Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/430 E. 2026/1335 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/430
- Karar No
- 2026/1335
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/430 KARAR NO : 2026/1335
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29.11.2023 NUMARASI : 2023/264 Esas - 2023/956 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 14.09.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 14.09.2026
İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.11.2023 tarih 2023/264 Esas - 2023/956 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ili Çandarlı ilçesinde 15.09.2022 tarihinde müvekkilinin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasını (ZMSS) 311000126656400 numaralı poliçe ile temin ettiği davalının maliki-işleteni olduğu .... plakalı aracın firari sürücü sevk ve idaresindeyken Çandarlı istasyonu 21 numaralı gişeden geçerek Kuzey Ege Otoyolu'ndaki ekipmanlara çarptığını, maddi hasara sebebiyet verdiğini, kaza sebebiyle zarar gören dava dışı.... A.Ş. tarafından müvekkiline müracaat edilerek 100.969,12 TL + KDV zararın tazmininin talep edildiğini, zarar gören şirkete 04.10.2022 tarihinde 100.969,12 TL ve 12.10.2022 tarihinde 9.087,22 TL ödeme yapıldığını, KDV Tevkifatı uygulaması gereğince müvekkilinin %50 oranındaki tevkifat yükümlülüğü nedeniyle toplam 119.143,56 TL ödediğini, bu bedelin tahsili için davalı aleyhine İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2023/1034 Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, ancak davalı tarafından borcun tamamına itiraz edildiğini, sigortalısının işleteni olduğu aracın ticari nitelikte, yük naklinde kullanılan bir kamyon olması nedeniyle uyuşmazlığın ticari dava mahiyetinde bulunduğunu belirterek, davalının İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2023/1034 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... plakalı aracın 15.09.2022 tarihinde Kuzey Ege Otoyolu'ndaki ekipmanlara çarptığını, ancak müvekkilinin olay yerini terk etmediğini, aracın hâkimiyetini kaybetmesi sonrasında araçtan inerek ilgili yerlerle irtibata geçmeye çalıştığını, ulaştığı ilgililerin olay yerine çok uzun süre sonra gelebileceklerini bildirmesi üzerine müvekkilinin aracı kullanmaya devam etme kararı aldığını, iddialarının ispatı bakımından müvekkiline ait hattın olay tarihine ait HTS kayıtlarının ve otoyol giriş-çıkış kayıtlarının celbini talep ettiklerini belirterek, davanın öncelikle usulden, aksi kanaat hasıl olması halinde esastan reddine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalıya ait sigortalı aracın otoyol giriş ile çıkışı arasında sadece 1 dakikalık bir süre bulunduğu, davalının olay yerini zorunlu bir nedenle terk ettiğine ilişkin herhangi bir delil sunmadığı, zorunlu halden terki ispat yükünün davalı sigortalıda olduğu, ZMM Genel Şartlarının B.4/f bendi uyarınca olay yerini terk halinde sigortalı akit olan davalının ödeme sorumluluğunun doğacağı, davalıya ait sigortalı aracın ticari nitelikte olması nedeniyle avans faizi talebinin de yerinde bulunduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne, davalının 119.143,56 TL asıl alacak ve 5.635,73 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 124.779,31 TL'ye ilişkin itirazının iptali ile takip talebindeki koşullarla takibin devamına, alacağın likit ve hesaplanabilir olmaması nedeniyle icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ZMMS Genel Şartları'nın B.4/1-f bendinin yalnızca "bedeni hasara neden olan trafik kazaları" bakımından rücu sebebi öngördüğünü, somut olayda bedeni bir zarar iddiası bulunmadığından hükmün hukuka aykırı olduğunu, ayrıca sürücünün olay yerini terk etmiş olmasının Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre tek başına rücu sebebi sayılamayacağını, bu hususun Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.09.2022 tarih, 2021/468 Esas, 2022/1143 Karar sayılı ilamında da benimsendiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davacı ....A.Ş. tarafından, sigortalısı işleten davalı....'a ait .... plakalı aracın sebebiyet verdiği maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle zarar gören 3. kişiye ödenen tazminatın rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı sigorta şirketi, rücu sebebini, sigortalısı olan davalının işleteni olduğu aracın sürücüsünün 15.09.2022 tarihli kazadan sonra olay yerini terk etmesi olgusuna dayandırmıştır. Nitekim, dosya kapsamındaki Kuzey Ege Otoyolu giriş-çıkış kayıtlarından, davalıya ait aracın otoyola girerken hasarsız olarak girdiği ve çıkışında hasarlı olarak çıktığının tespit edildiği, kaza sonrasında kaza tespit tutanağı düzenlenmediği, kazanın ilgili kolluğa veya otoyol işletmesine bildirilmediği, bu haliyle sigortalı araç sürücüsünün kaza yerinde kalmaksızın olay yerini terk ettiği anlaşılmaktadır. Sigortacı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 95/2. maddesi ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarının B-4. maddesi gereğince, tazminat yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına ilişkin halleri, üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre kendi sigorta ettirenine rücu edebilir. Rücu davaları gerçek zararının giderilmesi amacına yönelik olup, zenginleşmeye bir vesile teşkil etmemelidir. Dolayısıyla zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı da ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusu bulunanlardan isteyebilir. Davalı, davacının ödediği miktardan değil, kaza nedeni ile ortaya çıkan gerçek zarardan sorumludur. Taraflar arasında geçerli ZMSS poliçesinin düzenlenme tarihi olan 03.12.2021 tarihinde yürürlükte bulunan 01.06.2015 tarihli Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMMS) Genel Şartlarının zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının sigortalıya rücu hakkı başlıklı B.4/f bendinde bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması hali rücu nedeni olarak düzenlenmiştir. 01.06.2015 tarihinden önceki sigorta genel şartlarından olay yerini terk, kaza tutanağı ve alkol v.b. belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması rücu şartı olarak öngörülmemişken, ilgili maddenin (f) bendinde, belirli durumların haricinde olay yerinin terk edilmiş olması, kaza tutanağı ve alkol v.b. belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması da, rücu şartı olarak düzenlemiştir. Genel Şartlar B.4-f bendi kapsamında sigortanın, sigortalısına rücu edebilmesi için ilgili yükümlülüklerin yerine getirilmemesi yeterli olup, sigortacının, sigortalısına rücu için sürücünün alkollü olduğunu yahut kasti eyleminin varlığını kanıtlaması istenemez. Sigorta genel şartları B.4-f bendi kapsamında sigortalının, kaza ister maddi zarara ister bedensel zarara neden olsun sürücünün olay yerine terk etmiş olması halinde üçüncü kişilere yapmış olduğu ödeme nedeniyle sigortalısına rücu edebileceği düzenlenmiş, ilgili madde de, istisnai durumlar "hariç" denilerek, gösterilmiştir. Buna göre sigortalı ancak bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitmesi, bedeni hasara neden olsun veya olmasın can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu hallerde ilgili maddeden kaynaklanan sorumluluklardan kurtulur. Yaralamalı kaza olmasa dahi olay yerinin terk edilmesi halinde sigorta şirketinin yukarıda belirtilen istisnalar haricinde sigortalısına rücu edebileceği kabul edilmiştir. Somut olayda davalının işleteni olduğu aracın kaza sonrasında olay yerini terk ettiği sabit olup, sigortalı aracın olay yerini terkinde haklı bir nedenin bulunduğu hususundaki ispat külfeti davalı taraf üzerindedir. Davalı vekili, gerek ilk derece yargılamasında gerekse istinaf dilekçesinde, sürücünün olay yerini can güvenliği, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme gibi zorunlu bir nedenle terk ettiğine ilişkin herhangi bir delil sunmamıştır. Nitekim, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine dair 13.02.2025 tarihli 2024/11202 Esas 2025/2473 Karar sayılı ilamı ile 01.06.2015 tarihinden sonra düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçeleri bakımından uygulanmakta olan Karayolları Motorlu Araçlar ZMMS Genel Şartlarının B.4-f maddesi metni çok iyi kaleme alınmamış olmakla birlikte, madde metninden anlaşılması gerekenin maddi ya da bedeni hasara neden olan tüm trafik kazalarında olay yerini terk ile kazanın oluş koşullarına ilişkin gerekli belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması hallerinde sigortacının üçüncü kişilere yaptığı ödeme nedeniyle sigortalısına rücu edebilecek olduğu, istisnai durumlar ise "hariç" denilerek gösterildiği, buna göre bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitmesi, can güvenliği nedeniyle uzaklaşması gibi zorunlu hallerde sigortalı bu maddeden kaynaklanan rücu sebebinden kurtulacağı, olay yerini terkin zorunlu olduğu haller ve kazanın oluş koşullarına ilişkin gerekli belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması halleri sınırlı sayıda olmayıp örnek olarak sayıldığı, ancak istisnai haller madde metninin başına yazıldığı için sanki olay yerini terk etme hali sadece bedeni hasara neden olan kazalarda uygulanacakmış, maddi hasarlı kazalarda uygulama alanı yokmuş gibi bir anlama yol açtığı, oysaki bedensel hasarlı kaza olmasa dahi olay yerinin terk edilmesi halinde sigorta şirketinin belirtilen istisnalar haricinde sigortalısına rücu edebileceğinin kabul edildiği, olay yerini terk ile içe rücu sebebi gerçekleşmiş olup olay yerini Genel Şartların B.4-f maddesinde sayılan haller ile benzer zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk ettiği dolayısıyla rücu sebebinin oluşmadığını ispat yükünün ise sigortalı üzerinde olduğu, belirtilmiş olup, dairemizce de; anılan kararda belirtilen ilke ve esaslar çerçevesinde önceki uygulamadan vazgeçilerek, maddi hasarlı trafik kazaları nedeniyle koşulları gerçekleşmiş ise olay yeri terk olgusunun rücu nedeni olabileceği kabul edilmiştir. Bu itibarla, davalı vekilinin, ZMSS Genel Şartları B.4/1-f bendinin yalnızca bedeni hasara neden olan trafik kazalarında uygulanabileceğine, maddi hasarlı kazalarda uygulama alanı bulunmadığına ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davalı vekilince istinaf dilekçesinde dayanılan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.09.2022 tarih, 2021/468 Esas, 2022/1143 Karar sayılı ilamı ise, 01.06.2015 tarihinden önce düzenlenmiş bir sigorta poliçesine ve o tarihte yürürlükte bulunan, olay yerini terki bir rücu sebebi olarak öngörmeyen eski Genel Şartlar'a ilişkin olup, somut uyuşmazlıkta ise taraflar arasındaki ZMSS poliçesi 01.06.2015 tarihinden sonra düzenlendiğinden yukarıda açıklanan gerekçelerle B.4/f bendi doğrudan uygulama alanı bulmaktadır, bu nedenle davalı vekilinin anılan Yargıtay kararına dayalı istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince rücuya konu gerçek zararın tespiti ile olay yeri terk yönünden yaptığı değerlendirmenin yerinde olduğu, sigortalı araç sürücüsünün kaza yerini terk ettiği ve ZMMS Genel Şartlarının B.4/f bendi uyarınca rücu koşulunun gerçekleştiği, zarar görenin gerçek zararının belirlenmesine yönelik olarak dosya kapsamı ve oluş şekline uygun, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu alındığı, bu yönde mahkeme değerlendirmesine iştirak edilmesi neticesi tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 8.523,67 TL'den peşin alınan 2.131,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 6.392,67 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 14.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.