Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2026/2226 E. 2026/6953 K. – Hakaret
Konu: Hakaret
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/2226
- Karar No
- 2026/6953
- Karar Tarihi
- Konu
- Hakaret
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/87 E, 2024/440K SUÇ : Hakaret TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Hakaret suçundan sanık ... hakkında basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1, 62/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251/3. maddeleri uyarınca 1 ay 26 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 5237 sayılı Kanun'un 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair ... 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.06.2024 tarihli ve 2024/87 Esas, 2024/440 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.01.2026 gün ve 2026/... sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, ... 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.06.2024 tarihli kararı ile sanığın katılana karşı eyleminden dolayı hakaret suçundan mahkumiyetine karar verildiği, katılanın 20.08.2024 tarihinde şikayetten vazgeçme dilekçesi verdiği, 5237 sayılı Kanun’un 73/4. maddesinde yer alan “Kovuşturma yapılabilmesi şikâyete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.” şeklindeki düzenleme gereğince şikayetten vazgeçmenin karar kesinleşinceye kadar mümkün olduğu, anılan kararın 17.09.2024 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, şikayetten vazgeçme tarihinde kararın henüz kesinleşmediği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca, tebligatın bilinen en son adrese yapılması gerektiği gözetilmeden, sanığın dosyada bildirdiği en son adresinden farklı olan adresine yapılan tebligat usulsüz olduğundan, itiraz iradesinin belirlenmesi bakımından gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğ olunması gerektiği, Bu itibarla, kanun yararına bozma konusu yapılan hükmün, sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş olması nedeniyle henüz kesinleşmediği, sanığın öğrenme üzerine vermiş olduğu 30.10.2024 tarihli itiraz dilekçesi hakkında 5271 sayılı Kanun'un 252. maddesi uyarınca işlem yapılması gerektiği anlaşılmakla, bu aşamada kanun yararına bozma yoluyla incelenmesi olanaklı görülmemiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce hükmün henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2026 tarihinde karar verildi.