Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/8365 E. 2023/11141 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/8365
Karar No
2023/11141
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/553 Değişik İş, 2021/554 Karar SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : İHK-2021/16228 HÜKÜM/KARAR : Davalı Vekilinin İtirazının Kısmen Kabulü İle Kararın Düzeltilmesi SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2021/43564 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazlarının kısmen kabulüne karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 10.09.2012 tarihinde yaya davacıya, davalı tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılan aracın çarpması sonucu davacının yaralandığını ve malul kaldığını, sigorta şirketine zararın giderilmesi için başvuru yapıldığını ancak başvuruya olumlu yanıt verilmediğini iddia ederek, oluşan zararların tazmini için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 4.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.000,00 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 5.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 07.04.2021 tarihinde sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 105.184,63 TL' ye ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'ini ileri sürerek, maluliyet oranları arasındaki çelişkinin giderilmesi için Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'e uygun rapor alınması gerektiğini, sunulan raporun gerçek maluliyet durumunu göstermediğini, hesaplamanın aktüer sıfatına sahip bilirkişilerce yapılması gerektiğini, geçici bakıcı giderinin sigorta şirketinden istenemeyeceğini, bakıcı tutulduğuna ilişkin dosyada bir bilgi olmadığını, avans faizi isteminin yerinde olmadığını, başvuru sahibi lehine 1/5 oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre davanın kısmen kabulüne, 105.184,63 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 556,57 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 105.741,20 TL tazminatın 30.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; başvurunun zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, kusur raporu alınması gerektiğini, başvuran lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek karara itiraz etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her ne kadar 8 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresi dolmuş ise de Covid-19 salgını nedeniyle 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici 1 inci maddesine göre 13.03.2020-15.06.2020 tarihleri arasında zamanaşımı süreleri durduğundan ve dosyada zamanaşımının son gününün 15.12.2020 olduğu anlaşıldığından zamanaşımı itirazlarının reddine, kusur raporunun açık, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olması sebebiyle kusura yönelik itirazların reddine, vekalet ücretinin tam belirlenmiş olması karşısında vekalet ücretine yönelik itirazların ise kabulüne karar verilerek, "1. Kararın vekalet ücretine ilişkin bulunan 3 numaralı bendinin “Başvuran kendisini vekil ile temsil ettirdiği için 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 30/17. maddesi ile yürürlükte bulunan Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Ücret Tarifesinin 17. Maddesi uyarınca hesaplanan 4.080,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile başvurana ödenmesine” şeklinde düzeltilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; zamanaşımı nedeniyle başvurunun reddi gerektiğini, 8 yıllık uzamış ceza zamanaşımının da dolduğunu, kusur oranları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, müvekkili şirket tarafından alınan raporda kusur dağılımı ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından alınan kusur raporundaki kusur dağılımı arasında fahiş fark bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını tlep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan ve malul kalan davacı yayanın sürekli iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanunu) s'nun 49, 54 ve 72 inci maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 99 ve 109 uncu maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin 13 üncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları, 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu' nun 66 ıncı maddesi. 3. Değerlendirme 1. Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile iş göremezlik tazminat istemine ilişkindir. 6098 Sayılı Kanun'un 49 uncu maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72 inci maddesinde haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. Buna karşılık 2918 Sayılı Kanunun 109/1 inci maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir. Görüldüğü gibi, 6098 sayılı Kanun 72 inci ve 2918 Sayılı Kanun' nun 109/2 inci maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. 2918 Sayılı Kanun'un anılan madde hükmünde gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nun 5.6.2015 gün 2014/17-2198 2015/1495 sayılı kararı ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.) 26.03.2020 tarihli 31080 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Geçici 1. maddesinin 2/a maddesinde "a) Suç ve ceza, kabahat ve idari yaptırım ile disiplin hapsi ve tazyik hapsi için kanunlarda düzenlenen zamanaşımı süreleri” Covid-19 pandemisi nedeniyle uzayan süreler kapsamında değerlendirilmemiş; istisnalar kısmında değerlendirilmiştir. Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; davaya konu trafik kazası 10.09.2012 tarihinde gerçekleşmiştir. Davalı zamanaşımı definde bulunmuş, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine İtiraz Hakem Heyeti tarafından, Covid-19 salgını nedeniyle zamanaşımı sürelerinin durduğu, zamanaşımı süresi içinde dava açıldığı gerekçesi ile davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir. Oysa ki; davaya konu kazanın 5237 sayılı Kanun' un 89/1 inci maddesinde düzenlenen ve Taksirle Yaralama olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylem niteliğinde bulunması; bu eylemle ilgili ceza davasının 5237 sayılı Kanun' un 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olması; 2918 sayılı Kanun' un 109/2 inci maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli olması; Covid-19 pandemisi nedeniyle uzayan süreler de dahil edilerek hesaplansa dahi davanın olay tarihi üzerinden sekiz yıl geçtikten sonra 04.12.2020 tarihinde açılmış olması karşısında, somut olayda zamanaşımının gerçekleştiği açıktır. Zira haksız fiil nedeniyle geçici veya sürekli iş gücü kaybına uğrayan kişi sonradan gelişen durumlar dışında haksız fiil tarihinden itibaren bedensel zarara uğramıştır. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan zarar haksız fiil tarihi itibariyle doğmuş olup bu andan itibaren mağdur zarar görmeye başlamıştır. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgulara göre eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun' da öngörülen zamanaşımı süresi dikkate alındığında dava tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmaktadır. İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazlarının kabulü ile talebin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2. Bozmanın kapsam ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) nolu bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) nolu bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın İtiraz Hakem Heyetine iletilmek üzere mahkemesine gönderilmesine 23.10.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğyla karar verildi. KARŞI OY Davalı taraf alacağın zamanaşımına uğradığı savunmasında bulunmuş ise de Uyuşmazlık ve İtiraz Hakem Heyetleri tarafından Covid 19 nedeniyle duran sürelerin eklenmesiyle saptanan tarihte zamanaşımının oluşmadığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; sayın çoğunluk tarafından, suç ve ceza için kanunlarda düzenlenen sürelerin Covid 19 nedeniyle uzayan süreler kapsamında olmadığı, 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi içinde dava açılmadığından zamanaşımının gerçekleştiği ve bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İtiraz Hakem Heyeti kararı bozulmuştur. 26.03.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanun’un geçici 1 inci maddesinin 1 numaralı bendi ile yargı alanında hangi iş ve işlemlere ilişkin sürelerin hangi tarihe kadar durduğu, duran sürelerin ne zamandan itibaren yeniden işlemeye başlayacağı ve süre hesabının nasıl olacağı düzenlenmiş; anılan maddenin 2 numaralı bendinde ise pandemi nedeniyle uzayan sürelerin kapsamı dışında olan sürelerin hangileri olduğu düzenlenmiştir. 7226 sayılı Kanun'un 1/1 inci maddesindeki sürelerin 15.06.2020 tarihine kadar (bu tarih dahil) uzatılmasına dair Cumhurbaşkanı Kararı 30.04.2020 tarihli Resmi Gazede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 7226 sayılı Kanun'la yapılan düzenleme ve bu Kanun kapsamında Cumhurbaşkanı Kararıyla yapılan süre uzatımı ile 13.03.2020 ve 15.06.2020 tarihleri (bu günler dahil) arasında zamanaşımı ve hak düşürücü süreler ile aynı Kanun'da sayılan diğer süreler durdurulmuştur. Bunun diğer anlamı, arada geçen süreler, asıl sürelere eklenecektir. Bu arada geçen süre 95 gün olduğundan zamanaşımı ve hak düşürücü süreler hesaplanırken, süre başlangıcına bu 95 gün de eklenerek sürenin dolduğu tarih belirlenecektir. Ayrıca sürenin yeniden işlemeye başladığı tarihte kalan süre 15 günden az ise ayrıca bu süreler 15 güne uzatılmıştır. Sonuç olarak 95 günlük bir durma süresi gerçekleşmiş ve bu 95 günlük sürenin sonunda kalan süre 15 gün veya daha az ise kalan süreler 15 güne tamamlanarak süre uzatımı yapılmıştır. Kalan süre 3 gün ise bu 3 gün yerine 15 gün uygulanacak ama bu üç güne 15 gün eklenerek 18 gün uygulanmayacaktır. Sayın çoğunluk tarafından, 7226 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin 2/a bendi uyarınca, suç ve ceza için kanunlarda düzenlenen sürelerin Covid 19 nedeniyle uzayan süreler kapsamında olmadığı, 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi içinde dava açılmadığından zamanaşımının gerçekleştiği kabul edilerek bozma kararı verilmişse de bu görüşe katılmak mümkün olmamıştır. Zira, anılan kanun hükmü ile kamu düzenine doğrudan etki eden ceza hukuku bağlamındaki suç ve cezaya ilişkin zamanaşımı sürelerinin durması ve uzamasının önüne geçilmek istendiği, bu isteğin de kamu düzeni ve güvenliğine ilişkin saiklere dayandığı açıktır. Özel hukuk hükümlerine tabi ve bireysel sonuçları olan davalarda, özel hukuk kurallarındaki (6098 sayılı Türk Borçlar kanunu'nun 72 nci maddesi ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/2 nci maddesi) atıf nedeniyle uygulama alanı bulan ceza zamanaşımı süresi bakımından 7226 sayılı Kanun ile getirilen sürelerin durması hükümlerinin uygulanmaması, anılan kanunun 1 inci maddesinin 1/a bendindeki düzenlemeye aykırı olacaktır. Açıklanan tüm bu nedenlerle; davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin temyiz itirazları reddedilip diğer temyiz itirazları incelenerek karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun (1) numaralı bentteki bozma görüşüne katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/8365, K. 2023/11141, T. 23.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-8365-e-2023-11141-k-78d90861c54b