Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/15656 E. 2026/3849 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/15656
- Karar No
- 2026/3849
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/963-2021/1117
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... İli, ... İlçesi, ... Köyünde bulunan arazilerinin sulamasını ... Bölge Müdürlüğüne bağlı ... Sulama Birliği tesislerinden gelen suyla yaptığını, sulama birliğine hiçbir borcu bulunmadığını, tarımsal sulama aboneliği bulunmadığını, davalı ...'ın adına tarımsal sulama borcu çıkararak icra takibi başlattığını, icra takibi dolayısıyla bankalarda kara listeye girdiği için kredi alamadığını ve tarımsal hibe ve teşvikten yararlanamadığını, icra takibi yüzünden itibarının sarsıldığını, büyük stres ve üzüntü sonucunda beden ve ruh sağlığının olumsuz etkilendiğini beyanla ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/571 Esas sayılı kararında belirtildiği üzere haksız olarak başlatılan icra takibi nedeniyle yaşanan olumsuzlukların bir nebze olsun giderilmesi için 100.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; destekleme hesaplarına konulan blokelerin müvekkili şirket tarafından konulmadığını, bu işlemin idari bir işlem olduğunu ve kararın uygulanmasının Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yapıldığını, husumetin kendilerine yöneltilemeyeceğini, davacı adına tutulan tutanağın 24.07.2018 tarihinde iptal edildiğini, davacının bir mağduriyeti olmadığını, davacının zararını ispat edemediğini, haksız olarak tazminat talep ettiğini, itibarının yerle yeksan olduğunu ispatlaması gerektiğini, davacı aleyhine başlatılan başka bir icra takibi dosyası var ise itibarının o dosya ile yerle yeksan olduğunu, ayrıca bankalardan kredi başvurusunun reddedilip reddedilmediğinin sorulması gerektiğini, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açıldığını beyanla reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı, davalı kurumun haksız yere icra takibi açması sebebiyle bankaların kara listesine girdiği ve hiçbir bankanın kredi vermediğini iddia ederek maddi zarara uğradığı iddiasıyla dava açmışsa da, Türkiye Bankalar Birliğine yazılan müzekkereye 01.01.2018-31.12.2018 tarihleri arasında kredi başvurusu olmadığının bildirildiği, başlatılan icra takibi sebebiyle maddi zararının varlığına ilişkin herhangi bir somut delil sunulamadığı gerekçesiyle maddi tazminata yönelik davasının reddine, davalının, davacı hakkında tahakkuk edilen borç iptal edilmesine rağmen icra takibi yaptığı, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/5 71... /350 Karar sayılı kararıyla davacının davalıya borçlu olmadığının tespit edildiği, haksız takip dolayısıyla davacının uğradığı manevi zarar, psikolojik durumu, sıkıntıları ve sosyal ve ekonomik durumu da dikkate alınarak manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 3.000,00 TL'nin dava tarihi olan 29.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalıya karşı açtığı menfi tespit davasında bu dava ile ilgili yaptığı masrafların tahsiline karar verildiği, davacının menfi tespit davası harici maddi tazminat talepleri yönünden başkaca bir delil ibraz etmediğinden maddi tazminat talebini ispat edemediği, davacı hakkında davalı tarafından borçlu olmadığı halde haksız icra takibi yapıldığının sabit olması karşısında eylemin niteliği, tarafların sosyal ekonomik durumu birlikte değerlendirildiğinde İlk Derece Mahkemesince takdir edilen manevi tazminatın yerinde olduğu, reddedilen maddi tazminat nedeniyle davalı lehine takdir edilen nispi vekalet ücretinde bir hata bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olduğu, ancak yargılama aşamasında kendisini vekil ile temsil ettirmediği halde davacı lehine manevi tazminat talebi yönünden vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin reddine, vekalet ücretine yönelik istinaf talebinin kabulü ile ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.03.2019 tarih, 2018/580 Esas, 2019/307 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas yönünden hüküm kurulması yoluna gidilmek suretiyle davacının maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 3.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 29.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; maddi tazminat talebinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin ise haksız çıkan taraftan tahsil edilmesi gerektiğini, bu nedenle davalı lehine vekalet ücreti ödemek zorunda olmadığını, yakalaşık 4 sene süren icra takipleri ve menfi tespit davası süresince herhangi bir maddi zararı olmadığının ileri sürülemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hakkaniyetli bir kusur incelemesi yapılması gerektiğini, tazminatın tarafların kusur oranına göre değerlendirilmesi gerektiğini, nedensellik bağı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, arazi sahibi ve işi emreden şahısın olay öncesinde elektrik satın aldığı firmaya başvurarak bu konuda mağduriyeti olduğu ve bunun giderilmesi gerektiği konusunda başvurusu bulunmadığını, hükmedilecek manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme vasıtası olmaması gerektiğini, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, haksız icra takibi sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davacının menfi tespit davası haricinde maddi tazminat talepleri yönünden başkaca bir delil ibraz etmediği, menfi tespit istemiyle açtığı ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/571 Esas, 2018/350 Karar sayılı dosyası ile ilgili yaptığı masrafların da dosyası kapsamında tahsiline karar verildiğini, maddi tazminat talebini ispat edemediği, davacı hakkında davalı tarafından borçlu olmadığı halde haksız icra takibi yapıldığının sabit olması karşısında eylemin niteliği, tarafların sosyal ekonomik durumu birlikte değerlendirildiğinde İlk Derece Mahkemesince takdir edilen manevi tazminatın yerinde olduğunun anlaşılmış olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekili ve davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya ve davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde Üye ...'ün karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, haksız icra takibi nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince davacının maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dairemizin sayın çoğunluğu ile farklı düşüncede olduğum husus, haksız ve kötü niyetli icra takibi sonucu manevi tazminatın gerekip gerekmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Somut olayda, davalı tarafından başlatılan icra takibi kapsamında davacı hakkında bankalar nezdinde borçlu olduğuna dair kayıt oluşturulduğu dolayısıyla tarımsal kredi kullanamadığı, yine tarımsal hibe ve teşviklerden yararlanamadığı gibi icra takibi yüzünden üzüntü ve stres yaşadığı ileri sürülerek manevi tazminat talep edilmiştir. Haksız haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için davalı tarafın kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğunun kanıtlanması ve kaydi haciz sonucu davalının gerek bankalar gerekse diğer kredi kuruluşları nezdinde (tarım kredi kooperatifi gibi) kredi başvurusunun reddedilmiş olması veya hakkında benzer kişilerden farklı bir uygulama yapılmış olması gerekir. Dosyanın incelenmesinde davacı hakkında sadece kaydi haciz uygulanmıştır. Öte yandan derece mahkemelerinin ve Dairemizin sayın çoğunluğunun isabetle tespit ettiği üzere maddi zararın oluşmaması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Davalının kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğunun dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerden anlaşılamamış olması ve davacının hakkındaki icra takibi nedeniyle bankalar ve kredi kuruluşları nezdinde olumsuz bir değerlendirme ve farklı bir uygulama yapılmamış olması gözetildiğinde davacının kişilik haklarının zedelendiğinin kabulü mümkün değildir. Bu itibarla davacının yasal koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddi ve bu nedenle anılan kararın bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun kararın onanması yönündeki düşüncesine katılmıyorum.