Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/4127 E. 2026/297 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4127
- Karar No
- 2026/297
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/1095 E., 2025/4 K. BİRLEŞEN MERSİN 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2013/4 83... /101 KARAR SAYILI DOSYASI
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin ve davalının Mersin Barosu'na kayıtlı şekilde avukat olarak görev yaptıklarını, davalı tarafından vekil sıfatıyla açılan Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/46 Esas sayılı dosyasında müvekkilinin de davalı vekili olarak yer aldığını, davalı tarafından bu dosyada sunulan hakimin reddi talepli 16.09.2013 tarihli dilekçede sarf edilen söz ve ifadelerle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, davalı tarafından savunma dokunulmazlığı sınırlarının aşıldığını belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili isteminde bulunmuştur. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; asıl dava dosyasına davalı tarafından sunulan 14.11.2013 tarihli cevap dilekçesinde savunma hakkının sınırlarının aşıldığını, davalı tarafından tehdit ve hakaret içeren söz ve ifadeler sarf edildiğini belirterek 50.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili asıl ve birleşen dava cevap dilekçelerinde; müvekkili tarafından asıl ve birleşen davaya konu dilekçelerde sarf edilen sözlerin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığını, açılan davaların haksız olduğunu belirterek davaların reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.09.2015 tarihli ve 2013/4 60... /359 Karar sayılı kararıyla; asıl davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline; birleşen dava yönünden, davalı tarafından sunulan 14.11.2013 tarihli cevap dilekçesinin savunmaya ilişkin olduğu, beyanların savunma hakkı kapsamında kaldığı, davacıya yönelik hakaret ve tehdidin bulunmadığı, manevi tazminat talebinin yasal koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 08.05.2018 tarihli ve 2016/458 Esas, 2018/3927 Karar sayılı ilamıyla; birleşen davaya konu 14.11.2013 tarihli dilekçede yer alan ifadeler nedeniyle, davalı hakkında Mersin 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/136 Esas sayılı dosyası üzerinden kamu davası açıldığı, ceza mahkemesince davalı sanığın atılı suçtan beraatine karar verildiği, hükmün henüz kesinleşmediği, 6098 sayılı TBK'nun 74. maddesi uyarınca hukuk hakimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de; hem ilmi, hem de kökleşmiş yargı kararlarında ceza mahkemesince belirlenen maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağı kabul edilmekle, ceza dava dosyasının kesinleşmesi beklenerek, ondan sonra tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın birleşen dava yönünden bozulmasına; tarafların asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davaya ilişkin kısmen kabul kararı bozma kapsamı dışında kalarak kesinleştiğinden asıl dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına; birleşen davaya konu davalı tarafından sarf edilen sözlerin hakaret ve tehdit içermediği gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; birleşen davaya konu davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde savunma hakkının sınırlarının aşıldığını, birleşen davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu, tehdit ve hakaret içeren söz ve ifadeler kullanıldığını, ceza davasında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verildiğini, bağlayıcı bir ceza kararı olmadığını, asıl davada verilen ilk karar kesinleşmesine rağmen bozma sonrası davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl ve birleşen davada uyuşmazlık; davalı tarafından dava dosyalarına sunulan dilekçelerde savunma hakkının sınırları aşılarak davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiasıyla manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 1.Temyizen incelenen birleşen davaya ilişkin kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin birleşen davaya ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dosya kapsamından; asıl davaya ilişkin İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen 16.09.2015 tarihli ve 2013/4 60... /359 Karar sayılı ilk kararın bozma kapsamı dışında kalarak kesinleştiği, bu nedenle bozma sonrası asıl dava yönünden ilk karar kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği ancak ilk karar kesinleşmesine rağmen asıl dava yönünden davalı yararına yeniden vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır. Davacı aleyhine asıl dava yönünden ikinci kez vekalet ücretine karar verilmesi doğru görülmemiş ise de bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı HUMK 438. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasından "Esas dosyada kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına 30.000,00 TL vekalet ücretinin esas davacıdan alınarak esas davalıya verilmesine" sözcük dizisinin silinmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.