Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/4276 E. 2024/7742 K. – Trafik Kazası
Konu: Trafik Kazası Sonucu Yaralanma Nedeniyle Maddi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4276
- Karar No
- 2024/7742
- Karar Tarihi
- Konu
- Trafik Kazası Sonucu Yaralanma Nedeniyle Maddi Tazminat
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1952 E., 2023/50 K. DAVA TARİHİ : 10.03.2022 HÜKÜM/KARAR : Davacının İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 08.08.2013 tarihinde davalı ... şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) ile sigortalı aracın davacıya çarptığını, meydana gelen trafik kazası sonucu davacının yaralandığını, geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını ve sürekli bakım ihtiyacı doğduğunu, davacının maddi zararın tazmini için gerekli bilgi, belge ve evraklarla birlikte davalı ...Ş.'ye başvuruda bulunulduğunu, ancak ödeme yapılmadığını belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 107 nci maddesi gereğince 10.000,00 TL bakıcı giderinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1268 inci maddesi uyarınca, “sigorta mukavelesinde doğan bütün mutalebeler, iki yılda müruruzamana uğrar.” düzenlemesi gereğince davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, sigorta poliçesinin 19.11.2012-19.11.2013 tarihleri arasında geçerli bir poliçe olduğunu, dava konusu kazanın 08.08.2013 günü meydana geldiğini, davanın açılma tarihi dikkate alındığında 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gibi 08.08.2021 tarihi itibari ile uzamış ceza zamanaşımı süresinin de dolduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, sigorta şirketinin sorumluluğunun, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının sürekli olarak başkasının bakımına muhtaç olduğu yönündeki değerlendirmenin ilgili yönetmelik hükümlerine uygun şekilde yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı şirket sigortalısının davacıyı yaralama eyleminin 08.08.2013 tarihinde gerçekleştiği, davalı şirket sigortalısı hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 89/2-b maddesi gereğince ceza verilmiş olduğu, davacıda meydana gelen yaralanmanın TCK 'nın 89/2-b maddesinde düzenlenen kemik kırığına sebebiyet verecek şekilde taksirle yaralama olduğu, ceza yargılamasında uygulanan hüküm nazara alındığında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımına tabi olduğundan, olay tarihi olan 08.08.2013 ile dava tarihi olan 10.03.2022 arasında sekiz yıllık ceza zamanaşımı süresinin dolduğu, davacının gelişen duruma dayalı bir maluliyet iddiası ve delili de bulunmadığı, davalının süresinde verdiği cevap dilekçesi ile zamanaşımı definde de bulunduğu gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde;dosya kapsamında uygulanacak zamanaşımı süresi 8 yıl değil, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) gereği 10 yıl olup; Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairelerinin son tarihli kararları gereğince bu sürenin maluliyetin tespiti tarihinden itibaren başladığını, trafik kazasının 08.08.2013 tarihinde meydana geldiği, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmasından önce, 10.03.2022 tarihinde davanın açıldığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 72 nci maddesi ve Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/1 inci maddesi gereğince zamanaşımı süresinin kazadan itibaren 10 yıl olduğunu, ceza kanunlarında, tazminatı gerektiren haksız fiil nedeniyle daha uzun bir zamanaşımı öngörülmüş ise, işbu uzamış zamanaşımı süresi uygulanacağını, tazminatı gerektiren haksız fiil için ceza kanunlarında belirlenen daha uzun bir zamanaşımı süresi bulunmadığını, bu nedenle, uzamış zamanaşımı süresi söz konusu olmadığından, Türk Ceza Kanunu'nda belirtilen 8 yıllık zamanaşımı süresinin, eldeki dava yönünden uygulanmasının mümkün olmadığını, 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan, 10.03.2022 tarihinde davanın açıldığını, Yargıtay'ın yerleşik kararları ile de zamanaşımı süresinde Karayolları Trafik Kanunu'nun 109 uncu maddesinin uygulanmasına, kazadan sonra tedavinin devam etmesi halinde işbu tedavi bittikten sonra maluliyete ilişkin rapor alınarak zamanaşımı başlangıcının belirlenmesine karar verildiğini, dosya kapsamında maluliyete ilişkin alınan herhangi bir rapor bulunmadığından zamanaşımının salt kaza tarihinden belirlenmesi hukuka aykırılık arz edeceğini, mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; olay tarihi olan 08.08.2013 tarihinden itibaren 8 yıllık zamanaşımı süresi 08.08.2021 tarihinde dolduğu, davacı vekili tarafından 17.02.2022 tarihinde arabulucuya başvuru yapıldığı, anlaşamama tutanağın ise 07.03.2022 tarihinde düzenlendiği, davacı tarafından davanın açıldığı 10.03.2022 tarihinde 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, arabuluculuğa başvurulduğu tarihte zamanaşımı süresinin dolmuş olması sebebiyle zamanaşımı süresine etkisinin bulunmadığı, davacının dava dilekçesinde davacının yaralanması nedeniyle bakıcı gideri talep ettiği, davacının yaralanması nedeniyle gelişen durum iddiasının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan yaya olan davacının sürekli bakıcı ücreti talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci ve 109/2 maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.