Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/3119 E. 2025/2230 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/3119
Karar No
2025/2230
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/7 E., 2021/1710 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/877 E- 2020/433 K

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın ... şubesi ile dava dışı ... Dayanıklı Tüketim Malları Züccaciye İnşaat Tekstil Market Gıda Turizm San. ve Tic. Ltd.Şti arasında yapılan 23.01.2017 tarihli Kredi sözleşmesine dayanılarak kredi kullandırıldığını, davalı ...' in de bu sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kullandırılan kredinin geri ödenmediğini, davalı borçlu aleyhine Bursa 11. İcra Müdürlüğünün 2018/7261 esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, icra dosyasında alacağı karşılayacak miktarda mal varlığının tespit edilemediğini, davalı borçlunun adına kayıtlı, Bursa ili ... ilçesi ... Mahallesi 3 06... parsel, ... Beş Katlı Kargir Bina niteliğindeki taşınmazın 1/3 hissesini 07.03.2018/6192 yevmiye nolu işlemle 125.000,00 TL bedelle eniştesi olan ...'ya devredildiğinin tespit edildiğini beyan ederek, davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süreler geçtikten sonra açıldığını, usulüne uygun aciz vesikası ibraz edilmediğini, davalı 3. kişinin söz konusu gayrımenkulğü satın alacak gücü bulunduğunu, akraba olmaları tek başına iptal sebebi olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur. III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 17.09.2020 tarihli ve 2018/877 Esas ve 2020/433 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın davalı ... tarafından ...' ya 125.000,00 TL bedelle satıldığı, davalı ...'nun davacının kardeşinin eşi olduğu, bu sebeple davanın kabulüne, Bursa İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 306 Ada, 19 Nolu Parsel sayılı taşınmazın 1/3 oranında yapılan 07.03.2018 tarihli satış işlemlerinin takip konusu alacak ve fer'ilerini karşılayacak miktarla sınırlı olmak üzere iptali ile davacı alacaklıya bu sınırlar içerisinde haciz ve satış isteme yetkisi tanınmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 09.12.2021 gün, 2021/7 E- 2021/1710 K sayılı kararı ile davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; davalı borçlu ... ve ... firması hakkında kesin veya geçici aciz vesikası bulunmadığını, hak düşürücü sürelerin geçtiğini, kefalet sözleşmesinin TBK'nın 583. maddesine göre geçerli olmadığını, borçlu şirket hakkında hukuki yollar tüketilmeden doğrudan ...'e başvurulamayacağını, bilirkişi raporunda yapı alanlarının fazla şekilde değerlendirildiğini, yıpranma oranının düşük alındığını, 1975 yılında yapılan ve dava tarihinde 43 yaşında bulunan bina için %40 oranında yıpranma payı olması gerektiğini, taşınmazın konumu, özellikleri, emsal yerlerle kıyaslanması yapılmadan ve yöredeki rayice göre fahiş olarak bedel tespit edildiğini, tapu kaydındaki ipotek ve haciz miktarlarının dikkate alınmadığını, davalı ...'nun dava dışı ...'den tapuda "Bursa ili ... ilçesi ... Mah. 3 06... Parselde" kayıtlı taşınmazdaki 2/3 hissesini 250.000,00 TL rayiç bedelle devraldığını, davalı ...'ın asıl borçlu şirketin Türkiye ...'nun ... Şubesinden kullandığı kredi nedeniyle konulan tapuda "Bursa ili ... ilçesi ... Mah. 3 06... Parselde" kayıtlı taşınmaza konulan ipoteğin fek bedeli ile birlikte kredi borcu tutarı olan toplam 375.000,00TL'yi 09.03.2018 tarihinde ödediğini ve taşınmaz üzerindeki ipoteğin 13.03.2018 tarihinde kaldırıldığını, ödemenin ticari örf ve adetlere uygun olup mutad ödeme aracı olarak kabul edilmesi gerektiğini, aralarında akrabalık ilişkisi bulunmasının iptali gerektirmediğini, rayiçten fahiş olarak aşağı veya fazla rakama satılmadığını, gerçek satış olduğunu, taşınmazı kendi şahsi kullanımı için satın aldığından davalı ...'ın durumunu ve amacını bilecek kişilerden olmadığını, ivazlar arasında misli bir fark olmadığını, ipotek bedelini de ödemek suretiyle taşınmazı satın aldığından bağışlama hükmünde olmadığını beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 2 79... . maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Satılan taşınmaz üzerinde ipotek ve haciz kayıtları varsa,alıcı taşınmazı bu kayıtlarla yükümlü olarak satın almış olacağından, satışın bunların tamamı üzerinden yapıldığı kabul edilir. Bu nedenle oransızlığın belirlenmesinde tapu kaydındaki ipotek ve haciz miktarının da gözönünde tutulması gerekir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Somut olayda; dava konusu gayrımenkulün 1/3 hissesi davalı borçlu tarafından eniştesi olan davalı ...'ya devredilmiş, davalılar arasında tanışıklık ilişkisi bulunması sebebi ile de Mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. İİK'nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği, hüküm altına alınmışsa da; davalı ... ...'nun dava konusu gayrımenkulün sadece dava konusu 1/3 hissesini değil, aynı zamanda 2/3 hissesini de dava dışı tapu malikinden satın aldığının, söz konusu gayrımenkulün kredi çekilerek satın alındığının, kredi ödemelerinin davalı ... tarafından yapıldığının, dava konusu gayrımenkul kaydında bulunan ipoteğin de fekk ettirilmiş olduğunun anlaşılmış olmasına göre "borçlunun alacaklılarınına zarar verme kasdı ile yaptığı işlemler" olgusunun gerçekleşmediğinin anlaşılmış olmasına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeler ile kabule karar verilmesi doğru görülmemiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Dosyanın HMK nun 373/ 1 hükmü gereğince kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılara iadesine, 12.02.2025 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

İcra İflas Kanunu 180/1 maddesine göre malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu malî durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebilir.Tasarrufa konu taşınmazın davalı borçlu tarafından kardeşinin eşine devredildiğine göre kardeşinin eşi borçlunun alacaklılardan mal kaçırma kastını bilebilecek durumda olduğundan ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararına yönelik istinaf talebinin Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan reddi kararının onanması gerekirken taşınmazın bedelinin kredi çekilerek ödendiği gerekçesi ile Sayın Çoğunluğun verdiği bozma kararına katılmamaktayım.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/3119, K. 2025/2230, T. 12.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-3119-e-2025-2230-k-3a3d5d05aaf5