Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2022/3569 E. 2026/6335 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2022/3569
Karar No
2026/6335
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI :2014/... Esas, 2015/150 Karar SUÇLAR:Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, bu amaçla kurulan örgüte üye olma, ihaleye fesat karıştırma HÜKÜMLER:Mahkumiyet (sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve ihaleye fesat karıştırma suçlarından sanık ... haricindeki diğer sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan), beraat (sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan), hükmün açıklanmasının geri bırakılması (sanıklardan ... hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, ..., ..., ..., ... ve ... hakkında bu amaçla kurulan örgüte üye olma suçundan) TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düzeltilerek onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre sanıklara yüklenen ihaleye fesat karıştırma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Sağlık Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve bu suçtan verilen beraat hükümlerinin vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7417 sayılı Kanun) yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, adı geçen Bakanlığın 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca bu suç yönünden başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığına, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca 31.03.2015 tarihinde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, aynı Kanun'a 7499 sayılı Kanun ile eklenen geçici madde 6/2-b hükmünde yer alan "1/6/2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları hakkında itiraz kanun yolunun uygulanmasına devam olunur. Bu itirazlar, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 231. maddenin on ikinci fıkrasında yapılan değişiklikten önceki hükümlere göre sonuçlandırılır." şeklindeki düzenleme gereği itiraz kanun yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı, 5271 sayılı Kanun'un 264. maddesi hükmü de gözetilerek sanıklar müdafiilerinin bu husustaki temyiz istemlerinin itiraz mahiyetinde kabulü ile dosyanın bu yönden İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, tayin olunan ceza miktarına nazaran yasal koşulları bulunmadığından sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 318. maddesi gereğince REDDİNE, incelemenin katılanlar vekillerinin ihaleye fesat karıştırma suçundan verilen beraat hükümlerine ve müdafiilerinin sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazları ile sınırlı ve duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: 1) 24.11.2009 tarihli ... Devler Hastanesi temizlik ihalesine ilişkin sanıklar ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılanlar vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 2) Sanıklardan ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile ... hakkında kurulan tüm hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanık ...'in hükümden sonra 18.05.2023 tarihinde vefat ettiği Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden temin edilen nüfus kaydından anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas, 2024/281 sayılı Kararı da gözetilerek bu hususta bir karar verilmesi lüzumu ile sanık ...'ye isnat edilen suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 220/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihleri olan 20 09... yılları ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1, 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklardan ... hakkındaki kamu davasının ölüm, ... hakkındaki kamu davasının ise zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE, 3) 06.11.2009 tarihli ... Devlet Hastanesi Bahçe Bakım ihalesine ilişkin olarak sanıklar ..., ..., ..., ... ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; 5271 sayılı Kanun'un 138/2. madde ve fıkrasındaki düzenleme ile iletişimin denetlenmesi tedbiri sırasında, yapılan soruşturma veya kovuşturmayla ilgili olmayan fakat 135. maddede sayılan suç veya suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delilin elde edilmesi durumunda, bu delilin kullanılabileceğinin kabul edildiği, tedbirin uygulanması sonucu elde edilen delillerin 135. maddede sayılan suçlarla sınırlı olmak kaydıyla aynı soruşturma veya kovuşturmayla ilgili olmayan suçlar yönüyle kullanılabileceği kabul edilebilir ise de; suç tarihlerinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un "Tesadüfen elde edilen deliller" başlıklı 138/2. madde ve fıkrasında yer alan "Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135 inci maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet savcılığına derhâl bildirilir." şeklindeki düzenlemeye uygun şekilde hareket edilmesinin zorunlu olduğu, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi tedbiri uygulandığı sırada elde edilen tesadüfi delillerin hukuka uygun kabul edilip kullanılabilmeleri için bu delilin elde edilmesinden sonra derhal savcılığa bilgi verilmesi gerektiği, ceza muhakemesinde temel hak ve özgürlükleri sınırlayan kurallar ihlal edilerek toplanan delillerin hukuka aykırı sayılması, kanuna aykırılıktan daha geniş bir içeriğe sahip olan hukuka aykırılık kavramının kapsam ve çerçevesi belirlenirken, gerek pozitif hukuk metinlerine gerekse kişilerin temel hak ve hürriyetlerine ilişkin evrensel hukuk ilkelerine aykırılık bulunup bulunmadığının gözetilmesi ve aykırılığın varlığı durumunda "hukuka aykırılığın mevcudiyetinin" kabul edilmesi gerektiği, tesadüfi delil elde edildikten sonra dinleme süresinin bitirilmesi beklenerek veya dinlemeye devam edilip başka tesadüfi deliller de elde edildikten sonra bilgilendirilme yapıldığı takdirde de tesadüfi delillerin hukuka uygun olduğundan bahsedilemeyeceği gözetildiğinde; sanıklar hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme veya üye olma suçları kapsamında iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbiri kararlarının icrası sırasında sanıkların kendi arasında yapılan görüşmelerin kolluk görevlilerince konuşma dökümlerinin tutanak altına alındığı, Cumhuriyet Başsavcılığınca suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve ihaleye fesat karıştırma suçlarından soruşturmaya devam edildiği, sanıkların aşamalardaki savunmalarında da üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmedikleri nazara alındığında, sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan usulünce alınan bir iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararının bulunup bulunmadığı, suç unsuru olan görüşme içeriklerinin Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilme şekli, suça konu görüşmelerin iletişimin dinlenilmesi sırasında mı yoksa kayıtların tutanak altına alınmasından sonra mı fark edildiğine ilişkin tüm bilgi ve belgelerin dosya arasına alınması sonrasında, delillerin hukuka uygun olup olmadığı belirlenerek hukuka uygun olmadığının anlaşılması durumunda suçun sübutunda kanıt olarak kullanılamayacağı dikkate alınıp bunlara dair kayıtlar dışlandıktan sonra diğer deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kabule göre de; Sanıkların 5237 sayılı Kanun'un 237/2-c maddesinde düzenlenen ihaleye fesat karıştırma suçunu işledikleri kabul edilmesine rağmen temel cezanın aynı Kanun'un 235/3-a maddesi dikkate alınmadan 235/1. maddesi uyarınca 3 yıl olarak belirlenmesi, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin birinci fıkrasıyla ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, Sanıklar hakkında 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 17. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 59/1. maddesi uyarınca yasaklama kararı verilmesi gerektiğinin nazara alınmaması, Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerinin itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin, sanıkların kazanılmış hakkı saklı tutularak, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 3 21... /son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2022/3569, K. 2026/6335, T. 06.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2022-3569-e-2026-6335-k-ef5ff1ab6035