Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/7715 E. 2023/5281 K.
Konu: Tasarrufun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/7715
- Karar No
- 2023/5281
- Karar Tarihi
- Konu
- Tasarrufun İptali
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/3526 E., 2021/1637 K. DAVA TARİHİ : 04.01.2017 HÜKÜM/KARAR : İstinaf isteminin kabulüne/ Davanın kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : ... ... 17. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/487 E., 2018/251 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne İlk derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu ... hakkında başlatılan takibin sonuçsuz kaldığını, borçlunun mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazı 22.01.2009 tarihinde diğer davalı kardeşi ...'e sattığını onun da yargılama sırasında 10.03.2017 tarihinde dava dışı ...'e sattığını belirterek, davalı ...'e yapılan satışın iptali ile HMK'nın 125/1-b maddesi gereğince bedelinin davalı ...'den tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; tasarrufun 22.01.2009 tarihinde gerçekleştiğini, İİK'nın 280. maddesindeki 5 yıllık sürenin geçtiğini, müvekkilinin mal kaçırma amacı olmadığını belirterek haksız açılan davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ..., miras hissesini ihtiyacı olduğu için sattığını, kardeşinin borçtan haberi olmadığını belirtmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Borçlunun, Ceza Mahkemesindeki savunması ve diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde 21.4.1998 tarihinde davacıdan ödünç aldığı paraya karşılık verdiği üç adet bonoyu ... Ilgaz adı ile tanzim ettiği, bilahare adının ... olduğunun ortaya çıktığı, bu davranışının alacaklısını yanıltmak niteliğinde olduğu, senetlerin tanziminden sonra borçlunun annesinin vefatı ile 22.01.2009 tarihinde alacaklısından mal kaçırmaya hizmet eden davranış göstererek hissesini annesinden intikal eden miras payını kardeşi diğer borçluya devrettiği, ceza yargılaması sonrasında bonoların takibe 14.....2012 tarihinde konulduğu ve davacının bu davayı açtıktan hemen sonra ...'ün mevcut daireyi üçüncü bir kişiye sattığı, davacının bu nedenle ... yönünden tazminat ile sorumlu tutulması yönündeki talebinin yerinde bulunduğu kabulüne karar verilmek gerekeceği sonuç ve kanaatine..." varıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, müvekkilinin, rahmetli babasından kalan davaya konu yeri, diğer davalı ve abisi olan ...'... usulüne uygun şekilde satın aldığını, nitekim taşınmazdaki diğer hissedar kardeşlerinden de hisselerini satın alarak, atadan kalan bu taşınmazın yabancıya satılmasını amaçladığını ve önlediğini; müvekkilinin bu işlemi yaparken, abisinin borçlu olduğunu bilebilmesinin mümkün olmadığını, zira, abisi olan ... hakkındaki icra takibinin 2012 yılında, yani, taşınmazın hissesini satın aldığı 2009 yılından sonra yapıldığını, şayet müvekkilinin alacaklıdan mal kaçırma maksadıyla diğer davalı ... ile hareket etmiş olsaydı, taşınmazı kısa bir süre sonra satmış olacağını, oysa ki, taşınmazın tüm hisseleri müvekkili üzerine geçtikten sonra 7-8 yıl gibi uzun bir süre taşınmazın müvekkilinin üzerinde kaldığını, davalı borçlu her ne kadar müvekkilinin abisi olsa da, yanlış ... tarzı nedeniyle müvekkilinin kendisiyle görüşmediğini, nitekim tapudan gelen resmi senetlerde de görüleceği üzere, tapuda dahi bir araya gelmediklerini ve satışın vekaleten yapıldığının ... olduğunu, müvekkilinin ticaretle uğraşan başarılı bir kadın olduğunu ve maddi durumunun da bu taşınmazı almaya elverişli bulunduğunu, taşınmazı yıllarca elinde tutup, daha sonra dava dışı ...'e satmasındaki amacın ise, bölgeye kentsel dönüşümün girerek taşınmazın yıkılıp yeniden yapılması sonucunda kat mülkiyetine geçilmesi ve değer kazanması olduğunu, ki bu hususun da bilirkişi raporuyla ... olduğunu, ayrıca, Mahkemece müvekkilinin, diğer davalıdan satın aldığı hisse nedeniyle 275.000,00 TL ile sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, zira bilirkişi raporundan da görüleceği üzere, 275.000,00 TL'nin, hissenin satın alındığı tarihteki taşınmazın toplam değeri olduğunu, müvekkilinin satın aldığı hissenin tasarruf tarihindeki değerinin 68.750,00 TL'ye tekabül ettiğini; müvekkili tarafından, davalının hissesinin 20.500,00 TL'ye satın alınmasının olağan olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davası olduğunu, dava konusu satışın 22.01.2009 tarihinde gerçekleştiğini davanın ise, İİK'nın 284. maddesinde öngörülen beş yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 23.12.2016 tarihinde açıldığından, Mahkemece, hak düşürücü süre yönden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yukarıda belirtildiği şekilde karar verilmesi doğru olmadığından, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına ve davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, davanın kardeşler arsındaki muvazaalı devir işleminin iptali talebine ilişkin olduğunu, dava dilekçesinde ve yargılama aşamasında davanın TBK'nın 19. maddesine dayalı olduğunun belirtildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283 ve 284 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve dava dilekçesinde davanın İİK'nın 277. maddesine dayalı olarak açıldığının açıkça belirtilmiş olmasına, davanın ıslah edilmemiş olmasına ve HMK'nın 141. maddesi gereğince iddianın genişletilmesinin süresinde yapılmamış olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ... sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.