Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1111 E. 2026/4647 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1111
Karar No
2026/4647
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/855 E., 2024/427 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Osmaniye ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan kadastrosu sırasında, tapuda ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 65 parsel sayılı 152.446,87 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 05... parsel numarasıyla ve 140.231,26 metrekare yüzölçümlü olarak; ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 3 ada 3 parsel sayılı 9.360,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 05... parsel numarasıyla ve 10.301,31 metrekare yüzölçümlü olarak; Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan eski 3 ada 10 parsel sayılı 4.527,93 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 05... parsel numarasıyla ve 3.911,73 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... ve arkadaşları dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sonucunda kendilerine ait taşınmazın sınırının değiştirildiği ve yüzölçümünün eksildiği, bu hususun davalılara ait komşu 1 05... ve 12 parsel sayılı taşınmazlardan kaynaklandığı ileri sürerek, uygulama kadastrosundaki hatanın düzeltilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 14.09.2015 tarihli ve 2014/53 Esas, 2015/472 Karar sayılı kararı ile "...Somut olayda davacıların 22/a yenileme çalışması sonucu yüz ölçümünün küçültüldüğü iddia edilen ve lehine iptal-tescil talebinde bulunulan ... ilçesi, ... köyü, 1 05... parsel'in (eski 34 parsel) paylı malikleri olduğu, dava dilekçesi ekindeki tapu kaydının incelenmesinde taşınmazda davacılar dışında ...'ın ( ... kızı) da 15/480 hisse sahibi olduğu, yani davacıların tescil istediği taşınmazlarının paylı mülkiyet rejimine tabi olduğu, ancak yukarıda adı geçen paylı maliklerden ...'ın davada taraf olarak yer almadığı, oysa paylı malın tamamına ilişkin dava hakkının kullanılmasının olağanüstü tasarruf işlemi olduğundan davanın bütün paydaşların kabulü ile açılması gerektiği, eldeki dava dosyasında 1 05... parselin tüm paydaşları tarafından açılmış bir dava olmadığı, hal böyle olunca davacıların aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı anlaşılmakla..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 30.04.2019 tarihli ve 2018/4323 Esas, 2019/3274 Karar sayılı ilamı ile "...Davanın niteliği itibariyle bütün paydaşlar tarafından birlikte açılması veya tamamının katılımının sağlanması suretiyle davaya devam edilmesi zorunludur. Her ne kadar taşınmaz paydaşlarından ... davada davalı olarak yer almakta ise de bu durum taraf teşkilinin sağlanması için yeterli değildir. Hal böyle olunca, Mahkemece, davacıya diğer paydaş ...’ın davaya katılımını sağlaması için süre ve imkan tanınmalı, bundan sonra yargılamaya devamla sonucuna göre karar verilmelidir...." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozma ilamına uyulmasından sonra İlk Derece Mahkemesinin 24.02.2020 tarihli ve 2019/405 Esas ve 2020/205 Karar sayılı kararı ile "...Somut olayda davacıların 22/a yenileme çalışması sonucu yüzölçümünün küçültüldüğü iddia edilen ve lehine iptal-tescil talebinde bulunulan ... ilçesi ... köyü 1 05... parselin (eski 34 parsel) paylı malikleri olduğu, dava dilekçesi ekindeki tapu kaydının incelenmesinde taşınmazda davalı ...'ın hisse sahibi olduğu, ...'ın davacı tarafça Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davacı olarak davaya dahil edildiği, ancak usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen hissedarın kabulüne ilişkin herhangi bir beyanının olmadığı, paylı malın tamamına ilişkin dava hakkının kullanılmasının olağanüstü tasarruf işlemi olduğundan davanın bütün paydaşların kabulü ile açılması gerektiği, eldeki dava dosyasında hal böyle olunca davacıların aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı anlaşılmakla..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 09.06.2022 tarihli ve 2021/4224 Esas, 2022/5563 Karar sayılı ilamı ile "...Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 30.04.2019 tarihli ve 2018/4323 Esas, 2019/3274 Karar sayılı ilamı ile paylı taşınmazlarda paylı malın tamamına ilişkin dava hakkının tüm paydaşlara ait olduğu belirtilerek taşınmazın tüm paydaşları tarafından dava açılması gerektiği belirtilmiş ise de belirtilen bozma ilamı maddi hataya dayalıdır. Paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda paydaşlar tek başlarına taşınmazın tamamına ilişkin dava açabileceği kabul edilmelidir aksinin kabulü halinde taşınmaz lehine sadece dava yoluyla sağlanabilecek hukuki korumadan dava açarak hakkını kullanmak isteyen paydaş dava açmayan paydaş nedeniyle hak arama hürriyetinden vazgeçmek zorunda bırakılacaktır. Bu nedenle yenileme ve uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda taşınmazda paylı malikler tek başlarına dava açabileceği kabul edilerek esastan inceleme yapılarak hüküm kurulması gerekirken taraf teşkilinin sağlanamadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan reddi doğru olmamıştır..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; huzurdaki davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesinden kaynaklanan uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olduğu, bozma kararı sonrası Dairemizin 2021/4224 Esas, 2022/5563 Karar numaralı kararına uyulduğu, fen bilirkişisi, harita mühendisi bilirkişi ve ziraat bilirkişisi nezaretinde 15.09.2023 tarihinde keşif yapıldığı, dava konusu edilen Osmaniye ili ... ilçesi ... köyü 65 parselin evveliyatının 34 parsel olduğu, 34 parselden kanal geçmesi nedeniyle 18.03.1997 tarih ve 615 yevmiye sayılı işlem ile 65, 66, 67, 68... parsellerin oluştuğu, ifraz neticesinde oluşan 65 parselin alanının 152.446,87 metrekare olduğu, anılan bu taşınmazın paftası olan N35.B.3.III.C paftası olduğu, bilgisayar ortamında yapılan alan hesabında bu paftanın yüzölçümünün 146.776,33 metrekareye tekabül ettiği, 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesine göre yapılan yenileme çalışmasında oluşan yeni parselin 1 05... parsel olduğu ve tapuya 140.231,26 metrekare olarak tescil edildiği, yenileme çalışmalarında yukarıda bahsi geçen N35.B.3.III.C paftası ile ... Bataklığı 4 paftasının kullanıldığı, her iki paftanın çakıştırılması neticesinde mükerrerlik tespit edildiği, ... Bataklığı 3 ada 1 parselin bulunduğu 4 paftanın Kadastro çalışmalarının 1948 yılında yapıldığı göz önüne alınarak ve bu parsellere ait N35.B.3.III.C paftası ile ... Bataklığı 4 paftasının çakıştırılmasında mükerrerlik tespit edildiği, 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi uyarınca yapılan işlemlerin mükerrerliği giderici nitelikte olduğu ve yenileme işlemlerinin bilirkişi raporları ile de sabit olduğu üzere doğru yapıldığı.." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kararın hukuka aykırı olduğunu, aynı davada yaptırılan iki farklı keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporlarında çelişki bulunduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden kararın hatalı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, uygulama kadastrosundan kaynaklı olarak tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş ise de hükme esas alınan 06.05.2024 tarihli fen bilirkişi heyet raporu incelendiğinde denetlemeye elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte dava konusu taşınmazlar yönünden dosya kapsamından aldırılan 23.01.2015 tarihli fen bilirkişi heyet raporunda uygulama kadastrosunun hatalı olduğu bildirilmesine rağmen bu iki rapor arasındaki çelişki giderilmeksizin ve hangi nedenle son rapora üstünlük tanındığı belirtilmeksizin karar verilmesi hatalı olmuştur. Davacılara ait 65 parsel sayılı taşınmazın 1997 yılında ifrazen oluştuğu ve geldiği kök taşınmaz olan 34 parsel sayılı taşınmazın ise Hazinenin taraf olduğu kadastro tespitine itiraz davası sonucu hükmen 1994 yılında oluştuğu, davalılara ait taşınmazların ise 19 79... yıllarında ifrazen oluştukları, geldikleri kök taşınmaz olan 3 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ise 1948 yılında tesis kadastrosu ile oluştuğu sabittir. İlk Derece Mahkemesince, taşınmazlar başında yeniden keşif yapılarak, daha önce dosyada görev almamış teknik bilirkişilerden Yargıtayın yerleşik içtihatlarına uygun şekilde, dava konusu taşınmazların geldiği kök parsellerin kadastro sınırı, dava konusu taşınmazların oluştuğu ifraz sınırları ve yapılan uygulama kadastrosu sınırının farklı renklerle ve çakıştırılmış halde gösterildiği, krokili, denetime elverişli, gerekçeli ve ayrıntılı rapor alınmalı, 3402 sayılı Kanun' un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan çalışmanın kanuna uygun olup olmadığı denetlenirken mükerrer kadastro var ise bunun uygulama kadastrosu ile düzeltilemeyeceği gözetilmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Yukarıda yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme yapılarak karar verilmesi isabetsiz olup hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Bozma nedenine göre davalı Hazine vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 29.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1111, K. 2026/4647, T. 29.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1111-e-2026-4647-k-b24a30ddeee0