Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/386 E. 2026/898 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/386
- Karar No
- 2026/898
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/285 E., 2023/3298 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2012/656 E., 2021/338 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'in düğün salonu işletmeciliği ve ... Caddesi ... Pasajı No:396/15 ... İstanbul adresinde fotoğraf laboratuvarı ve stüdyosu işletmeciliği yaptığını, diğer davacı ...'in ise Sağlık Bakanlığı İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesinde hemşirelik yaptığını, olay tarihinden önce mülkiyeti müvekkiline ait olan düğün salonundan davalılardan ...'ın mülkiyet hususunda hak iddia etmesi ve müvekkilini ve yanında çalışanlarına tehdit ve hakaret etmesi akabinde davalıların, davalıların yakınlarının ve yanında çalışanlarının müvekkiline karşı husumet beslemeye başladıklarını, akabinde davalı ...'ın hakaret ve tehditlerle yetinmeyip müvekkiline ait düğün salonunu basarak müvekkilini silahlı kabzasıyla darp ettiğini ve müvekkilinin kendini korumak maksadıyla meşru müdafaa sınırları içerisinde silahını yere doğru ateşlediğini ve yerden seken kurşunun davalı ...'ın bacağına isabet ettiğini, olay akabinde davalı tarafın mafya olarak bilinmesi sebebiyle müvekkilinin İstanbul'u terk etmek zorunda kaldığını, bunun üzerine davalının kardeşi ... ve davalılardan ... ile ... ve ...'in düğün salonunu ve fotoğraf stüdyosunu bastığını ve müvekkiline ait iş yerinde çalışan ..., ..., ...'u tehdit ettiklerini ve müvekkiline ait iş yerinde asılı bulunan çerçeveli fotoğrafı parçaladıklarını, müvekkilinin 02.09.2010 tarihinde sahibi olduğu düğün salonuna gittiğini, müvekkili ... ve eşi ...'in düğün salonuna girmesi akabinde ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/343 Esas sayılı dosyasında mevcut kamera kayıtlarından da görüleceği üzere davalılardan ...'ın elinde silahla içeri girerek müvekkilinin sırtı dönük olduğu halde silahını ateşlediğini ve tüm kurşunları öldürmek kastıyla sıktığını ve daha sonra olay yerinde gördüğü hamile olan ...'e silahını doğrultup tetiğe basmasına rağmen silahta mermi kalmaması sebebiyle emeline kavuşamadığını ve hızla kaçarak uzaklaştığını, olayın gerçekleştiği sırada azmettirici ...'ın ise düğün salonunun önünde bir şeylerin olmasını beklediğini, ceza dosyasında davalı ...'ın 14 el ateş ettiğinin tespit edildiğini, bu olay neticesinde ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/343 Esas sayılı dosyasıyla açılan ceza davasının karara bağlandığını ve davalılardan ...'ın kasten adam öldürmeyi azmettirme suçundan, ...'ın kasten adam öldürmeye teşebbüs suçundan ve ...'e yönelik tehdit suçundan ceza aldıklarını, müvekkiline yönelik kasten adam öldürmeye tam teşebbüs eyleminin akabinde ...'in hastaneye kaldırıldığını ve omzundan, bacağından, göğüs ve mide bölgesinden ağır ameliyat geçirdiğini, ameliyatın tamamlanması akabinde bir süre yoğun bakımda kaldıktan sonra söz konusu hastaneden ambulansla gece yarısı ... ... Hastanesine kaldırıldığını ve bu hastanenin cerrahi bölümünde bir dizi ameliyat geçirdiğini, bu olay akabinde bacağından aldığı kurşun yarası sebebiyle uzun süre yürüyemediğini ve omzundan aldığı kurşun yarası sebebiyle kolunu dahi kullanamaz duruma geldiğini, daha sonra ... Rehabilitasyon Merkezinde 2 ay süreyle yattığını, kol ve bacağının işlevini tekrar kazanması için rehabilitasyon tedavisi gördüğünü, en son göğüs ve midesinden aldığı kurşun yarasından müstenit husule gelen fıtık sebebiyle göbekten göğüse kadar açılmak suretiyle fıtık ameliyatı olduğunu, müvekkili ...'in ise olay sırasında hamile olması sebebiyle kendisine doğrultan silah, o anki yaşadığı korku ve panik akabinde düşük tehlikesiyle ... ... Kadın Doğum Hastanesine kaldırıldığını ve tedavi gördüğünü, ayrıca can güvenliklerinin bulunmaması sebebiyle İstanbul'u terk etmek zorunda kaldığından olay tarihinden itibaren işinden ücretsiz izne ayrıldığını ve 2 yıla yakın bir süredir halen çalışamadığını, olay sırasında yaşadığı elem, ızdırap dışında ölüm korkusu yaşadıklarını, normal insanlar gibi hayatlarını idame ettiremediklerini ve sürekli etrafını kontrol etme, tanımadığı herkesin kendisine zarar verebileceği düşüncesiyle hareket etme türünde davacı müvekkillerinde bir paranoya oluşturulduğunu beyanla fazlaya ilişin haklar saklı kalmak kaydıyla; müvekkili ...'in sarf ettiği hastane vs. giderler, çalışmaması nedeniyle iş kaybı ve iş yerlerini çalıştıramaması sebebiyle yoksun kaldığı kâr için fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL maddi tazminat, söz konusu olay ve akabinde geçirdiği ameliyatlar neticesinde ve halen yaşadığı elem ve ızdırap, ölüm korkusu nedeniyle uğradığı manevi çöküntü sebebiyle oluşan manevi zarara karşılık olmak üzere 200.000,00 TL manevi tazminatın ve müvekkili ...'in olay akabinde işinden ücretsiz izne ayrılması ve 2 yıla yakın süre maaşını alamaması sebebiyle yoksun kaldığı kâr için fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ve söz konusu olay akabinde eşinin ölüm riski olan birçok ağır ameliyat geçirmesi ve kendisinin yaşadığı korku ve bunalım sebebiyle çocuğunu düşürme tehlikesi geçirmesi, yaşadığı şehri terk etmek zorunda kalması sebebiyle elem, ızdırap ve ölüm korkusu akabinde uğradığı manevi çöküntü sebebiyle oluşan manevi zarara karşılık olmak üzere 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili, vermiş olduğu 28.11.2019 tarihli talep attırım dilekçesi ile 227.907,21 TL üzerinden talep arttırım taleplerinin kabulü ile, ... yönünden 277.907,21 TL üzerinden maddi tazminat taleplerinin olay tarihi olan 02.09.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, husumet ve zamanaşımı itirazlarının olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Kurumu'nun 29.03.2017 tarihli raporunda davacı ...'in % 52 oranında meslekte kazanma gücü kaybı oranı olduğu ve iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 ay uzayabileceği yönünde rapor tanzim edildiği, aktüerya hesap raporunda davacı ...'ın maddi zararının 277.907,21 TL olduğu, davacı ...'in maddi zararının bulunmadığı, İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/2 49... /10 karar sayılı dosyasının incelenmesinde davacıların müşteki, davalıların sanık olduğu, yapılan yargılama neticesinde sanıkların kasten adam öldürmeye teşebbüs suçundan yargılandıkları ve mahkumiyetlerine hükmedildiği, haksız tahrik indirimi yapılmadığı ve kararın kesinleştiği gerekçesiyle davacı ... için maddi tazminat talebinin kabulüne, 277.907,21 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihi olan 02.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı ...'in maddi tazminat talebinin reddine, davacı ...'in manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 100.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 02.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ...'in manevi tazminat talebinin kabulüne, 50.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 02.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının haksız eyleminin aynı zamanda adam öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğu, haksız eylemin 02.09.2010 tarihinde gerçekleştiği, dava tarihi olan 28.09.2012 tarihi itibariyle yasada belirtilen zamanaşımı süresinin dolmadığı, maluliyet tespiti ve aktüer raporunun usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle usul ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 27.05.2021 tarih, 2012/656 Esas - 2021/338 Karar sayılı kararına yönelik davalılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde;davalı ...'ın yargılama sırasında vesayet altına alınması ile vasi olarak yargılamaya dahil olan eşi ...'ın vekille temsil edilme isteğine rağmen kendisine makul/kesin bir süre verilmediğini, dosyada kısıtlının vekille temsilinin sağlanmadığını, davacının maddi tazminat talepleri açıklanırken davacının "geçici iş göremezlik sebebiyle oluşan kayıplar, sürekli iş göremezlik sebebiyle oluşan zarar, tedavi giderleri ve tedavi boyunca yapılan her türlü masraflar, kâr kaybından doğan maddi kayıplar'' olarak isimlendirdiği zararlardan hangisi için ne kadar istediği ve ne kadar harç yatırdığının belirtilmediğini, delillendirilmeyen ve ispat edilemeyen ancak istendiği belirtilen kâr kaybı gibi kalemler için kısmi red kararı oluşturulmadığını, davaya ilişkin zamanaşımı ve hak düşürücü sürelere dair itirazlarının İlk Derece Mahkemesince değerlendirilmediğini ve manevi tazminatın fahiş olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; kasten yaralamadan kaynaklanan haksız eylem sonucu maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre dosya kapsamında alınan maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmeliğe göre düzenlenmiş olmasına ve manevi tazminat tutarlarının olayın oluşuna uygun bulunmasına göre karar usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.