Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2021/12540 E. 2025/10958 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/12540
- Karar No
- 2025/10958
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (sanıklar ..., ve ... hakkında), bu amaçla kurulan örgüte üye olma (sanıklar ..., ..., suça sürüklenen çocuklar ... ve ... hakkında), örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme (sanıklar ..., ... ve ... hakkında), rüşvet alma (sanık ... hakkında), rüşvet verme (sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında), 3621 sayılı Kıyı Kanunu'na (3621 sayılı Kanun) muhalefet ve nitelikli hırsızlık (sanıklar ..., ..., suça sürüklenen çocuklar ... ve ... hakkında), suç eşyasının satın alınması ve nitelikli hırsızlık (sanık ... hakkında), suç eşyasının satın alınması (sanık ... hakkında), nitelikli hırsızlık, suç eşyasının satın alınması ve 3621 sayılı Kanun'a muhalefet (sanık ... hakkında) icrai davranışla görevi kötüye kullanma (sanıklar ... ve ... hakkında) HÜKÜMLER : a-Sanıklardan ... hakkında rüşvet verme ve 3621 sayılı Kanun'a muhalefet, ... ve ... haklarında rüşvet alma, ..., ..., ve ... haklarında 3621 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından mahkumiyet, diğer suçlardan ...-Sanık ... hakkında rüşvet verme suçundan mahkumiyet ve 3621 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile atılı diğer suçlardan beraat, c-Sanıklar ..., ile suça sürüklenen çocuk ... hakkında 3621 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, diğer suçlardan beraat, d-Sanıklar ..., ile suça sürüklenen çocuk ... hakkında atılı suçlardan beraat. TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama, bozma EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma, düzeltilerek onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle suç işlemek amacıyla örgüt kurma, bu amaçla kurulan örgüte üye olma, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından açılan kamu davalarına suçtan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin katılma hakkının olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükümleri temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla, vekilinin bu suçlardan kurulan hükümlere yönelik temyiz talebinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca REDDİNE, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında 3621 sayılı Kanun'a muhalafet suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/12. maddesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte olan haline göre itiraza tabi olup, temyizi mümkün bulunmadığından, aynı Kanun'un 264. maddesi de gözetilerek sanık ... müdafiinin ve katılan vekilinin bu kararlara yönelik temyiz istemlerinin itiraz mahiyetinde olduğu ve yine anılan sanık müdafii ile katılan vekilinin itirazlarının Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.05.2014 tarihli ve 2014/594 Değişik iş sayılı Kararı ile değerlendirilip gerekli kararın verildiği anlaşıldığından, dosyanın bu yönden incelenmeksizin mahalline İADESİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin O yer Cumhuriyet savcısının sanıklar hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, icrai davranışla görevi kötüye kullanma, suç eşyasının satın alınması ve rüşvet verme suçlarından verilen beraat hükümleri ile suça sürüklenen çocuklar hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından verilen beraat hükümlerine ve müsadere talebinin reddine dair karara, katılan vekilinin sanık ..., ..., ... ve ... hakkında nitelikli hırsızlık suçundan verilen beraat hükümleri ile suça sürüklenen çocuklar hakkında kurulan hükümler hariç tüm sanıklar hakkında rüşvet alma, rüşvet verme, nitelikli hırsızlık, 3621 sayılı Kanun'a muhalefet, suç eşyasının satın alınması suçlarından kurulan tüm beraat ve mahkumiyet hükümlerine, müdafiilerinin sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında, sanıklar ... ve ...'ün haklarında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
1-Sanıklardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ile suça sürüklenen çocuk ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, 3621 sayılı Kanun'a muhalefet ve nitelikli hırsızlık, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ile suça sürüklenen çocuk ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve nitelikli hırsızlık, ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, ... ve ... hakkında örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma, ..., ..., ... ve ... hakkında 3621 sayılı Kanun'a muhalefet ve nitelikli hırsızlık, ... hakkında nitelikli hırsızlık, ... hakkında suç eşyasının satın alınması ve nitelikli hırsızlık, ... hakkında 3621 sayılı Kanun'a muhalefet, nitelikli hırsızlık ve suç eşyasının satın alınması, ... hakkında suç eşyasının satın alınması suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık ...'nun hükümden sonra 11.10.2016 tarihinde vefat ettiği Ulusal Yargı Ağı Projesi Sistemi'nden temin edilen nüfus kaydından anlaşıldığından, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas, 2024/281 sayılı Kararı da gözetilerek, bu hususta bir karar verilmesi lüzumu, sanıkların ve suça sürüklenen çocukların üzerlerine atılı suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, icrai davranışla görevi kötüye kullanma, suç eşyasının satın alınması ve 3621 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 220/2, 220/7, 257/1 ve 165/1. madde ve fıkraları ile 3621 sayılı Kanun'un 15/4. maddesi ile nitelikli hırsızlık suçunun, suç tarihine nazaran lehe olan 6545 Kanun ile yapılan değişiklik öncesi yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 142/1 madde ve fıkrasında öngörülen cezalarının üst sınırları itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e, 66/2 ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık, suça sürüklenen çocuk ... için 4 yıllık, suça sürüklenen çocuk ... için ise 5 yıl 4 aylık asli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, 3621 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet ve beraat hükümleri yönünden zamanaşımını kesen son işlem olan 12.03.2014 tarihli mahkumiyet hükümleri, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, icrai davranışla görevi kötüye kullanma, nitelikli hırsızlık ve suç eşyasının satın alınması suçlarından verilen beraat hükümleri bakımından ise zamanaşımını kesen son işlem olan 20.02.2013, 02.04.20 13... .06.2013 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında bu sürelerin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, kamu davalarının aynı Kanun'un 322/1, 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık ... yönünden ölüm, diğer sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar yönünden ise zamanaşımı sebebiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE, 2-Sanıklardan ... hakkında rüşvet verme, ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ise suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Delilleri takdir ve gerekçeleri gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen O yer Cumhuriyet savcısının ve katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 3-Sanıklardan ..., ... ve ... hakkında rüşvet verme, ... hakkında rüşvet alma suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.03.2023 tarihli ve 2018/16-126 Esas, 2023/130 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, haklarında dinleme kararı bulunan ve bulunmayan sanıklar arasında gerçekleştirilen telefon konuşmaları ve mesajlaşmalarla ilgili olarak ilk tespitin hemen akabinde 5271 sayılı Kanun'un 135. maddesi uyarınca dinleme kararı da alınmaması halinde bu görüşme kayıtlarının aynı Kanun'un 138. maddesi kapsamında tesadüfen elde edilen delil mahiyetinde olacağı, bu itibarla ancak sanıklar arasında ilk tespit edilen konuşma veya mesajların delil olarak değerlendirilebileceği, diğer görüşme kayıtlarının ise delil olarak kullanılamayacağı, elde edildikleri tarihte yürürlükte bulunan kanunlara uygun olarak tespit edilmeyen kanıtların da hukuka uygun delil olduklarından söz edilemeyeceği nazara alınmak suretiyle somut olaydaki iletişim tespiti tutanaklarının ve bu tutanaklara istinaden elde edilen savunmalar ve tanık beyanlarının delil değerinin ortaya konulması ve ispat sorununun bu şekilde çözümlenmesi gerektiği dikkate alındığında, tespit edilen ilk konuşma ve mesajların suç unsuru teşkil edip etmediği de değerlendirilmek suretiyle sanıklar arasındaki tüm iletişim tespiti tutanakları getirtilip irdelenerek bu tutanaklara istinaden toplanan bilgi ve belgeler ile beyanların suçun sübutunda delil olarak kullanılıp kullanılamayacağının karar yerinde tartışılıp değerlendirilmesinden sonra sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabule göre de; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.04.2016 tarihli ve 2014/118 Esas, 2016/208 sayılı Kararında da benzer şekilde belirtildiği üzere rüşvet suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun topluma karşı işlenen suçlar bölümünde düzenlenmiş olması karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin suçun mağduru değil zarar göreni olacağı nazara alınarak, sanıklar ..., ... ve ... hakkında tek suçtan hüküm kurulup zincirleme suç nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi uygulanmak suretiyle artırım yapılarak ceza belirlenmesi yerine, yanılgılı ve farklı gerekçelerle yazılı şekilde hükümler kurulması, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 53/1. maddesiyle ilgili yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Rüşvet alma suçunu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık ... hakkında, 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar aynı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki tüm hak ve yetkileri kullanmasının yasaklanmasına karar verilmesi yerine; memuriyet görevinden yasaklanmasına karar verilmek suretiyle sınırlı uygulama yapılması ile 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra ve bendinin hüküm fıkrasında gösterilmemesi, Sanıklar hakkında mahkumiyet hükümleri kurulmasına rağmen kamu davasında kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi, Kanuna aykırı, katılan vekilinin ve sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA 14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.