Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/6222 E. 2026/2952 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6222
Karar No
2026/2952
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/505 E., 2025/1442 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kemer Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/6 E., 2022/208 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı vekili tarafından temyiz süresi olduktan sonra verilen ek dilekçeye temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; sonradan verilen ek dilekçede bildirilen duruşma isteminin reddi ile temyiz incelemesinin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; dava dışı müflis ... Otelcilik ve Turizm A.Ş. ile davacı arasında düzenlenen tapuya şerh edilmiş 09.01.1997 tarihli kira sözleşmesiyle, davaya konu taşınmazın 99 yıl süreyle ve 280.000,00 Alman Markı (DM) bedel karşılığında kiralandığı, taşınmazı iflas idaresinden satın alan davalının sözleşmeye halef olduğu, davalının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediği, bunun sonucu olarak da dava konusu taşınmazlara 6306 sayılı Yasa kapsamında riskli yapı şerhi konulduğunu, sözleşmenin davacı tarafından çekilmez hale geldiği ve 30.12.2019 tarihli ihtarname ile feshedildiği, kiralananın tahliye edildiğini ileri sürerek; peşin ödenen kira bedelinin kullanılmayan süreye denk düşen orandaki miktarına karşılık (denkleştirici adalet prensipleri de dikkate alınarak) şimdilik 50.000,00 TL’nin, fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle; talebini arttırarak 2.765.310,79 TL’nin tahliyenin gerçekleştiği 16.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin taraf sıfatı olmadığını, husumetin iflas idaresine yöneltilmesi gerektiğini, sözleşmenin sona ermesinde müvekkilinin kusuru olmadığını, kira bedelinin müvekkiline ödenmediğini, denkleştirici adalet ilkesi ile alacağa hükmedilmesinin talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı tarafın halefi olduğu kira sözleşmesinden kaynaklanan, kiralananı kullanıma elverişli halde teslim etme ve sözleşme süresince bu durumda bulundurma borcunu ihlal ettiği, davacının kullanılmayan döneme ilişkin kira bedellerinin iadesini talep ettiği, kira bedelinin davacı tarafından peşin ödendiği bu nedenle davalı tarafın sebepsiz zenginleştiği, davalı taraf her ne kadar peşin ödenen kira bedellerinin kendilerine ödenmediği, bu nedenle kira bedellerinin iadesinin kendilerinden istenemeyeceğini iddia etse de, davaya konu taşınmazları iflas idaresinden satın alarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 310. maddesi kapsamında sözleşmenin tarafı olduğu sabit olduğundan, kira bedellerinin iadesinden sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde sorumlu bulunduğu, davacının zararının gerçek anlamda giderilebilmesi için farklı yatırım araçlarını bir arada barındıran bir yöntem olan denkleştirici adalet ilkesi uyarınca hesaplama yapılmasının hakkaniyet gereği olduğu, tapuya şerh edilmiş kira sözleşmesinde 280.000,00 DM'lik kira bedelinin peşin olarak ödendiğinin belirtildiği gerekçesiyle; davanın kabulüne, 2.765.310,79 TL’nin 16.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; davacı kiracının, 6306 sayılı Yasa kapsamında, tahliye ve yıkıma yönelik teslim yükümlüğünün yerine getirilmesi maksadıyla kiralanını tahliye ederek, anahtarın emanet tutanağı ile davalı şirkete teslimi için notere tevdi edildiği, sözleşme fesih tarihinden itibaren kiralananın kullanılamayan dönemine ilişkin peşin ödenen kira bedelinin iadesinin talep edildiği, Mahkemece davacının talep ettiği kira bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre belirlendiği, davacının davaya konu taşınmazda bulunan riskli yapı şerhi nedeniyle taşınmazın yıkımının gündeme geldiği ve bu noktada ayıpların giderilmesinin sonuca etkili olmadığı gerekçesi ile fesih bildiriminde bulunduğu ve noterlik kanalı ile anahtar tesliminin de yapıldığı, artık taraflar arasında sözleşme bağı kalmadığından ve fesih tarihinden itibaren kalan dönem için peşin ödenen kira bedeli istendiğinden, peşin ödenen kiranın denkleştirici adalet ilkesi ile belirlenmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı, ancak Mahkemenin faiz yönünden kurduğu hükmün isabetli olmadığı, dava kısmi dava olarak açıldığından dava dilekçesinde belirtilen 50.000,00 TL'ye tahliye tarihi olan 16.12.2019 tarihinden, kalan kısma ise ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken, alacak bedelinin tamamına 16.12.2019 tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle; istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kabulüne, 2.765.310,79 TL alacağın 50.000,00 TL'lik kısmına tahliye, 2.715.310,79 TL’lik kısmını ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; kiralananın tahliyesi ile davalının temerrüde düştüğünü, alacağa tahliye tarihinden itibaren faiz hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili; alacağın zamanaşımına uğradığını, sözleşmenin fesih nedeninin taşınmazın 6306 sayılı Yasa kapsamında yıkımı olduğunu, müvekkiline kusur yüklenemeyeceğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, peşin ödenen kira bedelinin, tahliye tarihinden sonraki döneme isabet eden kısmının tahsili istemine ilişkindir. 1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa ilgili kanun maddelerinin doğru şekilde uygulanmasına göre, tarafların sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi gereğince kural olarak muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Ancak borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle borçlu temerrüde düşmüş olur. Somut olayda; davacı tarafın 20.12.2019 tarihli noter kanalıyla gönderilen ihtarname ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.600.000,00 TL’nin sekiz gün içinde ödenmesini davalıya ihtar ettiği, ihtarnamenin davalıya 24.12.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalının ihtarnamede belirtilen 1.600.000,00 TL alacak yönünden 02.01.2020 tarihinde temerrüde düştüğü dosya kapsamı ile sabittir. Bu nedenle, Bölge Adliye Mahkemesince; alacağın 1.600.000,00 TL kısmına temerrüt tarihi olan 02.01.2020 tarihinden, kalan kısmına 29.03.2021 olan ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken, değerlendirmede hata edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı vekili tarafından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 2/b. bendinede yer alan “2.765.310,79 TL alacağın 50.000,00 TL'lik kısmına 16.12.2019 tahliye tarihinden itibaren, 2.715.310,79-TL’lik kısmına 29.03.2021 ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” ibaresi çıkartılarak yerine ''2.765.310,79 TL alacağın 1.600.000,00 TL'lik kısmına temerrüt tarihi olan 02.01.2020 tarihinden, 1.165.310,79 TL kısmına ıslah tarihi olan 29.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/6222, K. 2026/2952, T. 12.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-6222-e-2026-2952-k-5980e871ad0e