Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5450 E. 2024/7275 K.
Konu: Markanın Hüküsüzlüğü
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5450
- Karar No
- 2024/7275
- Karar Tarihi
- Konu
- Markanın Hüküsüzlüğü
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1268 Esas- 2023/1134 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 3. Asliye Hukuk Mahkemesi(Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2021/291 E., 2022/106 K.
Taraflar arasındaki markanın hüküsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; markanın kullanılma olgusunu, markanın tescil edildiği mal ve/veya hizmetlerde, tescil amacına yönelik, süreklilik arz eden, ciddi ve markaya özgü fiili kullanım eylemleri belirlediğini, ciddi bir kullanımdan anlaşılması gereken ise markadan işlevlerine uygun bir tarzda yarar elde edecek, yani onun malın veya hizmetin piyasada tanınmasını ve diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayrılmasını sağlayacak şekilde ve yoğunlukta piyasada hitap eden, piyasayı etkileyen yerlerde kullanılmasını, bir markanın kullanılmaması nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmesine engel olan kullanma bu şekilde bir kullanma olmadığını, markanın kullanılmaması sebebiyle iptal davası hakkının tanınmasında özel menfaatler yanında kamusal menfaatin, marka sicilinin lüzumsuz işgalinin engellenmesi menfaatinin bulunduğuna şüphe olmadığını ileri sürerek davalının söz konusu ibareyi ülkemizde kullanmadığını ve bu anlamda ticari bir girişimde de bulunmadığını, davalının ticari faaliyetlerinin mevcut olduğu hususunu ispat külfeti mevcut olduğunu belirterek, öncelikle 2013 98307 sayılı "..." markasının üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi yönünde teminatsız olarak tedbir kararı verilmesini, davalı adına kayıtlı 2013 98307 sayılı "..." markasının kullanılmaması nedeniyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu yapılan "..." markasını, tescil sahibi ...'dan 08.02.2021 tarihinde devir aldığını, Düzce 4. Noterliği'nin 09.09.2021 tarih ve 8869 yevmiye numaralı marka devir sözleşmesi ile marka üzerinde öncelikli alım hakkına sahip ... Taş. Tem. Gıda Turizm İnş. Oto. Petrol Yayın San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye devrettiğini, bu nedenle açılan dava da davalı sıfatın bulunmadığından aleyhine açılan davanın reddi gerektiğini, davacının aktif dava ehliyeti olmadığından açılan davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini savunarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının dava açma ehliyeti bulunmadığını, bu nedenle davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edildiğini, bu şekilde bir kullanım durumunda markanın iptal edilemeyeceği hüküm altına alındığını savunarak haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, fiilen serbest avukatlık mesleği uğraşan davacının, söz konusu markanın kullanılmamasından (veya kullanılmasından) dolayı menfaatleri zedelenen kişilerden olamayacağı, böyle bir iddiada bulunması halinde avukatlık mesleğini icra edemeyeceği, kendi nam ve hesabına davalı adına tescilli olan markanın kullanılmadığından bahisle iptalini istemekte hukuki yararının bulunmadığı ve davanın dava şartı olan ve resen dikkate alınması gereken hukuki yarar yokluğundan ötürü usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince davacının esasen avukat olduğu, internette açık kaynaklarda yapılan araştırmada, dava dilekçesinde gösteriği adreste avukatlık bürosunun bulunduğu, levhadan silinmiş olması gibi bir durumunun bulunmadığı, fiilen serbest avukatlık faaliyetinde bulunduğu tespit edilmiştir. Davacı işbu davayı vekil sıfatıyla değil, bizzat kendi adına açtığı, davacının dosyaya sunduğu deliller ve dava dilekçesindeki beyanları dikkate alındığında, iptalini talep ettiği markanın faaliyet alanlarındaki işlerle uğraştığına ilişkin bir beyanı bulunmadığı gibi, buna ilişkin bir delil de sunmadığı, kaldı ki, bu işleri yapmış olsaydı, avukatlık yapabilmesinin mümkün olmadığı, davalı adına tescilli markanın kapsamıyla aynı alanda ticari faaliyette bulunmaması nedeniyle bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı, gerekçesiyle yerel mahkemece verilen davanın hukuki yarar yokluğundan ötürü usulden reddine dair karar usule ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinden kaynaklanan, kullanmama sebebine dayalı marka iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114,369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 09.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.