Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3669 E. 2026/2681 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3669
Karar No
2026/2681
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/579 E., 2025/1539 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/30 E., 2022/329 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı şirketin dava dışı ... Tekstil San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. hakkında icra takibi başlattığını, borçlu şirketin müvekkilinin babasına ait olduğunu, babasının 20.02.2014 tarihinde vefat ettiğini, müvekkili mirası reddettiği için babasının borçlarından sorumlu olmadığını, icra dosyasından müvekkiline 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 89/1 maddesine göre 1. haciz ihbarnamesi gönderildiğini, müvekkilinin bu ihbarnameye itiraz ettiğini, 1.haciz ihbarnamesine üçüncü kişinin itiraz etmesi halinde tekrar 1.haciz ihbarnamesi çıkartılamayacağını, aynı kişiye tekrar 1. haciz ihbarnamesi gönderilmesi için ilk gönderilen haciz ihbarnamesinden farklı bir alacağın söz konusu olması gerektiğini, müvekkilinin iş seyahatleri nedeniyle sık sık yurt dışına çıktığını bilen davalının, müvekkilinin yurt dışında olduğu zamanlarda 1., 2. ve 3. haciz ihbarnamelerinin mernis adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edilmesini sağladığını, yurt dışından döndüğünde müvekkilinin itiraz ve menfi tespit davası açma sürelerini kaçırmış olması nedeniyle hak kaybına uğradığını, maaşına haczi işlemi uygulandığını, müvekkilinin 15 günlük süre içinde menfi tespit davası açamadığını, davalının kötüniyetli olduğunu, hayatın olağan akışında müvekkilinin babasına ait olan şirkete borçlu bulunmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin birinci haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmiş olmasına rağmen davalının İİK'nın 89/4 maddesi kapsamında icra mahkemesinde dava açarak tazminat talep etmesi gerekirken, hukuka aykırı olarak müvekkilinin yurt dışında olmasından istifade ederek yeniden 1. 2. ve 3. haciz ihbarnamelerinin gönderilmesini sağlamasının onun kötüniyetli olduğunu gösterdiğini ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin 04.07.2018 tarihinden itibaren ödemiş olduğu 16.533,96 TL’nin en yüksek yasal faiziyle birlikte iadesine, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; takip alacaklısı olan müvekkiline karşı İİK'nın 89/5 maddesi uyarınca açılan istirdat davasında, davacının kanun gereği müvekkilinin kötüniyetli olduğunu ispatlaması gerektiğini, takip borçlusunun davacının aile şirketi olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin borçluyla işbirliği yaparak davacının zararına hareket ettiğinin iddia edilemeyeceğini, haciz ihbarnamesi tebligatlarının usulüne uygun olarak yapıldığını, müvekkilinin kötüniyetli olmadığının açık olduğunu, davacının borçlu olmadığı halde ödediğini düşündüğü tutarı ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre borçlu şirketten talep edebileceğini, İİK 89. madde ihbarnamelerinden sonra borç zimmetinde sayıldıktan sonra davacının işverenine maaş haczi müzekkeresi gönderildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; icra takibinde üçüncü kişi yedinde bulunan borçluya ait taşınır mallar ve alacakların İİK m.89’a göre haczedildiği, ancak borçlunun maaş ve ücretinin üçüncü kişideki bir alacağı niteliğinde olmasına rağmen haczinin İİK'nın 89. maddesi kapsamında değil, Kanunun 3 55... . maddelerine göre yapıldığını, İzmir 5. İcra Dairesinin 2014/7055 Esas sayılı takip dosyasının alacaklısının ... Kimya A.Ş.; borçlunun ... Tekstil San. ve Dış. Tic. Ltd. Şti. olduğu, 05.05.2014 tarihli çek nedeniyle 47.759,29 TL üzerinden takip başlatıldığı, 1. haciz ihbarnamesinin 31.03.2017 tarihinde, 2. haciz ihbarnamesinin 08.03.2018 tarihinde, 3. haciz ihbarnamesinin 07.03.2018 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, İstanbul Anadolu 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/164 E., 2014/439 K. sayılı kararıyla davacının muris ...'nun mirasının reddinin tespit ve tesciline karar verildiği, kararın 31.07.2014 tarihinde kesinleştiği, davacının murisin mirasını haciz ihbarnamelerinin tebliğinden önce reddetmesi nedeniyle icra dosyasında borçlu olan babasından alacaklı olamayacağı gerekçesiyle; davanın kabulüne, alacaklı hesabına gönderilen 15.450,98 TL'nin dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tedbir nedeniyle ödenmeyen bakiye 1.082,98 TL'nin davacıya iadesine, yasal şartları oluşmayan kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesininyukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın İİK'nın 89/5 maddesi gereğince istirdat isteğine ilişkin olduğu, somut olayda; davacıya, davalı ... Kimya Sanayi A.Ş.nin dava dışı ... Tekstil San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.den olan alacağı için İzmir 5. İcra Müdürlüğünün 2014/7055 Esas sayılı dosyasındaki takip nedeniyle, İİK'nın 89/1, 89/2 ve 89/3 maddeleri gereğince haciz ihbarnameleri gönderildiği, birinci haciz ihbarnamesinin 19.02.2018 tarihinde, ikinci haciz ihbarnamesinin 08.03.2018 tarihinde, üçüncü haciz ihbarnamesinin 06.04.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davacının 17.01.2019 tarihinde işbu davayı açtığı, menfi tespit istemi bakımından İİK'nın 89/3 maddesinde öngörülen hak düşürücü süre geçtikten sonra davanın açıldığı, İİK'nın 89/5 maddesine dayalı istirdat istemi bakımından ise, davalı alacaklı şirketin kötüniyetli olduğuna ilişkin dosya kapsamında delil mevcut olmayıp, icra takibinde haciz ihtarnamesi gönderilmiş olmasının alacaklının kötüniyetli olduğunu ispat etmek için yeterli olmadığı gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davalının müvekkiline birden fazla kez 1. haciz ihbarnamesi göndermesinin kötüniyetini gösterdiğini, müvekkilinin ilk gönderilen 1. haciz ihbarnamesine itiraz etmesinden 6 ay sonra tekrar 1. haciz ihbarnamesinin gönderildiğini, bu süre içinde borçlu ile müvekkili arasında nasıl bir hukuki ilişki kurulduğunun açıklanmadığını, müvekkilinin babası ve annesinin hissedarı olduğu takip borçlusu şirkete borçlu olmasının hayatın olağan akışına ters olduğunu, bu durumu bilebilecek durumda olan davalının birinci derece akrabaların tamamına İİK'nın 89. maddesi uyarınca haciz ihbarnamesi göndermesinin kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin şirketle tek bağlantısının şirket ortağının kızı olması olduğunu, müvekkilinin şirketin borca batık olması nedeniyle babasından kalan mirası reddettiğini, mirası reddettiği tarihin haciz ihbarnamelerinin tebliğinden önce olduğunu, dolayısıyla borçlunun müvekkilinden alacağının olamayacağını belirterek, kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, İİK'nın 89. maddesi kapsamında istirdat ve menfi tespit istemine ilişkindir. İcra takibinde, borçlunun kıymetli evraka bağlı olmayan alacaklarının haczi taşınır haczinden farklı olup İİK'nın 89. maddesinde bunun için özel bir usul öngörülmüştür. Borçlunun 3. kişideki alacağının haczedilebilmesi için öncelikle borçlunun kimde ne kadar alacağının bulunduğunun tespit edilmesi gerekir. Eğer borçlu mal beyanında bulunurken bildirmemiş ya da hiç mal beyanında bulunmamış ise alacaklının bildirdiği kişideki alacak haczedilir. O kişinin gerçekten borçlu olup olmadığı çıkartılacak (1.) haciz ihbarnamesinden sonra belli olur. 3. kişi kendisine tebliğ edilen 1. haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmezse, ihbarnamede bildirilen borç zimmetinde sayılır. Yani 3. kişi takip borçlusuna belirtilen miktarda borcu olduğunu ikrar etmiş sayılır. Ancak bu karine kesin bir karine değildir. Zira bundan sonra çıkartılacak 2. haciz ihbarnamesine itiraz edebilir. Bu halde borç zimmetinde sayılmaz ve hakkında haciz kararı verilemez. 3. kişi 2. haciz ihbarnamesine de itiraz etmezse borcun zimmetinde sayılması kesinleşir. Kendisine 3. haciz ihbarnamesi gönderilerek Kanunda öngörülen süre içinde borcu ödemesi yahut takip alacaklısı aleyhine menfi tespit davası açması aksi halde borcu ödemeye zorlanacağı bildirilir. 3. haciz ihbarnamesini alan 3. kişi borcu ödemez ve süresi içinde menfi tespit davası da açmazsa, icra dairesince borcu ödemeye zorlanır yani alacaklının talebi üzerine 3. kişinin borca yetecek malı haczedilir, satılır ve elde edilen para ile takip alacaklısının alacağı ile takip giderleri ödenir. Bu durumda kural olarak, 3. kişi borçlu olmadığı parayı ödediğini ileri sürerek takip alacaklısına karşı istirdat davası açamaz. İstisnası ise alacaklının kötüniyetli olmasıdır. İİK'nın 89. maddesinin beşinci fıkrasında, alacaklının kötüniyetli olması halinde 3. kişinin her zaman dava açarak borçlu ile alacaklıdan borçlu olmadığı halde ödediği paranın geri verilmesini talep edebileceği kabul edilmiştir. 3. kişiye gönderilen 1. haciz ihbarnamesinde doğmuş ve doğacak alacakların haczedildiği bildirilmiş olsa bile, 3. kişinin sorumluluğu kural olarak haciz ihbarnamesini tebellüğ ettiği andaki durumla sınırlıdır. 3. kişi, 1. veya 2. haciz ihbarnamelerinden birine itiraz etmişse, 3. kişiye yeniden 1. haciz ihbarnamesi gönderilemez. Ancak daha sonra yeni bir alacak doğmuşsa bu alacağın haczi için yeniden İİK'nın 89/1 maddesi uyarınca (1.) haciz ihbarnamesi gönderilmesi istenebilir. Bölge Adliye Mahkemesince; her ne kadar davalı alacaklı şirketin kötüniyetli olduğuna ilişkin dosya kapsamında delilin bulunmadığı, icra takibinde haciz ihtarnamesi gönderilmiş olmasının alacaklının kötüniyetli olduğunu ispat etmek için yeterli olmadığı gerekçesiyle, alacaklı şirketin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş ise de, dosya kapsamından; davacıya İİK'nın 89/1 maddesi hükmüne göre 13.03.2017 tarihli (1.) haciz ihbarnamesinin gönderildiği, akabinde davacının yasal süresi içinde takip borçlusuna borcunun olmadığına dair itirazda bulunduğu, dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Bu aşamada, İİK 89/4 maddesi hükmüne göre; alacaklı, 3. kişinin 338. maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. İcra Mahkemesi tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder. Somut olayda; elinde borçlunun 3. kişiden yeni bir alacağı doğduğuna dair somut bir delili bulunduğunu ileri sürmeyen ve İİK'nın 89/4 maddesi hükmüne göre tazminat davası açma yoluna başvurmayan davalı alacaklı, 3'lü haciz ihbarnamesi zincirini haksız olarak yeniden başlatmak suretiyle davacı 3. kişiyi haciz baskısı altında tutmuştur. Diğer bir anlatımla, davalı alacaklı kötü niyetli davranmıştır. Bu aşamadan sonra alacaklının talebi üzerine 02.01.2018 tarihinde tekrar İİK'nın 89/1 maddesi hükmüne göre (1.) haciz ihbarnamesi tanzim edildiği ve davacının MERNİS adresine tebliğ edildiği, süresinde itiraz edilmediği için alacaklının talebiyle İİK'nın 89/3 maddesi hükmüne göre 2. ve 3.haciz ihbarnamelerinin de gönderildiği, davacının süresinde menfi tespit davası açmadığı, davacının takip dosyasında borçlu hale gelmesi üzerine maaşına haciz konulduğu dosya kapsamı ile sabittir. Uyuşmazlıkta birikmiş maaş bulunduğundan mevcut bir alacak vardır. Davalı alacaklı, maaş haczi değil İİK'nın 89/4 maddesi uyarınca tazminat davası açma yoluna gidebilecektir.

Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; ispat yükü üzerinde olan davalı alacaklı tarafından haciz ihbarnamesi zincirinin yeniden başlatılmasının davacı 3. kişiyi haciz baskısı altında tutmak amacını taşıdığı, ilk gönderilen 1. haciz ihbarnamesinden sonra, borçlunun davacı 3. kişiden yeni bir alacağın doğduğu yönünde davalı alacaklının bir iddiasının bulunmadığı gözetilerek, yeniden 1. haciz ihbarnamesi çıkartılmasında kötüniyetli olduğu değerlendirilmek suretiyle ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve tek başına haciz ihbarnamesi çıkartılmasının kötüniyeti göstermeyeceği yönündeki yanılgılı gerekçeyle istirdat talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3669, K. 2026/2681, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-3669-e-2026-2681-k-db12484b2ea0