Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5400 E. 2024/4567 K.
Konu: El Atmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5400
- Karar No
- 2024/4567
- Karar Tarihi
- Konu
- El Atmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2230 E., 2023/2642 K. DAVACILAR : ... vd. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 09.06.2021 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/276 E., 2023/320 K.
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili; müvekkillerin 01.07.2004 tarihinde ölen muris ...’in mirasçıları olduğunu, tapuda muris adına kayıtlı 99 parsel sayılı taşınmazın murisin vefatından bu yana davalının tasarrufunda bulunduğundan ve müvekkillerinin payları oranına da müdahalede bulunarak ekip biçmiş ve tüm ihtarlara rağmen müvekkillerin hisseleri oranının üzerinde de fiili kullanım gerçekleştirmeye devam ettiği ve müvekkillerinin ve diğer paydaşların paylarına düşen meblağların da davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek; dava konusu taşınmaza yapılan müdahalenin men’i ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik asgari 1.000,00 TL'nin 2015, 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yıllarına ait dava tarihine kadar olan dönem için yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “tarafların 01.07.2004 tarihinde vefat eden muris ...'in yasal mirasçıları olduğu, dava konusu taşınmazın tapuda muris ... adına kayıtlı olduğu, keşifte dinlenen tanık beyanlarından dava konusu taşınmazın evvelinde muris ...'e ait olduğunu, murisin vefatından sonra taşınmazı davalının kullandığını, tarlaya mısır, buğday gibi tarım ürünleri ektiğini, davacıların talebine rağmen davalının ekip biçtiği ürünlerden davacılara pay vermediğini belirttikleri, dava dilekçesi, bilirkişi raporu, birbiriyle tutarlı tanık beyanları ve tüm dosya kapsamında davalının dava konusu taşınmazdan elde ettiği ürünlere ilişkin davacıların haksız işgal tazminatı talebinin, davalının davacıları taşınmazdan faydalandırmadığı ve davacıların buna karşılık kullandığı bir yerin de olmadığı, davacıların haksız işgal tazminatı talebinde haklı oldukları, davacı vekili 09.03.2022 tarihli bedel artırım dilekçesi ile dava değerini 34.164,84 TL'ye yükselttiği, 05.03.2023 tarihli hesap hatası yapıldığından bahisle bedel artırım dilekçesi ile dava değerini 18.798,29 TL'ye yükselttiği, ikinci ıslah dilekçesi mahiyetindeki 05/03/2023 tarihli dilekçeye davalı tarafın muvafakat etmediği, ecrimisil talebi yönünden davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği; keşifte dinlenen davacı tanıklarının beyanları ve bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere davalının, davanın açıldığı yıl itibariyle dava konusu taşınmazdaki haksız müdahalesini sonlandırdığı” gerekçesiyle el atmanın önlenmesine yönelik talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, el atmanın önlenmesi yönünden davanın sonradan konusuz kalmasının taraflarına yüklenemeyecek bir husus olduğunu, davalının, davanın açılması sonrasında söz konusu taşınmazın haksız işgalini sonlandırdığından davanın konusuz kalmış olması şeklinde hüküm kurulması gerekirken el atmanın önlenmesinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın reddedilen miktar yönünden aleyhlerine 34.627,11 TL vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek kararın kaldırılması için istinaf talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilin dava konusu yer üzerinde haksız el atması ve işgali olmadığını, bu güne kadar müvekkilin hiçbir akrabasına karşılık dava konusu yeri kullandırmama gibi ne bir davranış ne de bir sözü olduğunu, arazinin boş durduğunu, Mahkeme davadan sonra satın alınan hisseleri davaya dahil etmeyip o hisselerle ilgili ecrimisile hükmetmezken maalesef ki ...'ın murisinin sağlığındaki hissesini davaya dahil edip murisin hayatta olduğu zamanlar için ... lehine ecrimisile hükmettiğini, müteveffanın böyle bir iradesinin hiçbir zaman olmadığını, yeterli ve gerekli incelemeler yapılmadan hüküm kurulduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin dosyadaki delillerle çelişmeyen tespit ve değerlendirmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre davaya konu taşınmazda davalının dava tarihinden önce müdahalesine son verdiği dikkate alınarak HMK’nın 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından” davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1 inci madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Bilahare davacı vekilinin temyiz talebinden feragat etmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 17.11.2023 tarihli Ek Kararla davacılar vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki, aşamalardaki ve istinaf başvurusundaki iddialarını tekrarla belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki, aşamalardaki ve istinaf başvurusundaki savunmalarını tekrarla belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, paydaşlar arası el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki el atmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine el atmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı veya kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı el atmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu el atmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ve malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
2. Davacı vekilinin temyiz talebinden feragat etmesi nedeniyle temyiz talebinin reddiyle, temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz talebinin, temyizden feragati nedeniyle reddine, davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.