Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/3095 E. 2024/9769 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3095
- Karar No
- 2024/9769
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/121 E., 2022/64 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü - İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/983 E., 2020/412 K.
Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklı maluliyet nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 08.08.2015 tarihinde meydana gelen tek taraflı kazada davalıya sigortalı aracın, yolcu olan davacının yaralanmasına neden olduğunu iddia ederek 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kaza sebebiyle, davanın Hem Zorunlu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortasından hem de Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Sigortası kapsamında açılmış olmakla, her iki talep konusu bakımından mahkemenin yetkisiz olduğunu; Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Sigortası can sigortası poliçesi gereği özel yetki kurallarının geçerli olduğunu, maluliyet oranının ispatlanması gerektiğini ve zararın aktüer bilirkişi tarafından hesaplanması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kazaya sebep olan 34 JV 4635 plakalı aracın davalı ... nezdinde sigortalı olduğunu, söz konusu kazanın zorunlu karayolu taşımacılık poliçesi kapsamında olup, şirketin sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; somut olayda, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında kalan nitelikte yolcu taşımacısı tarafından yapılan bir taşıma faaliyeti söz konusu olmayıp taşımacılık eyleminin göçmen kaçakçılığı suçunun işlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiş olması nedeniyle, yapılan taşıma faaliyetinin zorunlu karayolu taşımacılık sigortası kapsamında bulunmaması karşısında, kazadan kaynaklanan zararın doğrudan doğruya trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamında kaldığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden davanın kabulüne ve 286.258,00 TL tazminatın davalı ...'nden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, davacı Türk vatandaşı olmadığından tazminat hesabına esas olarak Türkiye asgari ücretinin uygulanmasının kabul edilemeyeceğini, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamı dışında olduğunu, kazaya karışan aracın poliçe başlangıç tarihinin 21.04.2015 olup hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, zarardan Güvence Hesabının sorumlu olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın "Kapsam Dışında Kalan Haller" başlıklı A.5. Maddesinin (i) bendinde "cürüm ve cinayet işlemek veya bunlara teşebbüs," hallerinin bu sigorta teminatının dışında olduğunun ifade edildiği, buna göre, somut olayda, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında kalan nitelikte, yolcu taşımacısı tarafından yapılan bir taşıma faaliyeti söz konusu olmadığı, dava konusu taşımacılık eyleminin, göçmen kaçakçılığı suçunun (cürüm) işlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiş olduğu ve bu nedenle davalı ...'nın sigortalının (zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigortası bulunmayan işletenin) 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'ndan doğan sorumluluğunun bulunmadığı, dosya kapsamında alınan maluliyet raporunun ve aktüer hesap raporunun dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kaza sırasında yolcu olan davacıya atfedilecek bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf itirazlarını tekrarlayarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalıya sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacının uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin zorunlu karayolu taşımacılık ve / veya mali sorumluluk sigortası kapsamında kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362 nci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85 ve devamı maddeleri, 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 49 uncu, 51 inci, 54 üncü maddeleri, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanunu'nun (MÖHUK) 48 inci maddesi.
3. Değerlendirme 1.Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tâbi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.
5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde kapsamında da bir öneme sahip değildir. Bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava, dava şartı eksikliğinden HMK'nın 114/1-ğ maddesi uyarınca reddedilir.
MÖHUK madde 48/2’de ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır.
Buna göre Türk hâkimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise, bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Az yukarıda belirtilen anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup, anılan sözleşmenin 17 nci maddesinde; âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir.
Davacı Suriye uyruklu olup, mahkemece davacının teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 48/2 nci maddesinde dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu Mahkemece re'sen gözetilmelidir.
Bu sebeple mahkemece, öncelikle davacının teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacıya kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2. Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma nedenine göre davalı .... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ...'ye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.10.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.