Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/6280 E. 2024/6103 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6280
Karar No
2024/6103
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/811 E., 2022/298 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Sütçüler Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/91 E., 2021/30 K.

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraza dayalı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince görevsizliğe karar verilmiştir. Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edildiği görülmekle, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Isparta Kadastro Mahkemesine sunduğu 23.01.2019 harç tarihli dava dilekçesiyle; Isparta ili ... ilçesi ... Köyünde 156 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından 2/B çalışması yapıldığı ve sonuçlandığı, dava konusu 4 parça taşınmazının atalarından miras kaldığı ve eklemeli olarak 60-70 yıldır tasarruflarında olduğu, taşınmazların tarım arazisi niteliğinde olup orman özelliği taşıyan ağaç ve ağaççıkların bulunmadığı, içinde babasından kalma taş duvarlı 5 adet ev bulunduğu, 156 nolu komisyon çalışmasının eksik inceleme sonucunda yapıldığı iddiasıyla, dava konusu 4 adet taşınmaz hakkında yapılan tespitin iptaline, taşınmazların orman sınırları dışına çıkartılmasına ve taşınmazlara zilyet ettiğinin tespitiyle tapuya tescil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Yapılan yargılama sonunda Isparta Kadastro Mahkemesince 03.05.2019 tarihli 2019/5 Esas - 2019/9 Karar sayılı kararla; "1-Davanın görev yönünden reddine, 2-Davaya bakma görevinin Sütçüler Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğuna" karar verilmiş; kararın 29.05.2019 tarihinde kesileşmesi ve davacının başvurusu üzerine dosya Sütçüler Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilerek 2019/36 Esasını almıştır.

Dosyanın görevsizlik kararıyla gönderildiği Sütçüler Asliye Hukuk Mahkemesi ise 19.12.2019 tarihli 2019/36 Esas - 2019/55 Karar sayılı kararıyla; "1-Davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, görevli mahkemenin Isparta Kadastro Mahkemesi olduğuna" karar vermiş; hüküm davacı tarafından istinaf edilmiş; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 05.03.2020 tarihli, 2020/208 Esas ve 2020/189 Karar sayılı kararıyla Kadastro Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bunun üzerine dosya Isparta Kadastro Mahkemesine tevzi edilmiş ve Isparta Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sırasında bu kez davanın çekişmeli taşınmazın davacı adına tescili talebi yönünden tefrikine karar verilerek, elde bırakılan dosyadaki taşınmazın 2/B ile orman sınırları dışına çıkarılması istemi yönünden davacının hukuki yarar ve aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın usulden reddine kararı verilmiş; tefrik edilen ve 2020/9 Esas ve 2020/14 Karar sayılı istinafa konu dosyada ise dava konusu taşınmazın davacının zilyetliğinde olduğunun tespiti ve tapuya tesciline ilişkin mülkiyet istemi yönünden Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle yeniden görevsizlik kararı vermiştir.

Dosyanın görevsizlik kararıyla gönderildiği Sütçüler Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından ise istinafa konu kararıyla "Davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, görevli mahkemenin Isparta Kadastro Mahkemesi olduğuna" karar verilmiş; karar davacı tarafından istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince; "taşınmazın 156 nolu Orman Kadastrosu tarafından yapılan tespitin iptali ile tespite konu taşınmazların orman sınırlarından çıkartılarak tarafımca zilyet edildiğinin tespiti ile tapuya tesciline karar verilmesi" şeklinde istemin açıklanması; dolayısıyla davacının adına tapuya tesciline karar verilmesi istenilen hususun mülkiyetin tesciline yönelik değil, taşınmazın 2/B ile orman sınırları dışına çıkarılmasını sağlamak suretiyle kendisinin zilyetliğinde olduğunun tapu kütüğünün beyanlar hanesine tescilini sağlamak yönünde olduğu açık olduğu ve yine bu husus davacı tarafından 25/02/2021 tarihli son duruşmasında da "Benim açmış olduğum dava kadastro öncesi zilyetlik hükümlerine dayalı bir dava değildir. Ben daha önce de belirttiğim gibi dava konusu yeri 2B den satın almak amacıyla bu davayı açtım." şeklinde tekrarlanarak eldeki davayı taşınmazın mülkiyetinin tesciline yönelik olarak değil zilyetliğinde olduğunun tesciline yönelik olarak açtığı açık olduğu halde, Isparta Kadastro Mahkemesince gerek davanın ilk açıldığı yargılama ve gerekse Dairenin kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sırasında davacıdan isteminin taşınmazın mülkiyetinin adına tescilini sağlamak yönünde olduğuna dair beyanlar alınarak davayı kapsamı dışında Asliye Hukuk Mahkemelerinin görev alanına giren mülkiyete yönelik tescil davası haline getirmesinin doğru olmadığı, kaldı ki Isparta Asliye Hukuk Mahkemesinin daha önceki görevsizlik kararının istinafı üzerine Dairenin 05.03.2020 tarihli, 2020/208 Esas ve 2020/189 Karar sayılı kararında da "Somut davada da dava, davaya konu kadastro çalışmasının 27.12.2018 tarihinden başlayan 30 günlük askı ilan süresi içerisinde olmak üzere 23.01.2019 tarihinde kadastro mahkemesinde açılmış olup, ilan süresi içerisinde açıldığına göre anılan yasal düzenleme gereğince davaya bakmakla kadastro mahkemesinin görevli bulunduğu açık olduğu halde, dosyanın ilk derece mahkemesine görevsizlik kararıyla gönderildiği Isparta Kadastro Mahkemesince davanın 3402 sayılı Kanun kapsamında 2016 yılında yapılarak aynı yıl kesinleşen kadastro tespitine itiraza ve yalnızca zilyetliğin tespitiyle tapuya tesciline yönelik istemin ise mülkiyete yönelik tescil istemine ilişkin olduğu şeklinde yanlış nitelendirilerek asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesinin hatalı olduğu anlaşılmaktadır." gerekçesiyle davada görevli mahkemenin Isparta Kadastro Mahkemesi olduğuna karar verilmiş olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-a maddesinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin esası incelemeden kararın kaldırılmasına duruşma yapmadan kesin olarak karar verebileceği durumlardan biri olarak sayılan ve maddenin 3. Bendinde yer alan "Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması" düzenlemesi gereğince, bölge adliye mahkemelerinin görevsizlik kararlarının istinafı üzerine verdiği kararların kesin nitelikte olması nedeniyle ilk derece mahkemelerini bağlayacağından, Dairenin kararıyla bağlı olan Isparta Kadastro Mahkemesince bu açık yasal düzenlemeye aykırı olacak şekilde yeniden görevsizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek açıklanan nedenlerle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı; teknik bilirkişi raporunda, taşınmazların tamamının bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybettiği, tarım arazisi olarak kullanımlarında fayda olduğu ve 2/B ile orman dışına çıkarılmalarının uygun olduğu belirtildiği, dolayısıyla söz konusu alanın orman dışına çıkartılarak zilyet olan tarafına tescili gerektiği iddiasıyla verilen kararın bozulması talebiyle temyiz edilmiştir.

Davacının görevsizlik kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK’nin) 353/(1)-a.3 maddesinde, Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya Mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması halinde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davanın esası incelenmeden dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği; aynı şekilde 362/(1)-c maddesinde de, yargı çevresi içinde bulunan İlk Derece Mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek için verilen kararlar ile merci tayinine ilişkin kararların temyiz edilemeyeceği düzenlenmiştir. Yine aynı Kanun'un 23/2. maddesinde ise, Bölge Adliye Mahkemesince veya Yargıtayca verilen yargı yeri belirlenmesi ile kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar, hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümler, amacına uygun olarak yorumlandığında, HMK’nin Bölge Adliye Mahkemelerine İlk Derece Mahkemelerinin görev ve yetkisine ilişkin olarak kesin nitelikte karar verme ve uyuşmazlık çıkması halinde kesin olarak çözümleyen karar verme yetkisi tanıdığı, buna göre anılan Kanun ile görev hususunun en geç Bölge Adliye Mahkemesi kararıyla çözümlenmesi sisteminin benimsendiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, HMK’nin 355. maddesi kapsamında görev hususunu inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı özellikle HMK’nin 362/(l)-c maddesi karşısında temyiz yoluna başvurulmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmalıdır. Diğer taraftan, 28.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7251 sayılı Kanun’la, İlk Derece Mahkemelerinin görev ve yetkiye ilişkin kararları ile ilgili olarak 6100 sayılı Kanun’un 362. maddesinin (c) bendi değiştirilmiş, hüküm “Yargı çevresi içinde bulunan İlk Derece Mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında verilen kararlar” şeklinde daha açık hale getirilmiş, bu husustaki tereddütler de giderilmiştir. Yine 362. maddeye bir fıkra eklenerek, “353. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında verilen kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağı” hüküm altına alınmış, eklenen bu fıkra ile 353. madde hükmü arasında da uyum sağlanmıştır.

Somut olayda; orman sınırı dışına çıkarılma talebi ve tescil olarak açılan davada verilen görevsizlik kararına karşı istinaf yoluna başvurulduğuna, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verildiğine göre, İlk Derece Mahkemesinin göreve ilişkin kararını istinaf başvurusu üzerine inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi kararı HMK’nin 362/(1)-c maddesi gereği kesin nitelikte olup bu karara karşı temyiz yoluna başvurulması hukuken mümkün bulunmadığından, davacınını görevsizlik kararına yönelik temyiz istemine ilişkin dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, her ne kadar Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince başvurunun esastan reddine ilişkin 2021/ 811 Esas, 2022/298 Karar sayılı kararı -temyiz yolu açık olarak verildiği belirtilmişse de- 6100 sayılı HMK’nın 362/(l)-c maddesi uyarınca temyizi kabil bir karar olmadığından davacının temyiz dilekçesinin REDDİNE,

İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,

HMK’nin 302/5 ve 373. maddeleri uyarınca dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesine gönderilmesine,

21.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/6280, K. 2024/6103, T. 21.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-6280-e-2024-6103-k-7a14256fae7b