Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/2257 E. 2026/362 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2257
Karar No
2026/362
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2406 E., 2025/113 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 20.01.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz eden davacı ... vekili Avukat ... ile temyiz edilen kendi adına asaleten davalı .... ve Tic. A.Ş. adına vekaleten davalı Avukat ... ile davalı ... ... Gayrimenkul İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluğunda duruşmaya başlandı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R- Dava; inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir. Davacı vekili; davacı ile davalılardan .... Tic. A.Ş. arasında 30 01... parsel sayılı taşınmaz üzerine yapılacak 4 bloktan oluşan binadaki 13 adet bağımsız bölümün davacıya satışı hususunda satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, davacının 13 adet bağımsız bölümün bedelini peşin ve bir kısım dava dışı taşınmazlarını takas yapmak sureti ile ödediğini, sözleşme uyarınca taşınmazların 2020 yılı Mart ayı içinde teslim edilmesi gerektiğini ancak geçen sürede inşaata başlanmadığını, satış vaadi sözleşmesi ile üstlendiği yükümlülüğü yerine getirmeyen davalı şirketin, davacıdan aldığı dükkanlar, araç ve senetler ile nakit ödemelere karşılık maliki olduğu 30 01... parsel ile 32 76... parseldeki 17... nolu bağımsız bölümleri davacıya temlik etmeyi teklif ettiğini, dava dışı 32 76... parseldeki 17... nolu bağımsız bölümler yönünden davacı ile davalı Şirket arasında satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, davalı şirketin 30 01... parseli de 05.07.2018 tarihinde davacıya devrettiğini, davalı Şirketin, dava konusu 30 01... parselin tekrar temlik edilmesi halinde kredi çekme imkanının olabileceğini, taşınmaz üzerindeki ipotekleri bu şekilde terkin ettirebileceğini ve davacının zararını telafi edeceğini belirttiğini, davacının da 24.07.2018 tarihinde taşınmazı inançlı işlem ile bedelsiz olarak davalı şirkete temlik ettiğini, aradan geçen sürede davalı şirketin edimlerini yerine getirmediğini, taşınmazın muvazaalı ve bedelsiz olarak diğer davalı ...'e devredildiğini, davacının taşınmazın devredilmesini önlemek amacıyla 18.07.2018 tarihinde Şanlıurfa 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/1160 esas sayılı dosyası ile dava açtığını, 19.07.2018 tarihinde 30 01... parselin tapu kaydına ihtiyati haciz şerhi tesis edildiğini, bu aşamada davalı şirketin tüm süreçte vekilliğini yapan Av. ...'ın kurucu ortağı olduğu davalı ... ... Gayrimenkul İnşaat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti'ye taşınmazın 21.07.2023 tarihinde muvazaalı ve bedelsiz olarak devredildiğini ileri sürerek 30 01... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazın rayiç bedelinin davalılardan yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline ve Şanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemeleri nezdinde açılan davaların bu davada bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ..., kendi adına asaleten ve davalı .... ve Tic. A.Ş.'ye vekaleten; davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, eldeki davayı açmakta hukuki yararının da olmadığını, davalı ...'ın husumet ehliyetinin bulunmadığını, tapu iptali ve tescil davasının koşullarının oluşmadığını, davacının, davalı Şirkette güven duygusu uyandırarak bankalardan finansman desteği sağlamak vaadiyle taşınmazın tapusunu davalı şirketten temlik aldığını ancak davacının davalı Şirketi dolandırma gayesi ile hareket ettiğinin anlaşılması üzerine taşınmazın davacıdan geri alındığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... ... Gayrimenkul İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili; davalı Şirketin taşınmazı iyi niyetli iktisap ettiğini, harcının eksik yatırıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davacının inançlı işleme dayanarak dava açtığı ancak taraflar arasında yazılı şekilde bir inanç sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği, sunulan belgelerin delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği, tanık beyanlarından da inançlı işlem iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili ve davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davacının 24.07.2018 tarihli temlik işleminin inanç sözleşmesine dayalı olarak yapıldığını ileri sürdüğü ancak dayanak senedin inanç sözleşmesi niteliğinde olmadığı, senet metninde bu manaya gelecek herhangi bir ifade kullanılmadığı, salt satış senedi niteliğinde olduğu, davacı tarafça 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamında herhangi bir yazılı delil ya da yazılı delil başlangıcı sunulmadığı, davalı ... A.Ş.'nin cevap dilekçesindeki beyanlarının vasıflı ikrar niteliğinde olduğu, vasıflı ikrarın bölünemeyeceği, davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekili ve davalı ...’ın istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Hemen belirtmek gerekir ki, temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle inançlı işleme dayalı iddianın ispatı açısından yazılı delil ya da delil başlangıcı ibraz edilmediği, inançlı işlem iddiasının kanıtlanamadığı anlaşıldığından davacı vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazlarının reddine.

Davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazına gelince; Bilindiği üzere, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2. maddesinde,"Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur." düzenlemesine yer verilmiş olup eldeki davada ret sebebi ortak olan ve davayı vekili aracılığıyla takip eden davalılar yararına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2. maddesi uyarınca tek avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde ayrı ayrı vekalet ücreti tayini suretiyle davacı aleyhine fazla vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsizdir.

Ne var ki anılan hususun giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin temyiz itirazının değinilen yönden kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının 6, 7 ve 8. bentleri hükümden tamamen çıkarılarak yerlerine 6. bent olarak “Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 1.137.160,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar ... Gayrimenkul İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., .... ve Tic. A.Ş. ve ...’e verilmesine,” cümlesinin yazılması ve sonraki bent numarasının buna göre teselsül ettirilmesi suretiyle 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde temyiz eden davacıya iadesine, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davacı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 20.01.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/2257, K. 2026/362, T. 20.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-2257-e-2026-362-k-b9f4261a00eb