Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4550 E. 2026/1972 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4550
- Karar No
- 2026/1972
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3335 E., 2025/1360 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 29. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/215 E., 2022/282 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin doğuştan zeka geriliği olduğunu ve fiil ehliyetinin bulunmadığını, Sağlık Bakanlığı ... Devlet Hastanesi Baştabipliğince düzenlenen 12.09.2013 tarihli raporuyla; müvekkilinin %79 oranında hafif dereceli zeka geriliği ve duygu durum bozulukluğuna dayalı olarak sürekli zihinsel özürlü olduğunun tespit edildiğini, Sinop Sulh Hukuk Mahkemesinin 15.11.2013 tarihli ve 2013/857 E., 2013/984 K. sayılı kararı ile, müvekkiline ...'nun vasi olarak atandığını, vesayet altındaki müvekkilinin eşi ...'in 06.02.2011 tarihinde vefat ettiğini, davalıların müteveffa eşinin miras ve destekten yoksun kalma tazminatı işlemleri için müvekkilinden .... Noterliğinin 18.03.2011 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesini aldıklarını, müvekkilinin .... Bankası Sinop şubesindeki hesabına dava dışı ... Sigorta A.Ş. tarafından murisin geçirdiği trafik kazası nedeniyle 09.06.2011 tarihinde yatırılan 121.834,26 TL destekten yoksun kalma tazminatından 111.834,26 TL'nin davalılardan ...'in müvekkilinden aldığı vekalete binaen çektiğini, ancak müvekkiline hiçbir pay vermediğini, yine davalılar ve dava dışı kardeşlerinin, müvekkilinin muristen intikal eden taşınmazlardaki paylarını tapuda satış yapmış gibi göstererek üzerlerine aldıklarını, gerçekte satış yapılmadığını, müvekkiline bedel de ödenmediğini, taşınmazlarla ilgili olarak İstanbul Anadolu 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/20 E. sayılı dosyasının açıldığını, müvekkilinin vekaletnamenin alındığı tarihte zihinsel özürlü ve fiil ehliyeti olmayan bir şahıs olduğundan vekaletnamenin hükümsüz olduğunu, vekaletin geçerli görülmesi halinde ise davalıların vekalet görevlerini kötüye kullanmış olmalarından dolayı müvekkilinin hesabından çekilen tazminatın müvekkiline ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 111.834,00 TL'nin 09.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ...'den tahsiline, 10.000,00 TL manevi tazminatın ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, davaya süresinde cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 16.05.2017 tarihli kararıyla; davacının vasisinin vesayet makamından husumete izin kararı almaksızın işbu davayı açtığı, 24.11.2016 tarihli ön inceleme celsesinde, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 462. maddesinin sekizinci fıkrası gereğince, kısıtlı adına işbu davayı açabilmek için vesayet makamından husumete izin kararı alıp dosyaya sunmak üzere bir sonraki celseye kadar süre verildiği, verilen sürede izin kararının alınmaması nedeniyle 16.02.2017 tarihli duruşmada verilen ara karar ile bu kez kesin süre verilerek kesin sürenin sonuçlarının usulüne uygun olarak ihtar edildiği, davacı vasi vekili verilen süre içerisinde sunduğu beyan dilekçesi ile söz konusu izin kararının Sinop Sulh Hukuk Mahkemesi dosyasında bulunduğunu ve istenmesinin talep edildiği, ancak anılan Mahkemece verilen cevapta husumete izin kararının bulunmadığı, kesin sürede dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 115. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin 13.04.2018 tarihli kararıyla; davacı vekili husumete izin kararı alıp, dosyaya sunmak üzere kesin süre verilmiş ise de, davacının kesin süre içerisinde Sinop Sulh Hukuk Mahkemesine husumete izin verilmesi davası açtığı, dava tarihinin 15.03.2017 tarihi olduğu ve davacının süresi içerisinde husumete izin kararı için başvuruda bulunduğu ve yapılan yargılama sonucunda davacı vasiye husumete izin kararı verildiği, Mahkemece davacının kesin süreye riayet etmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafça davalı tarafa .... Noterliğinin 18.03.2011 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletname verildiği, vekalet içeriğinde ahzu kabze yetkisinin de bulunduğu, 29.03.2011 tarihli kaza dolaysıyla dava dışı ... Sigorta A.Ş. tarafından ... nolu hasar dosyası açılarak davacı adına 09.06.2011 tarihinde 121.784,26 TL destekten yoksun kalma tazminatının davacının .... Bankası Sinop şubesinde bulunan hesabına yapıldığı, davalı ... tarafından mezkur vekalet ile, 09.06.2011 tarihinde 111.834,00 TL çekilerek uhdesine geçirildiğinin banka kayıtları ile sabit olduğu, vekalet görevini kötüye kullanarak ve davacının talimatı olmaksızın tahsil edilen bedeli kendi uhdesine geçirdiği ve daha sonrada vekil eden davacıya ödediğine dair dosyaya bir delil ibraz etmediği, her ne kadar davalı taraf davacının talep ettiği tazminatın davacının eşinin vefatı dolayısıyla ödenen tazminat olduğu, davacının evliliğinin iptaline ilişkin derdest dava bulunduğu ve evliliğin iptaline karar verilmesiyle davacı tarafın tazminat hakkı bulunmayacağını iddia etmiş ise de tahsil edilen bedel yönünden haklılık haksızlık halinin davacı ile dava dışı sigorta şirketi arasındaki uyuşmazlığın konusunu oluşturacağı, davalı tarafça vekalet ile haksız alınan bedel yönünden davalı tarafın her halde davacıya karşı sorumlu olacağı, davalı ...'in dava konusu bedeli tahsil ettiğine ya da kendi uhdesine geçirdiğine dair dosyada bir delil bulunmadığı, davacı tarafın vekalet görevini kötüye kullanılması dolayısıyla uğranılan mal varlığına ilişkin zararının söz konusu olduğu, kişilik haklarının zarar gördüğünün sabit olmadığı gerekçesiyle, 111.834,00 TL alacağın 09.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsiline, davalı ... aleyhine manevi tazminat talebinin reddine, davalı ... aleyhine manevi tazminat talebinin husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında vekalet akdinin kurulduğu ve banka kaydına göre de davalı ...'in vekalete dayanarak sigorta tarafından yatırılan destekten yoksun kalma tazminatını bankadan aldığının sabit olduğu, vekaletle işlem yapan ...'in tahsil ettiği bedeli vekil eden davacıya verdiğine yönelik bir savunması bulunmadığından verilen kararın yerinde olduğu, dava dışı sigorta şirketinin vekile yaptığı ödeme yönünden Aile Mahkemesi kararının bekletici mesele yapılmamasının yerinde olduğu, davacının kişilik haklarına ne şekilde saldırıda bulunulduğunu ispatlanamadığından şartları oluşmayan manevi tazminat talebi yönünden de verilen ret kararının da yerinde olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurularının reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; müvekkilinin engelinin kullanılması süretiyle kişilik hakkının ihlal edildiğini, manevi tazminat talebinin de kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalılar vekili; müvekkillerinin müteveffa babası ile davacının evliliklerinin mutlak butlanla iptaline dair İstanbul Anadolu 20. Aile Mahkemesinin 2020/14 E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmamasının hatalı olduğunu, davacının iddiaları ile dava dışı sigorta şirketinden gelen cevabı yazıların birbiriyle uyuşmadığını, davacının davasının ispat edemediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekilin hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle davalı ...'in vekilin hesap verme yükümlülüğü kapsamında davacının hesabından vekaleten çektiği 111.834,00 TL'yi iade etmekle mükellef olduğu, muris ile davacının evliliklerinin mutlak butlanla iptali istemine ilişkin İstanbul Anadolu 20. Aile Mahkemesinin 2020/14 E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmamasının isabetli olduğu, kaldı ki anılan dosyada verilen 09.0.2024 tarihli kararla davanın reddedildiği, davacının kişilik haklarının ihlal edildiğinin kanıtlanamaması nedeniyle manevi tazminata hükmedilmemesinin yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.