Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2021/5743 E. 2025/10589 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/5743
- Karar No
- 2025/10589
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR: Tefecilik, tehdit, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a (6136 sayılı Kanun) muhalefet HÜKÜMLER: Mahkumiyet (sanıklardan ... hakkında 6136 sayılı Kanun'a muhalefet, ..., ..., ... ve ... hakkında tefecilik, ..., ..., ... ve ... hakkında tehdit suçlarından), beraat (sanık ... hakkında tefecilik suçundan)
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü: Katılan vekilinin temyiz isteminin tefecilik suçundan kurulan hükümlere yönelik olduğu gözetilerek yapılan incelemede;
1) Sanıklardan ..., ..., ..., ... ve ... hakkında tefecilik, ... hakkında 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneklerine göre hükümlerden sonra sanıklardan ...'ın 20.12.2019, ...'ın 05.09.2024 tarihlerinde vefat ettiklerinin tespit edilmiş olması karşısında Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas, 2024/281 sayılı Kararı da gözetilerek, bu hususta bir karar verilmesi lüzumu ile diğer sanıkların üzerine atılı tefecilik suçunun suç tarihine göre lehe olan 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 241/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri uyarınca belirlenen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihi olan 2010 yılı ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/8. maddeleri gereğince sanıklar ... ve ... hakkında açılan kamu davalarının ölüm, diğer sanıklar hakkında açılan kamu davalarının ise zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE, sanık ...'a ait olup Adli Emanetin 2010/279 sırasına kayıtlı tabanca ve fişeklerin 5237 sayılı Kanun'un 54/1. maddesi uyarınca ayrı ayrı MÜSADERESİNE,
2) Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında tehdit suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde ise; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2019 tarihli ve 2017/6-275 Esas, 2019/563 sayılı Kararında belirtildiği üzere 5237 sayılı Kanun'da mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesindeki “Kendiliğinden hak alma” suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmeyerek Kanun'da belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılmasının öngörüldüğü, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddelerde bu yönde düzenlemelere yer verildiği,
5237 sayılı Kanun'un "Daha az cezayı gerektiren hal" başlıklı 150. maddesinde; "(1) Kişinin bir hukukî ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması hâlinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. (2) Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir." hükmü ile yağma suçunun daha az cezayı gerektiren hallerinin düzenlendiği, maddenin birinci fıkrasına göre bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla tehdit veya cebir kullanılması halinde eylemin daha az cezayı gerektiren yağma suçunu oluşturacağı ancak yaptırım olarak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağı öngörülmüş olup maddede belirtilen “hukuki ilişkiye dayanan alacak” kavramının, hukuki anlamda bir edimle yükümlü olan borçlunun şahsına karşı alacaklının kullandığı hakkı ifade ettiği, alacak hakkının mal varlığına ilişkin, geçici, şahsa bağlı ve nispi bir yararlanma hakkı olduğu, bu hakkın herkese karşı değil sadece borçluya karşı ileri sürülebildiği, sınırlı sayıda ve belirli kişiler arasında söz konusu olduğu için nispi bir hak niteliğinde olduğu, borç ilişkisinden doğan hakların sadece borçluya karşı ileri sürülebileceği dikkate alındığında, bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gerektiği, bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olmasının zorunlu olmayıp hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olmasının yeterli olduğu dolayısıyla 5237 sayılı Kanun'un 150. maddesinin ancak mağdurun söz konusu hukuki ilişkiye taraf olan borçlu, failin ise alacaklı olması durumunda uygulanabileceği,
Diğer yandan bir kısım sanıklar hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan verilen iletişimin tespiti kararlarına istinaden elde edilen görüşme kayıtlarının, bu suçtan verilen beraat hükümlerinin kesinleşmesi ayrıca söz konusu kayıtların yağma suçu yönünden 5271 sayılı Kanun'un 138. maddesi uyarınca tesadüfen elde edilen delil niteliğinde olup bu delillerin dikkate alınabilmesi için söz konusu suçun aynı Kanun'un 135. maddesinde sayılan katalog suçlardan olması gerektiği, yağma suçunun 21.02.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 12. maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un 135. maddesine eklendiği, görüşmelerin yapıldığı tarih itibariyle katalog suçlar arasında yer almadığı, bu itibarla iletişimin tespiti kararlarına istinaden elde edilen delillerin yasal delil olarak kabul edilemeyeceği gözetildiğinde,
Mağdur ... tanıkların, sanıkların tefecilik yaptıkları, faiz anlaşması kapsamında ödünç verilen paraya karşılık alınan senetlerde yazan miktarlardan aşkın talepte bulunarak, cebir ve tehditle mağdurlardan para aldıklarına yönelik beyanlarda bulunmaları karşısında, sanıklardan ...'ın mağdurlar ..., ..., ... ve ...'a, ...'un mağdur ...'a, ... ve ...'in ise mağdur ... ...'e yönelik eylemlerinin, aşkın tahsilat yapılması halinde yağma suçunu oluşturabileceği nazara alınarak, hukuka aykırı delil niteliğindeki iletişimin tespitine ilişkin görüşme kayıtları dışlanmak ve dosya kapsamında yer alan diğer deliller değerlendirilmek suretiyle sanıkların hukuki durumlarının ayrı ayrı takdir ve tayini gerekirken, yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabule göre de ; 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanıklara isnat edilen 5237 sayılı Kanun'un 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, aynı Kanun'un 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 53/1. maddesiyle ilgili yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, Kanuna aykırı, sanıklar ..., ..., ... ile sanıklar ... ve ... müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 3 21... /son maddeleri uyarınca hükümlerin BOZULMASINA 09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.