Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5374 E. 2024/4569 K.

Konu: Mirasçılık Belgesinin İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5374
Karar No
2024/4569
Karar Tarihi
Konu
Mirasçılık Belgesinin İptali

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/740 E., 2023/1742 K. DAVA TARİHİ : 18.06.2018 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/335 E., 2020/115 K.

Taraflar arasındaki mirasçılık belgesinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; davacının 68 parselde bulunan taşınmazı 1990 yılından itibaren aralıksız, nizasız ve fasılasız olarak yaklaşık 28 yıldır malik sıfatıyla kullandığını, davacının yeri satın aldığı kişinin 15 yılı aşkın süre yeri malik sıfatı ile kullandığını, bu durumda toplam zilyetlik süresinin 43 yılı aştığını, yeri satın aldığı kişinin ise ...ve ...'dan olma, 1317 doğumlu...'dan 1975 yılında satın aldığını ancak Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesince yerinde inceleme ve araştırma yapılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde davacının olağanüstü zamanaşımı yoluyla malik olduğu taşınmaz hakkında mirasçılık belgesi verildiğini ilgililere intikal başvurusu yapıldığını ileri sürerek; söz konusu sahte mirasçıların tasarrufta bulunmalarının engellenmesi amacıyla Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/1764 Esas, 20/12/2017 tarihli kararıyla verilen mirasçılık belgesinin iptaline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; davacının dava ehliyetinin bulunmadığını, aktif husumet yokluğu nediyle ret kararı verilmesi gerektiğini, davacının dava konusu taşınmazı...'dan satın alınmış olduğunu belirtse de; bu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın iddialarına göre ...Kızı ...in taşınmazı 12 yaşındayken sattığını ancak hukuken bu durumun mümkün olamayacağını belirterek; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “davanın HMK’nın 114/1-d ve 115 maddeleri uyarınca usulden reddine” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasalara aykırı olduğunu, mirasçılık belgesinin 68 parsele yönelik olarak verildiğini, oysa davacı satın alırken...'un nüfus kaydının verildiğini, taşınmazın tapu kaydında “...kızı Melek” olarak görünen kişinin ekte yer alan nüfus kayıt örneğinde görüleceği üzere ...ve ...’dan olma... olduğunu, bu kişininse 20 yıllık süre dolduktan sonra 04.02.1991 yılında vefat ettiğini, bu kapsamda davacının İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/254 E. sayılı dosyasından olağanüstü zamanaşımı nedeniyle tapu iptal ve davası açtığını, davalılarca Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/1764 E., 2017/1455 K. sayılı kararı ile ...ve Z...dan olma...yönünden ve 68 parsel sayılı taşınmaz hakkında mirasçılık belgesi aldıklarını, mirasçılık belgesi ...ve Z...dan olma ...in mal varlığı kabul edilerek verildiğini, usul ve yasaya aykırı olarak 68 parselin ...ve Z...dan olan ...e aitmiş gibi kabul edilerek 68 parsel yönünden mirasçılık belgesi verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “bir kimsenin ölümü ile geriye bıraktığı mirasçılarını ve miras paylarını gösteren mirasçılık belgesinin verilmesi istemiyle dava açma hakkı kural olarak o kişinin mirasçılarına ait olduğu, mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilmeyen ve kendisine mirastan pay verilmeyen mirasçılarla, mirasçı olarak gösterilmesine rağmen gerekenden az pay verilen mirasçıların daha önce alınmış mirasçılık belgesinin iptali istemiyle dava açabilecekleri gibi Mahkemelerce yetki verilmiş olması koşuluyla mirasçı sıfatları bulunmayan kişilerin dahi bu tür davaları açabilecekleri, bunlar dışında mirasçı sıfatı bulunmayan ve kendilerine Mahkemelerce yetki de verilmemiş olan kişilerce açılacak davaların ise esasa girilmeden aktif husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, yetki belgesi olmayan ve mirasçı sıfatı da bulunmayan davacının aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinin yerinde olduğu” gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki, aşamalardaki ve istinaf başvurusundaki iddialarını tekrarla belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, mirasçılık belgesinin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk Türk Medeni Kanunu’nun 598 inci maddesinde, başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, Sulh Mahkemesi'nce veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verileceği açıklanmıştır. Mirasçılık belgesi, aksi ispat edilinceye kadar, adına düzenlenmiş bulunan kişi ve kişilerin mirasçılığı lehine bir karine oluşturur. Bu belge; mirasbırakanla mirasçıları arasındaki irs (soy) ilişkisini göstermesi yanında mirasın (terekenin) mirasçılara intikalini de sağlayıcı bir işleve sahiptir.

Türk Medeni Kanunu'nun 575 inci maddesi hükmüne göre, miras ölümle açıldığı gibi aynı Kanun'un 30 uncu maddesi hükmüne göre de; nüfus kütüklerinde kayıt bulunmaması veya bulunan kaydın doğru olmadığının anlaşılması halinde, gerçek durumun her türlü delille kanıtlanmasının mümkün olduğu düzenlenmiştir.

Mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davaların kural olarak hasımsız açılması ve çekişmesiz yargı yolu ile görülüp sonuçlandırılması gerekir. Bu olgunun sonucu olarak bu tür davalar sonucunda verilen hükümler kesin hüküm oluşturmadığı gibi, hatalı oldukları öne sürülerek her zaman için iptalleri de istenebilir. Re'sen araştırma prensibi egemen olan bu tür davalarda davacı taraf sadece miras bırakanın öldüğünü, kendisinin soybağı, evlilik veya evlat edinme nedeniyle miras bırakanın mirasçısı olduğunu ve dava dilekçesindeki diğer iddialarını kanıtlamak zorundadır. Nüfus aile kayıtlarını getirterek miras bırakanın diğer mirasçılarını tespit etmek ve tüm mirasçıların miras paylarını belirlemek ise hakimin görevidir. Mirasçıların ve paylarının belirlenebilmesi için gider yapılması gerektiğinde bu giderlerin davacı tarafça karşılanması gerektiği kuşkusuzdur.

Mirasçılık belgesinin iptali davalarında ise mirasçılar arasında zorunlu arkadaşlık bulunmaktadır. Dava sonucunda verilecek hükümle hukuksal durumları etkilenebileceğinden bu tür davalarda iptali istenilen mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilen kişiler ile ölmüşlerse bunların mirasçılarının davada taraf olmaları zorunludur. Taraf koşulu kamu düzenine ilişkin olup taraflarca öne sürülmese dahi mahkemelerce kendiliğinden incelenmesi gerekir. Mirasçılık belgesinin iptali davalarında da davacı taraf miras bırakanın mirasçısı olduğunu, iptali istenilen mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilmediğini ve pay verilmediğini veya mirasçı gösterilmesine rağmen mirastan kendisine olması gerekenden daha az pay verildiğini, bu nedenle önceki günlü mirasçılık belgesinin hatalı olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu tür davalarda da miras bırakanın diğer mirasçılarını tespit etmek ve mirasçıların miras paylarını belirlemek hakimin görevidir.

3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5374, K. 2024/4569, T. 16.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-5374-e-2024-4569-k-a05aeca1d599