Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5484 E. 2026/1978 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5484
Karar No
2026/1978
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1365 E., 2025/1812 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2023/438 E., 2025/218 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ...'in ayaklarındaki rahatsızlık nedeni ile romatizma teşhisi konulduktan sonra davalı özel sağlık kuruluşuna müracaat ettiğini ve diğer davalı doktor tarafından hacamat, sülük, ozon ve manyetik tedavi uygulandığını, beş günlük yatarak tedavinin ardından bir kısım bitkisel ilaçların reçete edildiğini, müvekkilinin bu ilaçları kullanmasından yirmi gün sonra tekrar rahatsızlandığını, beynine pıhtı attığını, sol tarafında kısmi felç oluştuğunu, bu nedenle müvekkilinin dava dışı ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde on iki gün tedavi gördüğünü, daha sonra tekrar davalı doktor ile iletişim kurarak tavsiyesi üzerine tedavisine devam etmek için davalı sağlık kuruluşuna gittiğini, burada üç gün daha tedavi gördüğünü, ardından tedavisinin aralıklarla devam ettiğini, ancak tedaviler neticesinde davacının ayağında yaralar oluştuğunu, çeşitli defalar dava dışı hastanelerin acil servislerine müracaat ettiğini, son olarak dava dışı ... Hastanesinde müvekkilinin ayak parmaklarının kesildiğini, 24 yaşında topal kaldığını ve iş gücünü kaybetiğini, bu durumun davalıların tıp çevrelerince kabul edilmeyen ve bilimsel olmayan yöntemler kullanarak kusurlu olmalarından kaynaklandığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkili ... yönünden; 20.000,00 TL maddi ve 1.750.000,00 TL manevi tazminatın, diğer müvekkilleri anne ve babası yönünden; ayrı ayrı 450.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; yetki ve zamanaşımı itirazında bulunduktan sonra, davacı tarafın romatizma teşhisi ile müvekkillerine başvurulduğu iddiasının doğru olmadığını, 1997 doğumlu davacı ...'in doğuştan PAN hastası (Nadir bir damar iltihabı) olduğunu, tıbbi özgeçmişinden bu hastalık nedeniyle sık sık dava dışı hastanelerde yatarak tedavi gördüğünün, uzun yıllar çeşitli ilaçlar kullandığının anlaşıldığını, benzer bir hastalığı bulunan dava dışı bir hastadan tavsiye alarak müvekkilerine başvurduğunu, müvekkili doktor tarafından yapılan tetkiklerin incelenmesi neticesinde; davacının mezkur hastalığının ilerlemiş olduğunu, bu hastalık nedeniyle özellikle el ve ayak damarlarının hasar görebileceğini ya da tamamen tıkanabileceğini, bunun hastalığının tıbben beklenen sonuçlarından bir tanesi olduğu, tıbbi tedavisi ve takibine devam etmesi gerektiğinin anlatıldığını, davacı ...'in kabulü üzerine kullanımı Sağlık Bakanlığınca tescilli olan, sülük, ozon, akupunktur, kupa (hacamat) gibi vücut fizyolojisini tıbben destekleyici yöntemler uygulandığını, bununla birlikte beslenmesini desteklemek amacıyla ilaç değil takviye edici gıda önerildiğini, müvekkili doktorun yurtiçi ve yurtdışı birçok sertifikaya sahip olduğunu ve gıda takviyeleri konusunda ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsünde doktorlara yönelik fitoterapi sertifikasyon eğitimlerinde de eğitici olarak ders verdiğini, davacı ...’in ayak parmağının kesilmesinin kendisinde bulunan kronik hastalığın, tıbbi önerilere uymamasının, ilaçlarını bırakmasının, mevcut tıbbi durumu ile birlikte günde iki pakete yakın sigaraya devam etmesinin tıbben beklenen bir sonucu olduğunu, müvekkilince uygulanan ve tıbbi tedavi yöntemi olmayan destekleyici yöntemler ile ayağının kesilmesi arasında illiyet bağının bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 23.12.2021 tarihli kararıyla; Adli Tıp Raporu (ATK) ve eczacı bilirkişi raporuyla, davacı ...'e davalı tarafından uygulanan geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının, davacının PAN hastalığında tedavi edici olmasa da, iyileştirmede destekleyici etkilerinden dolayı kullanılmasının faydası olacağı, rahatlatıcı ve destekleyici olarak kullanılabileceği, ancak modern tıp yöntemi ile tedavisinin de gerekli olduğu ve sürdürülmesi gerektiği, davacının tıbbi tedavi yöntemlerine yönelmemesinde davalının etkisinin kanıtlanamadığı, davacının uğramış olduğu zarar ile davalının yapmış olduğu tedavi arasında illiyet bağı kurulamadığının bildirildiği, davacıda meydana gelen olayın davalı tarafın yanlış tedavisinden kaynaklandığının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin 27.09.2023 tarihli kararıyla; davacı ...'in istinaf incelemesi aşamasında 30.07.2022 tarihinde vefat ettiği, bu suretle taraf ve dava ehliyetinin kalmadığı, Mahkemece diğer davacılara ölü davacı mirasçılarının tespiti ve davaya dahil edilmeleri için süre verilmesi, taraf teşkiline ilişkin olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 115. maddesi gereğince işlem yapılması ile hasıl olacak sonucuna uygun karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, istinaf başvurularının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ATK ve eczacı bilirkişi raporuyla, davacı ...'e davalı tarafından uygulanan geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının, davacının PAN hastalığında tedavi edici olmasa da, iyileştirmede destekleyici etkilerinden dolayı kullanılmasının faydası olacağı, rahatlatıcı ve destekleyici olarak kullanılabileceği, ancak modern tıp yöntemi ile tedavisinin de gerekli olduğu ve sürdürülmesi gerektiği, davacının tıbbi tedavi yöntemlerine yönelmemesinde davalının etkisinin kanıtlanamadığı, davacının uğramış olduğu zarar ile davalının yapmış olduğu tedavi arasında illiyet bağı kurulamadığının bildirildiği, davacıda meydana gelen olayın davalı tarafın yanlış tedavisinden kaynaklandığının ispatlanamadığı, davacı ...'in dosya istinaf incelemesi aşamasında iken 30.07.2022 tarihinde vefat ettiği, davacılar vekiline ...'in veraset ilamını ibraz etmek üzere bir ay kesin süre verilerek, bu süre içerisinde eksiklik giderilmediği takdirde davanın 6100 sayılı Kanunun 115. maddesi uyarınca usulden reddine karar verileceğinin ihtar edildiği, ihtarı içerir duruşma zaptının davacı vekiline 09.12.2024 tarihinde tebliği edildiği, ancak mirasçılık belgesinin verilen kesin süreden sonra sunulduğu gerekçesiyle, davanın davacılar ... ve ... yönünden davanın esastan reddine, davacı ... yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ATK ve bilirkişi raporuyla, davacı ...'in ayak parmaklarının ampütasyonu ile davalı doktorun uygulamaları arasında illiyet bağı ve davalılara atfı kabil kusur bulunmadığı, davacı ... ve ... yönünden davanın esastan reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik olmadığı, ancak davacı ...'in vefatının gerçekleştiği 30.07.2022 tarihinde avukatının vekilliğinin ismi geçen yönünden sona erdiği, mirasçılık belgesinden; dosya davacıları ... ve ... dışında başka mirasçısının bulunmadığı, davacı ... yönünden, ... ve ...'in yasal mirasçı sıfatıyla dosyaya eklenip davaya devam edilmesi gerekirken dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı ...'in mirasçıları sıfatıyla ... ve ... yönünden ve diğer davacılar ... ve ... yönünden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; davalı doktorun iyileştirme vaadi ile hiç bir etkisi bulunmayan ilaçları yüksek dozlarda müteveffa ...'e kullandırdığını, murisin iyileşme umuduyla hareket ederek davalı hekimin vaatleri doğrultusunda tedaviyi kabul ettiğini, parmaklarının davalı hekimin ilaçları yüzünden kesildiğini, kaldırma kararı öncesinde alınan eczacı bilirkişi raporunda; davalı doktorun uygulamalarının tedaviye etkisinin olmadığının, modern tıp yöntemi ile tedavi yapılması gerektiğinin ifade edildiğini, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Dairesinin 31.05.2021 tarihli raporunda ise; ilaçlar üzerinde inceleme yapılan bilirkişi raporunun gözden kaçırıldığını, ilgili hususta adli tahkikat yapılması ve dosyanın bu haliyle gönderilmesi durumunda dava konusu bitkisel ilaçların olumsuz etkileri konusunda tespitlerde bulunulabileceğinin bildirildiğini, bu açıklamanın hukuka aykırı olduğunu, söz konusu eksikliklerin incelenmesinin gerektiğini, sülük, ozon ve dava dilekçesinde yer alan diğer yöntemlerin tıbbi olarak kabul edilebilir bir tedavi yöntemi olup olmadığının ve müteveffa ...'in rahatsızlıklarını iyileştirici etkisinin bulunup bulunmadığının tespitinin zorunluluk arz ettiğini, davalı doktorun tedavisine güvenen müteveffanın kullandığı ilaçları ve dava dışı hastanede devam ettiği tedavisini kesmesinin davalı doktorun kusurunu ortaya koyduğunu, Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Dairesinin illiyet bağına ilişkin tespitinin kabulünün mümkün olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı özel sağlık kuruluşu ile davalı doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davrandığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle dosyaya kazandırılan ATK ve bilirkişi raporlarının birbiriyle uyumlu, denetim ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacının ayak parmaklarının ampütasyonu ile davalı doktor tarafından uygulanan geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları arasında illiyet bağının bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5484, K. 2026/1978, T. 08.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-5484-e-2026-1978-k-68f3233d4818