Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/1640 E. 2026/4657 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1640
Karar No
2026/4657
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2014 E., 2025/2433 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karabük 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/65 E., 2023/190 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacı; Karabük ili, ... ilçesi, ... köyü, 144 ada, 1 parsel sayılı, 3.553,88 metrekare yüz ölçümlü taşınmazın bir bölümünün müvekkilin dedesi, babası ve eklemeli zilyetlik yoluyla tarafınca kullanılmasına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak mülk edinmelerine rağmen kadastro tespiti sırasında hatalı olarak ham toprak niteliğinde davalı Hazine adına tescil edildiğini, taşınmazın bir kısmında meyve ağaçlarının bulunduğu ve taş duvar ile çevrili kısmı kök muris ... tarafından, ölümünden sonra ise mirasçıları tarafından kullanılarak tasarruf edildiğini, taşınmazının yaklaşık olarak yetmiş yıldır zilyetliklerinde ve tasarruflarında olduğunu beyanla dilekçesine ekli krokide gösterilen 437,03 metrekarelik kısmın ifraz edilerek miras hissesi oranında adına tescil edilmesini talep etmiş, aşamada vekil tarafından temsil edilmiş, davacı vekilince müvekkili lehine kazandırıcı zamanaşımı ile mülk edinme koşullarının oluştuğu beyanla taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; davacının ilan süresi içinde itiraz etmediği gibi Kadastro Mahkemesinde dava da açmadığını, sonradan soyut zilyet ve mülkiyet iddialarının teyide muhtaç olup davacı tarafça ispat edilemediğini, mahallinde tarafsız ve görgüye dayalı bilgi sahibi mahallibilirkişilerin katımı ile keşif icrası sonucu davacı iddiarının ispatlanması gerektiğini, davacı taraf, muris ile birlikte çekişmeli taşınmaza birlikte zilyet olduklarını iddia ve beyan ettiklerini, aksi kanaatle kabul kararı vericek olsa dahi yasal hasım sıfatları nedeniyle aleyhlerine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini beyanla davanın reddini savunmuştur

İlk Derece Mahkemesince 22.01.2020 tarihli karar ile davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 09.09.2020 tarihli karar ile; davanın tereke adına açıldığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640. ve 702. maddeleri uyarınca, dava dışı diğer mirasçıların muvafakatları alındığı kabul edilerek işin esasına girilerek toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın kaldırılmasına dair karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararı doğrultusunda yapılan yargılama sonucu 31.05.2022 tarihli karar ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı Hazine vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 15.02.2023 tarihli kararı ile; dosyaya celbedilen kayıtların yetersiz ve bilirkişi raporlarının denetime elverişli olmadığı gerekçeleriyle kararın tekrar kaldırılarak belirtilen eksikliklerin giderilmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen karar ile; dava konusu 437,03 metrekarelik kısım yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesi uyarınca çekişmesiz ve aralıksız yirmi yıldan fazla malik sıfatıyla zilyetliklerini devam ettiren davacılar adına tescilinin yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne taşınmazın 437,03m² lik kısmının davalı ... Hazinesi adına olan tapu kaydının iptali ile bu kısma yeni bir parsel numarası verilerek "bahçe" vasfı ile davacılar ... ve ... oğlu, ... mirasçıları adına dosya içeriğinde bulunan ... Noterliğinin 01.08.2019 tarihli ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesindeki payları oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı Hazine vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçeleriyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.

Ne var ki; İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.

Somut olayda; dava konusu taşınmaz bölümü yörede yapılan kadastro çalışmaları esnasında, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle ham toprak vasfıyla davalı Hazine adına tespit edilmiş olup tespite itiraz edilmemekle 04.06.2010 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı tarafça dava konusu edilen taşınmaz bölümünün otuz yılı aşkın süredir ataları tarafından kullanıldığı iddia edilmiş ise de özellikle kaldırma kararı sonrasında aldırılan 03.07.2023 tarihli heyet bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dava konusu taşınmaz bölümü imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olmayıp imar-ihya çalışması yapılmadan tarımsal faaliyette kullanılmaya müsait özelliktedir. Raporda bu nedenle imar-ihya çalışmalarının başlangıcı ve bitişi konusunda herhangi bir tespitte bulunulamayacağı belirtilmiştir. Aynı şekilde hava fotoğraflarının incelendiği 21.06.2023 tarihli jeodezi raporunda; dava konusu edilen taşınmaz bölümünün 1983, 1998, ve 2003 tarihli hava fotoğraflarında ağaçlık alan olarak görüldüğü belirtilerek imar, ihya ve zilyetlik hususunda herhangi bir tespit yapılamadığı mütalaa edilmiştir. Hal böyle olunca; davacı tarafça mülk edinilmesi iddiasına konu taşınmaza ilişkin hava fotoğraflarının incelenmesine dair raporda, taşınmazın ağaçlık alan olarak gözüktüğünün belirtilmesi ve ziraat bilirkişi raporunda, taşınmazda bulunan ağaçların çoğunun ekonomik bir gelir getirmeyecek, yabani nitelikteki yaşlı ağaçlar olduğunun tespit edilmesi ve taşınmaz üzerinde fiilen zirai faaliyet yapılmamış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, ekonomik amaca uygun, yirmi yıllık nizasız ve fasılasız zilyetlik koşularının birlikte gerçekleşmediği sonucuna varıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü doğru değildir.

Davalı Hazine vekilinin açıklanan nedenden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun′un 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/1640, K. 2026/4657, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-1640-e-2026-4657-k-aed0d1fbe2cc