Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/7454 E. 2023/10104 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/7454
Karar No
2023/10104
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2021/İHK-25169 HÜKÜM/KARAR : Kabul/İtirazın Reddi SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2021/47466 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasıyla (ZMSS) sigortalı olan araç ile müvekkilinin sevk ve idaresindeki aracın 23.01.2018 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucunda, müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 200,00 TL bakıcı giderinin başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile dava değerini 128.991,23 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvuru şartının yerine getirilmediğini, davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre belirlenmesi gerektiğini, davacının maluliyetinin olay tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe göre belirlenmesi gerektiğini, rapor ücretinin teminat dışı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun belirlenmesi gerektiğini, SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; konusunda uzman bilirkişiden alınan kusur raporunda sigortalı araç sürücüsünün %70 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, meydana gelen kaza nedeniyle davacının %25 oranında sürekli maluliyeti olduğunun, iyileşme süresinin 4 ay olduğunun, 15 gün bakıcıya ihtiyacı olduğunun anlaşıldığı, davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak belirlendiği gerekçesiyle başvurunun kabulüne, 128.991,23 TL'nin 08.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; usulüne uygun başvuru yapılmadığından başvurunun usulden reddinin gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin teminat kapsamı dışında olduğunu, maluliyet raporunun kabulünün mümkün olmadığını, SGK tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının tespitinin gerektiğini, müvekkili temerrüde düşürülmediğinden faiz başlangıç tarihinin başvuru tarihi olması gerektiğini, hükme esas alınan kusur oranının hatalı olduğunu, maluliyet raporu ücretinin teminat kapsamı dışından olduğunu, davacı lehine fazla vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından gerekli belgelerle davalıya başvurulmasına rağmen ödeme yapılmadığı, davalının maluliyet raporuna itirazı üzerine Uyuşmazlık Hakem Heyetince maluliyete ilişkin alınan bilirkişi raporunun olay tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe uygun şekilde tanzim edildiği, dava konusu kaza iş kazası olmadığından davacıya gelir bağlanmasının söz konusu olamayacağı, bu nedenle SGK nezdinde araştırma yapılmasına gerek olmadığı, faiz başlangıç tarihinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na(TTK) uygun şekilde belirlendiği, kusur raporunun denetime elverişli olduğu, rapor ücretinin TTK'nın 1426 ncı maddesi uyarınca davalının sorumluluğunda olduğu, davacı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre vekalet ücreti belirlenmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçeleriyle davalının itirazının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle kararın usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı tarafından ZMSS poliçesiyle teminat altına alınan araç ile davacının sevk ve idaresindeki aracın karıştığı trafik kazası sonucunda davacının yaralanmasından kaynaklanan sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 266 ncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 51, 52 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Kanun'un 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun(TTK) 1426 ncı maddesi, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin on üçüncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, davalıya başvuru sırasında sunulan evrakların zararın belirlenmesi için yeterli olmasına, 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesi kapsamında tedavi gideri niteliğinde olmayan geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinden davalının sorumlu olmasına, hükme esas alınan maluliyet raporunun olay tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri gözetilerek düzenlenmiş olmasına, olay iş kazası olmadığından SGK tarafından rücuya tabi ödeme yapılmasının söz konusu olmamasına, davalının usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmüş olmasına, TTK'nın 1426 ncı maddesi gereğince zararın belirlenmesi için yapılan makul giderlerden davalının sorumlu olması ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Dosyanın incelenmesinde; dava konusu olaya ilişkin Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/76 Esas sayılı dosyasında trafik bilirkişisinden alınan kusur raporunda davacı ile sigortalı araç sürücüsünün asli ve eşit oranda kusurlu olduğunun bildirildiği, yine aynı dosya içerisinde bulunan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporunda sigortalı araç sürücüsü ile davacının asli kusurlu olduğunun bildirildiği, Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru esnasında sunulan raporda ise davacının tali ve %30 oranında, sigortalı araç sürücüsünün asli ve %70 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği anlaşılmaktadır. İtiraz Hakem Heyetince Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru esnasında sunulan rapora itibar olunarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Yargılama makamlarınca çelişkili raporlardan birine neden itibar edildiği, diğer raporun neden tercih edilmediği gerekçelendirilmeli veya her iki rapor arasındaki çelişkiyi gideren üçüncü bir rapor alınmalıdır. Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince, dosyada mevcut raporlardaki tespitler de irdelenmek suretiyle kusura ilişkin çelişkiyi giderecek yeni bir rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52 nci maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 78 inci ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150 nci maddesi uyarınca emniyet kemeri takılması zorunluluğu bulunan araçlardan biri de otomobildir. Davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle zararın artmasında katkısının bulunduğu, dolayısıyla müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine dair davalının savunması İtiraz Hakem Heyetince kabul edilmemiştir. Somut olayda; kazaya karışan araç sürücüsü olan davacının trafik kazası sonucu yaralandığı ve emniyet kemeri takmadığı hususu, trafik kaza tespit tutanağı ile sabittir. Buna göre; davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle zararın artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek TBK’nın 52 nci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 4. Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci maddesinde "Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücreti, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretinin beşte biridir." hükmü yer almaktadır. Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü fıkrasında (19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'te Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 6 ncı maddesi ile eklenen) "Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir." düzenlemesi mevcuttur. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 17/2 nci maddesi ise "Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine bu Tarifeye göre hesaplanan ücretin beşte birine hükmedilir. Konusu para ile ölçülemeyen işlerde, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen maktu ücrete hükmedilir. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine öngörülen maktu ücretin beşte birine hükmedilir. Sigorta Tahkim Komisyonlarınca hükmedilen vekalet ücreti, kabul veya reddedilen miktarı geçemez." şeklinde düzenlenmiştir. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT'nin 13 ve 17 nci maddeleri gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi bozmayı gerektirir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 02.10.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri talebine ilişkindir. Davaya konu kazada davacının yaralanmasına ilişkin olarak davalı yanın müterafik kusura ilişkin savunmalarının Uyuşmazlık Hakem Heyetince kabul edilmediği ve indirim yapılmaksızın belirlenen tazminata karar verildiği, davalı vekilinin karara itirazının reddedildiği, davalı vekilince Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı yapılan itiraz başvurusuna ve temyize konu edilmeyen müterafik kusur yönünden indirim yapılması için kararın bozulduğu görülmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında; "Yargıtay, tarafların ileri sürdükleri temyiz sebepleriyle bağlı olmayıp, kanunun açık hükmüne aykırı gördüğü diğer hususları da inceleyebilir" düzenlemesi yapılmış ve temyiz incelemesinin kapsamı belirlenmiştir. Anılan kanun hükmü gereği temyiz incelemesi kural olarak tarafların ileri sürdükleri sebeplerle sınırlı biçimde yapılabilecek, ancak kanunun açık hükmüne aykırı olan hususlar re'sen bozma sebebi yapılabilecektir. Hukuk yargılamasının en temel ilkelerinden olan taraflarca getirilme ilkesi ile taleple bağlılık ilkesi gereği de temyiz incelemesinin tarafların ileri sürdüğü sebeplerle sınırlı yapılması gerekeceği açıktır. Somut olayda; davalı vekilinin Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı yaptığı itiraz başvurusuna ve temyize konu etmediği yöne (tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması) ilişkin temyiz itirazının kabulüyle kararın temyiz eden davalı yararına bozulması, tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmamasına ilişkin olarak davacı yararına oluşan usuli kazanılmış hakkı da ihlal edecek niteliktedir. Bu itibarla; kamu düzenine aykırılık ya da açık kanun hükmüne aykırılık vasfı taşımayan yöne (müterafik kusura) ilişkin nedenle kararın bozulmasının doğru olmadığı kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun (3 numaralı bentteki) bozma kararına katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/7454, K. 2023/10104, T. 02.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-7454-e-2023-10104-k-d5368303d773