Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5914 E. 2026/3488 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5914
- Karar No
- 2026/3488
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1421 E., 2025/1726 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Urla 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/294 E., 2025/13 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili şirketin yetkilisi ... ... ile davalı ... arasında yapılan sözlü anlaşmaya göre, müvekkili şirketin davalı ...'e bedelsiz olarak kullanması için minibüs tahsis edeceği, davalı ...'in ise müvekkili şirketin yetkilisi ...'e motosiklet eğitimi vereceği, bunun yanında katıldığı organizasyonlarda ve sosyal medya paylaşımlarında müvekkili şirkete ait logonun görünmesine özen gösterileceği hususunda anlaştıklarını, araç ile ilgili işlemlerin davalı ...'e bırakıldığını, taraflar arasındaki anlaşmanın aracın kullanım hakkının davalı ...'e tahsis edilmesi yönünde, verilen yetkinin ise davalı ...'in ihtiyaçlarına uygun bir aracın bulunması ve müvekkili adına satın alınması olduğunu, aracın finansmanının bir kısmının sağlanması amacıyla müvekkili şirketin mülkiyetinde bulunan motosikletin satışı konusunda davalı ...'e vekaletname verildiğini, motosikletin 21.02.2019 tarihinde dava dışı kişiye 29.000,00 TL bedelle satıldığını ve satış bedelinin davalı ...'in uhdesinde kaldığını, araç alınması için müvekkili şirketin yetkilisi ve ortağı dava dışı Ş.A.nın 15.03.2019 tarihinde davalı ...'in abisi olan diğer davalı ...'ın hesabına 20.000,00 TL para gönderdiğini, havale açıklamasına da "... ... araç alımı" yazıldığını, dava konusu .... plakalı kamyonetin dava dışı üçüncü kişiden satın alınarak davalı ... adına devredildiğini, davalılar dava konusu kamyoneti satın aldıktan sonra müvekkiline devretmekle yükümlü olmalarına rağmen, araç devralındıktan kısa bir süre sonra davalı ... tarafından davalılar ... ve ... ...'ın babaları diğer davalı ...'a devredildiğini, davalılar işbirliği içerisinde hareket ettiklerinden müvekkili şirketin zararından sorumlu olduklarını ileri sürerek; dava konusu aracın müvekkili şirkete iadesini ve adına tescilini, mümkün değilse aracın güncel değerinin hesaplanarak müvekkiline ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; müvekkili ...'in tanınan bir sporcu olduğunu, tarafların şirketin reklamını yapmak edimi karşılığında sponsorluk desteği konusunda anlaştıklarını, ...'in yetkilisi olduğu davacı şirketin yükümlülüğünü yerine getirmeyip müvekkilinden desteğini çektiğini, davacı şirket yetkilisi ...'in, müvekkiline sponsorluk desteği ve edimi gereği, şirket adına kayıtlı motosikletin satım işlemleri için vekaletname ile satış yetkisi verdiğini, müvekkilinin davacı şirket yetkilisi ... ile arasındaki güven ilişkisine dayanarak, kendisine verilen satış vekaletnamesi ile motoru sattığını, müvekkili ...'ın satın aldığı kamyonetin sigorta bedelinin oldukça yüksek çıkması üzerine, babası olan müvekkili Murat'a kamyoneti devrettiğini, motorları araziye taşımak amacıyla satın alınan kamyonet tipi araç ile davacının hiçbir ilgisinin olmadığını, davacı şirket tarafından sponsorluk ilişkisine binaen yalnızca eski bir motosiklet verildiğini, bunun dışında da hiçbir desteğinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında başından beri akdedilen yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, sözlü olarak güven ilişkisine dayalı bir anlaşmaya göre edimlerin bu anlaşma doğrultusunda yerine getirildiği, aksinin davacı tarafça ispatlanamadığı, zira en başından beri davacının araç alım-satım işine ilişkin davalı ...'i yetkilendirdiği, araç alım-satımı sırasında banka yolu ile yapılan kısmi ödemenin de davacı adına yapıldığının anlaşıldığı, aksini ispat etmenin davacının yükümlülüğünde bulunduğu, ancak dosya kapsamı itibarıyla davacının soyut anlatımları dışında iddiasını ispatlar mahiyette herhangi bir delile dayanılmadığı, satış işlemlerinden davacının haberdar olduğu, rızası dışında vekaletnamenin kötüye kullanıldığına dair herhangi bir emare bulunmadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının soyut anlatımları dışında davasını ispata yarar bir delil sunulmadığı, söz konusu aracın davacı adına tescil edileceğini dair dosya kapsamında bir delil bulunmadığı, yemin delillinin Mahkemece hatırlatılmasına rağmen davacı tarafça karşı tarafa yemin teklif edilmediği gerekçesiyle; istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davalı ...'ın hesabına gönderilen 15.03.2019 tarihli açıklama kısmında "... ... araç alımı" yazan 20.000,00 TL'lik banka dekontu yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğundan tanık dinlenilmesi gerektiğini, araç devralındıktan kısa bir süre sonra yapılan devir işleminin kötüniyetli olduğunu, taraflarınca sunulan yazılı delil başlangıcı ve tanık deliline başvurma taleplerinin hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, sözlü olarak yapılan anlaşmaya göre edimlerin anlaşma doğrultusunda yerine getirilmediğinin açık olduğunu ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı araç mülkiyetin tespiti, olmadığı taktirde aracın güncel değerinin tahsili istemine ilişkindir. 1. Araç mülkiyetinin devri Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d maddesine göre resmi şekil şartına bağlanmıştır. Araç mülkiyetinin devrini gerçekleştiren her türlü sözleşmenin (bağış, trampa, satış) resmi şekilde yapılması geçerlilik şeklidir. 2. İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, tarafların hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder. İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır. İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. İnanç sözleşmeleri kaynağını 6098 sayılı Kanunun 19. maddesi ile 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'ndan alır. Sözü edilen bu karar uyarınca inanç ilişkisi ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Kısaca, inanç ilişkisinin varlığını kabul edebilmek için yazılı bir sözleşmenin ya da açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek, karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin varlığı aranır. Yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge varsa HMK'nın 202. maddesi (HUMK'nun 292 nci maddesi) uyarınca inanç sözleşmesi tanık dahil her türlü delille ispat edilebilir. (Hukuk Genel Kurulu'nun, 04.07.2010 tarihli ve 2010/14-394 E., 2010/395 K. sayılı ilamı) 3. Temyiz edilen karardaki gerekçeye, özellikle davacının iddiasının inançlı işleme dayalı olduğu, bu iddianın 05.02.1947 tarih, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı belge ya da yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge ile kanıtlanması gerektiği, banka dekontları, makbuzların tek başına ispata yeterli olmadığı, taraflar arasındaki inançlı işlem sözleşmesine ilişkin yazılı delil niteliğinde dosya kapsamında herhangi bir bilgi ya da belgenin bulunmamış olmasına göre, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.