Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/496 E. 2026/2556 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/496
- Karar No
- 2026/2556
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/73 E., 2025/636 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, asıl ve birleşen davalarda davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili; müvekkili şirketin davacı şirketin elektrik abonesi olduğunu, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında elektrik satış bedeli dışında haksız olarak kayıp/kaçak bedeli, trafo bedeli, iletim bedeli, dağıtım bedeli, PSH bedeli, sayaç okuma bedeli ve kayıp/kaçak bedeline isabet eden TRT fonu vs. bedelleri tahsil ettiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 100.000,00 TL’nin dava tarihinden işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 16.09.2019 tarihli dilekçe ile talebini 149.399,21 TL'ye yükseltmiştir. 2. Birleşen 2019/41 E. sayılı davada davacı vekili; müvekkilinin davalı şirket ile akdettiği abonelik sözleşmeleri uyarınca tahakkuk ettirilen faturaları düzenli olarak ödediğini, ancak faturalarda Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) hedef oranının üzerinde kayıp/kaçak bedelleri tahsil edildiğini ileri sürerek; asıl davada alınan ek raporda belirtilen bedellerden şimdilik 20.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Birleşen 2024/77 E. sayılı davada davacı vekili; 12.09.2023 tarihli bilirkişi raporu ile davalıdan talep edilebilecek alacak tutarının 1.883.104,00 TL olduğunun tespit edildiğini, bakiye alacak tutarının tahsili için ek dava açıldığını ileri sürerek, bakiye 1.733.705,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada davalı vekili; dava konusu bedellerin ilgili Yönetmelikler ve EPDK kararları doğrultusunda tahsil edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Birleşen 2019/41 E. sayılı davada davalı vekili; elektrik faturalarında yer alacak tüm gelir kalemleri ile ilgili düzenleme yapma yetkisinin EPDK’da olduğunu, EPDK’nin kararları düzenleyici işlemler olduğundan hem elektrik tedarikçilerini hem de aboneleri bağladığını, birleşen davanın tek dayanağının, asıl dava kapsamında yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde tanzim edilen hatalı raporlarda yer alan hesaplamalar olduğunu, kayıp/kaçak bedelinin mevzuata uygun şekilde tahakkuk ettirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. 3. Birleşen 2024/77 E. sayılı davada davalı vekili; davacının dayandığı bilirkişi raporunun çelişkili olduğunu, kayıp/kaçak bedelinin EPDK tarafından onaylanan tarifeler içerisinde yer aldığını, bu bedelin davacıdan tahsiline yönelik kararın EPDK'nın 28.12.2010 tarihli ve 2999 sayılı kurul kararı olduğunu, bu kararda 01.01.2011 tarihinden itibaren serbest tüketici olan davacıdan da kayıp/kaçak bedeli alınmasına karar verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.11.2020 tarihli kararıyla; asıl dava açısından bilirkişi teknik görüşünde özetlendiği üzere, her ne kadar davacı haklı olsa da 6719 sayılı Kanun ile değişik 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 17. maddesinin altıncı fıkrası ile Geçici 20. maddeleri nedeniyle asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, birleşen dava açısından ise; gerçekleşen kayıp/kaçak oranlarının kayıp/kaçak birim fiyatının, çıplak perakende elektrik enerji birim fiyatına bölünerek belirlenmesinin gerekeceğine ilişkin bilirkişi görüşü davacının şahsında gerçekleşen somut bir kayıp kaçak birim fiyatı olduğu yönünde kanaat oluştuğu, bilirkişi raporlarından en düşük miktarlı olanı olan 134.930,00 TL üzerinden kabulü gerektiği gerekçesiyle; asıl davada dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6719 sayılı Kanun hükümleri uyarınca dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davada 134.930,00 TL'nin birleşen dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanunun 2. maddesinin ikinci fıkrası gereğince değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 19.01.2022 tarihli kararıyla; asıl dava yönünden, davacı tarafın dava açıldığı tarihteki mevzuat ve içtihat durumuna göre dava açmakta haklı olduğu, bu kapsamda kayıp/kaçak ve diğer bedellerin tahsilini talep edebileceği dikkate alındığında, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliği nedeniyle haksız çıkmasına rağmen yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağının kuşkusuz olduğu, lehine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi mümkün olmadığından, davalı tarafın istinaf talebinin yerinde görülmediği, hedef oranlarını aşan kayıp/kaçak bedellerinin istirdadına ilişkin birleşen dava yönünden ise, hükme esas alınan 17.06.2019 tarihli ek raporun önceki raporlar arasındaki çelişkiyi giderir nitelikte olduğu, davacı vekilinin hedef oranları geçen kayıp/kaçak tahsilatının iadesi yönünden iki ayrı talep arttırım dilekçesi verdiği, duruşmada ise birleşen dava yönünden 134.930,83 TL üzerinden karar verilmesini talep ettiği, Mahkemece de taleple bağlı kalınarak hüküm kurulduğu, davacının hedef oranları aşar şekilde kendisinde yapılan tahsilatı iade talebi hakkında birleşen davadaki davasının 17.06.2019 tarihli ek rapor kapsamında ispatlandığı, Mahkemenin birleşen dava hakkındaki kararının da usul ve hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle, davalının istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 30.11.2022 tarihli ilamla; hükme esas alınan 17.06.2019 tarihli ek raporun tüm raporlar arasındaki çelişkileri gidermeye yeter nitelik ve nicelikte olmadığı, bu rapora göre hüküm tesisinin doğru görülmediği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma sonrası görevlendirilen bilirkişi heyetinin bozma ilamında değinilen eksiklik ve raporlardaki çelişkileri sistematik şekilde ele aldığı, 4128 sayılı EPDK kararına istinaden 2014 yılı hedef oranının kesin olarak %10,26 olduğunun tespit edildiği, hesaplama yönteminde çıplak perakende fiyat kullanımının teknik ve hukuki gereklilik olduğu, 6719 sayılı Kanunun Geçici 20. maddesi ile hedef oran aşımlarının istisna kapsamında kaldığı ve mükerrer tahsilat kavramının hukuki temelini elektrik piyasası mevzuatı çerçevesinde açıklayarak netleştirdiği, taraflar arasındaki sözleşmenin (2.) maddesinde tarafların EPDK düzenlemelerine uyacakları taahhüt edildiği, bu kapsamda EPDK'nın belirlediği hedef oranların aşılması halinde fazla tahsil edilen bedellerin iade edilmesi yükümlülüğü doğduğu, dava konusu kayıp/kaçak oranlarının 2014 yılı Temmuz-Eylül dönemlerinde %17,11 ve Ekim-Aralık dönemlerinde %22,78 olduğu, hedef oran olan %10,26'yı aşan kısma isabet eden 149.399,22 TL tutarın davacıdan haksız olarak tahsil edildiği, bozma sonrası alınan raporlarla tespit edilen bu tutarın bozma öncesi dosyada yer alan 28.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda da aynı şekilde hesaplandığı, böylelikle raporlar arasındaki çelişkilerin giderildiği gerekçesiyle; birleşen 2024/77 E. sayılı davanın feragat nedeniyle reddine, birleşen 2019/41 E. sayılı davada 134.930,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanunun 2. maddesinin ikinci fıkrası gereğince değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının yeterince değerlendirilmediğini, eksik inceleme ile hazırlanan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, müvekkili şirket tarafından serbest tüketici sıfatını haiz olan abonelere aktif enerji bedeli üzerinden indirim sağlandığını, bu nedenle dağıtım tarifeleri ile hesaplanacak olan kayıp/kaçak-dağıtım aktif enerji oranı ile müvekkil şirketin indirimli olarak aboneye düzenlediği faturalardaki kayıp kaçak/indirimli aktif enerji oranlarının farklı olması normal olduğunu, tarifelerdeki aktif enerji ve kayıp/kaçak birim bedelleri değiştiğinde bu oran da değiştiğini, 28.02.2020 tarihli bilirkişi ek raporda dahi kayıp bedelinin sehven indirimli aktif tüketim bedeline bölündüğünün belirtilerek hataya düşüldüğünün bildirildiğini, faturalardaki kayıp/kaçak birim fiyatı ile EPDK tarafından açıklanan kayıp/kaçak birim fiyatının aynı olduğunu, EPDK’nın belirlediği tarifelere uygun şekilde tahsilat yapıldığını, dosyaya sundukları uzman mütalaası ile bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderildiğini ve hedef oranın aşılmadığının tespit edildiğini, mütalaaya itibar edilmemesinin hatalı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin (5.2.) maddesinde dava konusu bedellerin faturalarda yer alacağı ve davacı tarafından ödeneceği kabul, beyan ve taahhüt edildiğini, basiretli tacir olarak davranmakla yükümlü davacı şirketin sözleşme serbestisi ilkesine göre imzaladığı sözleşme hükümleri bağlı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, haksız olarak tahsil edildiği iddia edilen bedellerin iadesi istemine ilişkindir. Temyiz olunan kararın; uyulan bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince verilmiş olmasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bozmaya uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.