Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/2995 E. 2024/6038 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/2995
Karar No
2024/6038
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1356 E., 2021/1214 K. KARAR : Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/221 E., 2021/251 K.

Taraflar arasındaki 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde çalışmalarına itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiş, akabinde Bölge Adliye Mahkemesince 26.01.2021 tarihli tashih ek kararı verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1.Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede, 3116 Sayılı Orman Kanunu uyarınca 1946 yılında ilan edilen orman tahdidi, 1953 yılında yapılan maki tefrik çalışması, 1968 yılında yapılan arazi kadastrosu, 2018 yılında yapılan 3402 sayılı Kanunun Ek-1 madde Çalışması ve 2020 yılında ilan edilen orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B çalışması bulunmaktadır.

2.Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi P.CDIII nolu 2/B parselinin de içinde bulunduğu yaklaşık 66000 m² (gerçek alanın keşif ve bilirkişi incelemesi ile belirleneceğini) yerin eklemeli zilyetlik ile uzun yıllardan beri tarım yapılarak davacının kullanımında olduğunu dava konusu yerin 2/B olarak tespit edilen kısım haricinde kalan ve orman sınırları içinde bırakılan kısımların orman sınırları içinde bırakılmasına ilişkin tespitin iptali ile dava konusu yerlerin orman sınırları dışına çıkarılmasına karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP 1.Davalı Orman İdaresi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın orman olduğunu, tapuda da orman vasfı ile hazine adına tescilinin gerektiğini, davacının bu davada aktif dava ehliyeti bulunmadığını, davayı açmakta hukuki yararının da olmadığını, dava konusu ... Mahallesinde uzun yıllardır orman alanlarının talan edildiğini, tespit edilebilen yerlerde yüzlerce zabıtların tutulduğunu, ağaç ve ağaççıkların katledilerek haksız işgallerin yapıldığı bir yer olduğunu, devletin hüküm ve tasarrufu altında olan orman alanlarının zilyetlik, vergi kaydı gibi yollarla kazanılmasının mümkün olmayacağını, devlet ormanlarının anayasanın koruması altında olduğunu, devlet ormanlarına tapu verilemeyeceğini ve özel mülke konu edilemeyeceğini, cevap haklarının ve gerektiğinde davaya müdahale haklarının saklı tutulmasının ve bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

2.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu edilen ve Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi sınırları içerisinde yer alan mülkiyeti Hazineye ait taşınmazın bulunduğu bölgede ... Orman Bölge Müdürlüğü tarafından 6831 Sayılı kanunun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkartma işlemi yapıldığı, davacı vekilince müvekkil İdareye yöneltilen davanın usul ve hukuka aykırı olduğunu, Orman Kadastro Komisyonu tarafından ilgili Kanuna ve Yönetmeliklere göre tesis edildiği, itiraza konu işlemin Hazine ile ilgisi bulunmadığını, taşınmazın vasfının orman olduğunu, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 1946 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdit çalışmalarında itiraz edilmeksizin kesinleştiğini ve orman sınırları içerisinde kaldığını, dava konusu taşınmazın 6831 Sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince orman dışına çıkarılmasını talep ettiğini, davacının hukuki yararının bulunmadığını, 6831 sayılı Kanunun değişik 2/B maddesine göre nitelik kaybı nedeniyle orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların Hazine adına çıkarılmasının zorunlu olduğunu, gerçek kişilerin bunu talep etmekte hukuki yararın ve aktif dava ehliyetinin olmadığını ve Mahkememizin resen yapacağı incelemeler doğrultusunda öncelikle usulü itirazlarının değerlendirilmesi ve kabulüne karar verilmesini, aksi kanaatte olunması halinde davacını iddialarının araştırılmasını ve bu sonuca göre taşınmazın niteliği belirlenerek Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından dava dilekçesinde dava konusu edilen taşınmazların Orman Kadastro Komisyonu tarafından orman sınırı içerisinde bırakılama tespitinin iptali ile orman sınırı dışına çıkarılmasına yönelik talebinin yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere halen tahdit içinde olan bir yerin, hangi nedenle olursa olsun orman sınırları dışına çıkartılması için orman yönetimini zorlayıcı nitelikteki davanın dinlenme olanağının bulunmadığı, davacının bu bağlamda aktif dava ehliyeti ve hukuki yararının da bulunmadığı gerekçesiyle, davacı ...'nın davasının hukuki yarar ve aktif dava ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının taşınmazlarda zilyet olduğu için ve taşınmazlar 2/B maddesi ile ormandan çıkarılmış olursa davacının doğrudan satın alma ve yine %50 ye varan indirimli bedel ile satın alma hakkı olacağı için dava açmakta hukuki yararının bulunduğunu, yine 2/B hükümlerine göre olmasa bile, taşınmazların ormandan çıkarılması halinde davacının hazine arazilerinin satışına ilişkin Kanun ve sair mevzuat hükümlerinden istifade ederek dava konusu yerde zilyet olduğu kısımların tapusunu satın alabileceklerini, idarenin her türlü işlem ve eylemlerinin yargı denetimine tabi olduğunu, bu nedenle davacının dava açmakta hukuki yararının mevcut olduğunu, bilirkişilerin hem Orman Kanununun 2 nci maddesi hükümlerini ve hem de Ek 16 ncı maddesi hükümlerini değerlendirmediklerini, mahkemece ek rapor alınmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, dava konusu yerlerin aynı zamanda 1952-1953 yıllarında orman sayılmayan (Makilik Saha) olarak tefrik edildiğini, 6831 sayılı Orman Kanununun 1/j maddesine göre ve 1993/5 Esas ve 1996/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre makilik yerlerin orman sayılmayacağını, davacı aleyhine vekalet ücreti hükmedilmesinin de hatalı olduğunu ve ayrıca hükmedilen vekalet ücretlerinin de fazla olduğunu, davada davacının davasının kabulü ile, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini açıklayarak istinaf isteminde bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca nitelik kaybı ile dışarı çıkarılan kesimlerin, öncesi devlet ormanı ise Hazine adına, amme müesseselerine ait ise bu kurumlar adına, özel orman ise sahipleri adına tescil olunacağı; parsellerin orman dışına çıkarılmaları halinde dahi Hazine adına çıkarılabileceği; çıkarmanın söz konusu olmaması nedeniyle ileri sürülebilecek yasal bir hakkın ve hukuki yararın bulunmadığı ve hukuki yararın olmadığı yerde, aktif dava ehliyetinden söz edilemeyeceği; bu niteliğe sahip olduğu belirlenen taşınmazların dışarı çıkarılmasına görevli ve yetkili komisyon gerek görmediğine göre, orman yönetimini zorlayıcı biçimde ve yönetimin yasal fonksiyonunu dışlayacak bir yöntemle yargı yolunun kullanılmasının ve yönetimin bu gibi durumlarda zorlanarak; yapmadığı bir tasarrufu zorlayıcı dava yolu ile gerçekleştirmenin Kanunların çizdiği sınırın aşılması ve kurumların yetkilerinin ve görevlerinin yargı tarafından kullanılması gibi hukuka aykırı bir sonuç oluşturacağı ve buna olanak bulunmadığı; idareyi zorlayıcı biçimde dava yoluna gidilemeyeceği gibi gerçek kişilerin hukuki yararı bulunmaması sebebiyle aktif dava ehliyetinin de bulunmadığı, bir yerin (2B) olarak belirlenmesinde öncelikle kişilerin burayı kullanıp kullanmaması veya ne şekilde kullanılacağı değil kamu yararının gözetileceği idarenin mevcut durumda gerek görmediği uygulamanın mahkeme zoruyla yaptırılamayacağı, maki alanında kalsa bile Yargıtay İBBGK’nun 1993/5 esas, 1996/1 karar, 2004/1 esas 2010/1 karar sayılı ilamlarına göre halen tahdit içinde olan bir yer için her ne sebeple olursa olsun Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılması için dava açılamayacağı, mahkemece hükmedilen vekalet ücretinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

2.Bölge Adliye Mahkemesinin 26.01.2021 tarihli tashihi ek kararı ile; karar yazım aşamasında, yazılan kararı intranet sisteminden UYAP sistemine aktarırken maddi hata niteliğindeki kopyala-yapıştır hatası sonucu dairede kayıtlı bir başka dosyanın karar başlığındaki tarafların, bu dosyanın karar başlığındaki taraflara yapıştırıldığı, bu kapsamda dairenin karar başlığı ile gerekçe ve hüküm kısmı hariç olmak üzere içeriğinin maddi hataya dayalı olarak hatalı oluşturulduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 304 üncü maddesi uyarınca maddi hatanın giderilmesine, doğru taraflar üzerinden oluşturulan karar başlığı ile karar içeriğine ilişkin maddi hatanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 304/1 inci maddesi uyarınca düzeltilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde çalışmalarına itiraz istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 6831 Sayılı Orman Kanunu.

3. Değerlendirme Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/2995, K. 2024/6038, T. 17.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-2995-e-2024-6038-k-b3984d6175af