir ödemede yapılmadığını, müvekkillerinin kamulaştırmasız el atma nedeniyle dava konusu taşınmazdan istifade edemediklerini ve mülkiyet haklarının kısıtlandığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; 221 sayılı Kanun gereği kamulaştırılmış sayılan taşınmaz ile ilgili malike tanınan tazminat talep hakkı için 2 yıllık süre geçmiş olduğundan hak düşürücü süre nedeniyle tazminat talep edilemeyeceğini, taşınmazın müvekkili idare adına hükmen tapuya tescil edildiğini, davacı yanın yolsuz tescil ve buna bağlı uğranılan zarar iddialarının ispat edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.11.2019 tarihli ve 2017/355 Esas, 2019/269 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 09.06.2021 tarihli ve 2020/291 Esas, 2021/1106 Karar sayılı kararıyla dava konusu taşınmazın ifrazı öncesi ... Mahallesi 43 ada 11 parselin, 31.05.1957 tarihli Kadastro Komisyonu kararıyla ... oğlu ... adına tapu kaydına dayalı olarak tespit edildiği, anılan belgeler ve tapu kaydı itibarıyla kadastro tespit tarihinde dava konusu taşınmazın davacıların murisinin kullanımında olduğunun kabulü gerektiği, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1973/653 Esas, 1974/214 Karar sayılı kararına dayalı olarak ... Sular İdaresi Genel Müdürlüğü adına 221 sayılı Kanun uyarıca yapılan tescilin hasımsız olarak açılan davada verilmesi nedeniyle yolsuz tescil niteliğinde olduğu, bu halde dava konusu taşınmaza 09.10.1956 tarihinden sonra el atılmış olması nedeniyle dava konusu taşınmazın 221 sayılı Kanun'un 1inci maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği ve anılan Kanun'un 4. maddesinde yer verilen hak düşürücü sürenin uygulama yeri bulamayacağı anlaşıldığından davalı vekilinin 221 sayılı Kanun gereğince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi yönündeki istinaf nedenine ve mülkiyeti kazandıkları yönündeki istinaf nedenine itibar edilmediği ve arsa niteliğindeki taşınmaza mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yapılarak değer biçen bilirkişi raporuna göre el atma bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmazın 221 sayılı Kanun uyarınca hükmen davalı idare adına tesciline ilişkin dava hasımsız yürütüldüğünden, ... 2. Asliye Mahkemesi'nin 1973/653 Esas, 1974/214 Karar sayılı hükmü idare adına yolsuz tescil niteliğinde olsa da dava konusu taşınmazın 31.05.1957 tarihinde kadastro tespiti sonucu o tarihteki malikleri adına tespit edildiği ve dava açma hakkının da bu tarihte elde edildiği, dava konusu taşınmaza 09.10.1956 tarihinden çok önce ... ve isale hattı olarak el atıldığı, 221 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde yer alan 2 yıl içerisinde (12.01.1963 tarihine kadar) taşınmaz maliklerince dava açılmadığından davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Anayasa Mahkemesi iptal kararı nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; 221 sayılı Kanun'un Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi üzerine Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği kuralı da dikkate alınarak maddi anlamda kazanılmış haklara tesir etmeyeceğinden davanın reddi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi kararları kural olarak yürürlüğe girdikleri tarih itibarıyla derhal etki gösterdiklerinden maddi anlamda kazanılmış haklara ve kesinleşmiş mahkeme kararlarına ilişkin olup usulü kazanılmış haklar bakımından geçerli olmadığını, diğer taraftan davanın yasal dayanağı bulunmadığını, 1956 yılından önce el atılan taşınmazlarda tazminat talep edilemeyeceğini, kanuni düzenlemeler bakımından incelendiğinde dava konusu taşınmaz hakkındaki hükmen tescil kararının ve tescil işleminin usulüne uygun olduğunu, tescilin kurucu değil açıklayıcı nitelikte bulunduğunu, ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1973/673 Esas, 1974/214 Karar sayılı kararına binaen tapuya yapılan tescil yolsuz tescil sayılsa dahi 1981 tarihli 2560 sayılı ... Kuruluş Ve Görevleri Hakkında Kanun uyarınca, içtihatla yolsuz sayılan tescilin kanun hükmü ile düzeltildiğini, böylece ... Genel Müdürlüğü adına tapuya tescil edilen taşınmazın ... Genel Müdürlüğü yasal mülkü haline geldiğini ve malik sıfatını haiz olan ... Genel Müdürlüğü'ne kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açılamayacağını, ... Genel Müdürlüğü adına 221 sayılı Kanun uyarınca yapılmış sayılan bir kamulaştırma işlemi bulunduğundan kamulaştırmasız el atmanın da söz konusu olmayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3.Dava konusu taşınmazın evveliyatı olan ..., ... Mahallesi 43 ada 11 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit çalışmaları sonucunda 31.05.1957 tarihinde davacıların murisi adına tescil edildiği, ... Sular İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1973/653 Esas, 1974/214 Karar sayılı dosyası ile taşınmazın 885 m² bölümünün (ifrazen oluşan 43 ada, 16 parsel) 221 sayılı Kanun hükümleri uyarınca davalı idare adına tesciline karar verildiği, taşınmaza 09.10.1956 tarihinden çok önce ... nedeniyle el atıldığı anlaşılmıştır. 4. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 4 nci maddesiyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli ve 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli ve 2005/288 Esas, 2005/ 352 Karar sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarihli ve 1989/14 Esas, 1989/49 sayılı kararı ve 12.12.1989 tarihli ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı Kararları nazara alındığında 221 sayılı Kanun'un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihi olan 04.05.2023 tarihinden çok önce 13.01.1963 tarihinde iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve davalı yararına kazanılmış hak oluştuğu, Anayasa Mahkemesi iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/6899, K. 2025/9857, T. 26.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-6899-e-2025-9857-k-b4baa2a34174