Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/948 E. 2026/2557 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/948
Karar No
2026/2557
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2025/614 E., 2025/857 K.

Bozmaya uyularak verilen Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; davalı şirket tarafından dava dışı ... şirketi aleyhine başlatılan Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2020/12091 E. ve 2020/11869 E. sayılı icra takipleri nedeni ile müvekkili şirkete gönderilen birinci haciz ihbarnamesi üzerine, müvekkili şirketin icra dosyalarında borçlu olan dava dışı ... şirketi ile olan ticari ilişkisi nedeni ile müvekkilinden alacaklı olduğu düşünülerek ve henüz hesabı kat edilmeden hakkedişi bulunduğundan bahisle, icra dosyalarına sehven yaptığı ödemenin, davalı şirketin mal varlığında haksız zenginleşme meydana getirdiğini, takip borçlusu ile müvekkili arasında sözleşme bulunduğunu, ancak borçlu ... firmasının yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve sözleşme konusu projenin tesliminde gecikmeye sebebiyet verdiğini, müvekkili şirketin zarara uğradığını, müvekkili şirketin dava dışı ... firmasından alacağı bulunduğunu ileri sürerek, icra dosyalarına ödenen 761.487,86 TL ve 207.002,66 TL olmak üzere toplam 968.490,52 TL’nin iadesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; zamanaşımı def'inde bulunduktan sonra, husumetin dava dışı borçlu ...'e yöneltilmesi gerektiğini, sebepsiz zenginleşme var ise bu şirketin sebepsiz zenginleşeceğini, ayrıca müvekkilinin ... şirketine vermiş olduğu hizmetin davacının ... ve ... projesinde kullanıldığını, ... projesi ile ilgili devam eden davada ... şirketinin işi tamamladığını, ücrete hak kazandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 25.10.2023 tarihli kararıyla; taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. aleyhine Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2020/12091 E. ve 2020/11869 E. sayılı dosyaları üzerinden davalı tarafından kambiyo senetlerine mahsus takip yapıldığını ve takibin kesinleştiğini, alacaklının talebi üzerine davacı şirkete haciz müzekkeresi gönderildiği, davacının bu ihtarı içeren müzekkereyi aldığında aralarında hizmet alım sözleşmesi olan takip borçlusu şirketin davacıdan hak ediş alacağı olduğunu varsayarak icra dosyasına ödeme yaptığını, eldeki davada taraf olmayan ... firmasının sözleşme edimlerini tam ve gereği gibi yapıp yapmadığının incelenmesine hukuken imkân bulunmadığını, sebepsiz zenginleşenin davacının yaptığı ödeme ile borçtan kurtulan dava dışı ... firması olduğu gerekçesiyle, açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 12.06.2024 tarihli kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, davacının ticari ilişki içinde olduğu şirketin, dava dışı ... şirketi olduğunu davacının haciz ihbarnamesinin tebliğ olunduğu tarihte dava dışı olan bu şirkete borçlu olduğunu düşünerek sehven icra dosyasına ödeme yaptığını, davacının icra dairesine yaptığı ödeme ile sebepsiz zenginleşenin takip borçlusu olduğunu, yerinde bulunmayan bütün istinaf sebeplerinin reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 30.06.2025 tarihli ilamla; Hakimin taraflarca bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmadığı, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumlu olduğu, somut olayda üçüncü kişi konumunda olan davacının kötü niyetli alacaklı davalıya karşı açtığı davanın sebebinin haksız fiil, dava dışı borçlu aleyhine açılan davanın hukuki sebebinin ise sebepsiz zenginleşme olduğu, ancak dava dışı borçlu, davalı alacaklının kötü niyetli eylemine katılmış ise, borçluya karşı açılan davanın hukuki sebebinin aynı zamanda haksız fiil olacağı, ancak bu geri alma davasında davalı alacaklı ve dava dışı borçlunun mecburi dava arkadaşı olmadığı, bu nedenle üçüncü kişi konumunda olan davacının yalnız dava dışı borçlu veya kötü niyetli davalı alacaklı aleyhine de geri alma davası açabileceği, davacıya takip alacaklısı davalının kötü niyetini ispatlaması için izin verilmeli ve hasıl olacak sonuç üzerine bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafa bozma ilamı uyarınca davalının kötü niyetini ispatlaması için 24.09.2025 tarihli 1. celsenin 2 numaralı ara karar uyarınca kesin süre verilip ihtarat yapıldığı, davacının davalının kötü niyetini ispata yarar bozma öncesi ve sonrası bir delil sunmadığı, davalının yasadan doğan hakkını kullandığı, davacının gerekli özen yükümlülüğünü göstererek alacak var ise ödeme yapması gerektiği yoksa haciz ihbarnamesine itiraz hakkını kullanabileceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; dava dışı borçlu ... firmasının, haciz ihbarnamelerinin gönderildiği tarihte müvekkili şirkete borcu olmasına, muayyen ve muaccel bir alacağı olmamasına rağmen, müvekkili şirket tarafından haciz ihbarnameleri nedeniyle davalı şirkete sehven ödeme yapıldığını, davalı şirketin bu nedenle sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 2004 sayılı Kanunu’nun 89. maddesi kapsamında haciz ihbarnamesi gönderilmesi üzerine sehven ödeme yapıldığı iddiasıyla ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle davacı şirketin bozma ilamından önce veya sonra davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini ispata yarar herhangi bir delil sunmadığının anlaşılmasına göre, davacı şirket vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/948, K. 2026/2557, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-948-e-2026-2557-k-7e4dc129b8bc