Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5507 E. 2026/2861 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5507
- Karar No
- 2026/2861
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1307 E., 2025/1856 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2024/151 E., 2025/214 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin ... marka Model ... çift motor, dört çeker 2023 model aracı 04.04.2023 tarihine davalı şirketin internet sitesinden sipariş ettiğini, araca şase numarası verilmesine kadarki süreçte davalı satıcı ile mail yoluyla iletişime geçildiğini, teslimat gününün 17.08.2023 tarihi olarak belirlendiğini, devir işlemlerinin gerçekleştirilmesi akabinde, şirket çalışanı olduğunu beyan eden şahsın telefon ile arayarak aracın bagaj kısmında hasar olduğunu bildirdiğini, teslimat alanına gidildiğinde aracın hasarlı olduğunun görüldüğünü, 21.08.2023 tarihli ihtarname ile aracın ayıplı olduğu hususunun satıcıya bildirildiğini ve satılanın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin talep edildiğini, ancak bu talebin sonuçsuz kaldığını, söz konusu hasarın tamirat yapılarak düzeltilmeye çalışıldığını fakat düzeltilemediğinin görüldüğünü, müvekkilinin oğlunun talebi üzerine Bodrum'a gönderilen aracın oto ekspertiz firmasında muayeneden geçirildiğini, yapılan muayene sonucunda aracın kaporta parçalarında sök-tak işlemi yapıldığının tespit edildiğini, davalı şirket çalışanına mail yoluyla ulaşıldığında, çelişkili şekilde araçta sök-tak işlemi bulunmadığı yanıtının alındığını ileri sürerek; dava konusu aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesini, mümkün değilse fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 120.000,00 TL değer kaybının ihtarname tarihi olan 21.08.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 25.02.2025 tarihli ıslah dilekçesiyle; aracın ayıpsız misliye değiştirilmesini, mümkün değilse bilirkişi raporu doğrultusunda taleplerini 148.836,40 TL artırarak, 120.000,00 TL'nin ihtarname tarihi olan 21.08.2023 tarihinden, 148.836,40 TL'nin ıslah tarihi itibarinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının dayandığı delil tespiti ve tespit kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporunun açıkça haksız ve hukuka aykırı olduğunu, delil tespitinin müvekkili şirketin yokluğunda gerçekleştiğini ve savunma haklarının ihlal edildiğini, alınan bilirkişi raporunun yeterli teknik incelemeler yapılmadan verildiğini, müvekkili şirketin davacıyı bilgilendirdiğini ve bizzat davacının onayı ve rızası ile ücretsiz onarım sağladığını, ücretsiz onarım yapılmasına rağmen iki adet araç şarj aleti ünitesinin de iyi niyet göstergesi olarak davacıya hediye edildiğini, aracın misli ile değişiminin taraflar arasındaki hak ve menfaat dengesinde orantısızlık teşkil ettiğini, araç ayıplı olmadığından davacının seçimlik hakkının da bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu aracın davalıdan sıfır olarak satın alındığı ancak 11.08.2023 tarihinde aracın davacı adına tescili sağlandıktan sonra araçta sök-tak işlemi olduğunun tespit edildiği, her ne kadar davalı davacının isteği ile tamir yapıldığını belirtmiş ise de bu yönde belge sunulmadığı, sıfır araçtan beklenen faydanın elde edilemeyeceği gibi değer kaybına da neden olacağı ve davacının katlanmasının beklenemeyeceği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile, dava konusu aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, misliyle değişim mümkün olmadığı hallerde İİK'nın 24. maddesinin uygulanmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bagaj aksamının onarılmasına yönelik olarak onarım seçimlik hakkı kullanılmış olsa bile, otomobilin sıfır km olarak satın alınmasına rağmen birçok kaporta parçasının boyalı/ayıplı olduğunun tespit edildiği ve ayıbın yoğunluğu gözetildiğinde tüketicinin ayıplı aracı kullanmaya zorlanmasının hak ve menfaatler dengesini tüketici aleyhine bozacağı açık olduğundan, tüketicinin davacının otomobilin ayıpsız misli ile değişimi seçimlik hakkını kullanabileceği gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; müvekkili şirketin davacıyı bilgilendirdiğini ve dava konusu aracı ücretsiz onararak hatasız, ayıpsız biçimde davacıya teslim ettiğini, ücretsiz onarım yapılmasına rağmen iki adet araç şarj aleti ünitesinin de iyi niyet göstergesi olarak davacıya hediye edildiğini, ücretsiz onarım hakkı kullanıldığından davacının seçimlik haklarını tükettiğini, araç üzerinde yapılan tek işlemin davacının onayı ve rızası ile değişen bagaj kapağı olduğunu, araçta herhangi başka bir işlem yapılmadığını ve aracın fabrika çıkışı orijinalliğini koruduğunu, bilirkişilerin herhangi bir teknik inceleme yapmadığını, bilirkişi raporunda sözde ayıp olduğu iddia edilen hususların, üretim sürecinin bir parçası olduğunu ve hiçbir suretle araçta bir ayıp oluşturmadığını, müvekkili şirketin üretim tekniği dikkate alınmaksızın diğer şirketlerin tekniğinin varsayım yoluyla uygulanmasının doğru olmadığını, fabrika çıkışında, araç bazında ince ayar yapılabildiğini, dava konusu aracın kapılarında herhangi bir sök-tak işlemi yapılmadığını, bilirkişi raporunda hesaplanan değer kaybının açıkça fahiş olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını, aracın misli ile değişimi taraflar arasındaki hak ve menfaat dengesinde orantısızlık teşkil ettiğini ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı tüketicinin sıfır kilometre olarak satın aldığı aracın imalattan kaynaklı ayıplı olduğu iddiasıyla ayıpsız misliyle değiştirilmesi, mümkün değilse değer kaybının tahsili istemine ilişkindir. 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesi hükmüne göre; çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir. Aynı Kanunun 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını Mahkemeden talep edebilecekleri; Mahkemece, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme yaptırabileceği açıklanmıştır. Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir. Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez. 2. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; dava konusu araçta gizli ayıp olup olmadığı konusunda iki makine mühendisinden 20.11.2024 havale tarihli bilirkişi raporu alındığı, davalı vekilinin işbu rapora itiraz ettiği, Mahkemece bilirkişi raporuna yapılan itirazlar giderilmeden hüküm tesisi yoluna gidildiği görülmüştür. Bu bağlamda, Mahkemece hükme esas alınan raporda; dava konusu aracın sağ-sol ön, sağ-sol arka kapılarında ve bagaj kapağında sökme-takma işlemi olduğu, bagaj taşıyıcı kol/menteşe üzerinde harici boyama olduğu, aracın bu işlemlerle birlikte teslim edilmiş olması nedeni ile gizli ayıp niteliği taşıdığı, araç üzerinde gerçekleşen bu işlemler nedeni ile aracın piyasa değerinde değer kaybı oluşacağı tespit edilmiş, rapora itiraz eden davalı taraf ise; araç üzerinde yapılan tek işlemin davacının onayı ve rızası ile değişen bagaj kapağı olduğunu, araçta herhangi başka bir işlem yapılmadığını, bilirkişilerin müvekkili şirketin üretim teknikleri hususunda bilgisi olmadığını, bağlantı elemanlarında bulunan boya izlerinin, müvekkili şirketin özgün üretim tekniklerinin standart bir göstergesinden ileri geldiğini ve geleneksel otomobil üreticilerinin araç üretim teknikleri ile karşılaştırılmaması gerektiğini, aracın boyasının kaporta parçalarının montajından sonra yapıldığını, bilahare hareketli parçaların ayarlarının araç fabrikadan çıkmadan önce yapıldığını, ayıp olduğu iddia edilen hususların, üretim sürecinin bir parçası olduğunu ve araçta ayıp olmadığını beyan etmiş olup, davalı tarafından kabul edilmeyen bu rapora dayanarak bir hükme varılması mümkün değildir. Hal böyle olunca, Mahkemece dava konusu araçlarda uzman 3'lü bilirkişi heyetinden, dosyaya sunulan tüm evraklar, bilirkişi raporu ve bilirkişi raporuna yapılan itirazlar da dikkate alınarak, bagaj kapağındaki hasarı onarılan dava konusu aracın hiçbir ihtirazı kayıt konulmadan teslim alındığı sabit olsa da, bilirkişilerce dava konusu aracın yanında aynı marka başka araçların kapı menteşeleri ve kaputlarındaki somunlar, somunların vidalandığı civatalar incelenmek suretiyle, civata ve somunlarda boya kalması ve boya atma durumunun ... marka araçlarda rutin ve olağan olup olmadığı, davalının savunmasında belirtildiği gibi hareketli parçaların ince ayarlarının boyanan araçların fabrikadan çıkışından önce yapılıp yapılmadığı kesin olarak tespit edilip, bu hususların rutin uygulama olduğu sonucuna varılması durumunda dava konusu araçta ayıp olmadığı, aksi halde aracın kapılarında sökme-takma işlemleri yapıldığı anlaşıldığından aracın ayıplı olacağı hususları da değerlendirilerek, iddia ve savunmaları kapsayan taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, bu yön göz ardı edilerek, yetersiz bilirkişi raporuna dayalı ve bu nedenle eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi Kararının 6100 sayılı Kanunun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.