Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5406 E. 2026/1973 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5406
- Karar No
- 2026/1973
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2275 E., 2025/1836 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/116 E., 2022/452 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 08.12.2021 tarihinde davalı Bankadan konut finansmanı kredisi başvurusunda bulunduğunu, davalı bankanın %1,25 oranla 1.000.000,00 TL kredi limitini onaylaması üzerine 24.12.2021 tarihinde bu oran üzerinden kredi sözleşmesi imzalanarak ödeme planı oluşturulduğunu, ayrıca sözleşme uyarınca müvekkilinin iş yerine de 29.12.2021 tarihinde ikinci dereceden ipotek konulduğunu, davalı Bankanın 05.01.2022 tarihinde ipotek konulacak gayrimenkul üzerine yangın poliçesi düzenlendiğini, satın alınacak taşınmaz üzerinde bulunan dava dışı Banka ipoteğinin terkininin 04.01.2022 tarihinde gerçekleştiğini, müvekkilinin 30.12.2021 tarihinde Bahçelievler Tapu Müdürlüğüne satış başvurusunda bulunduğunu, ancak tapu müdürlüğündeki yoğunluktan dolayı satışın 06.01.2022 tarihinde yapılabildiğini ve davalı Banka tarafından taşınmaz satış bedeli olarak 1.000.000,00 TL'nin dava dışı satıcıya bu tarihte ödendiğini, satış bedeli ödendikten sonra davalı Bankanın aynı gün içerisinde müvekkiline %1,39 oranla yeni bir kredi geri ödeme tablosu mail attığını, ardından davalı Banka ile yapılan görüşmede müvekkiline %1,25 faiz oranının artık geçerli olmadığı ve %1,39 üzerinden hesaplanan yeni ödeme planını imzalanması gerektiği, aksi halde taksitlendirilme yapılamayacağının söylendiğini, müvekkilinin mecbur kalarak imzaladığını, aylık taksitlerin 1.057,30 TL arttığını, müvekkiline dayantılan yeni ve yüksek faiz oranlı ödeme planının 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (6502 sayılı Kanun) 25. maddesine yer alan; sözleşmenin kurulduğu tarihte belirlenen faiz oranı tüketici aleyhine değiştirilemez hükmüne aykırı olduğunu ileri sürerek, kredi sözleşmesinin % 1,25 faiz oranıyla kurulduğunun tespitine, %1,39 faiz oranı üzerinden düzenlenen kredi geri ödeme planının geçersizliğine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının 08.12.2021 tarihinde müvekkili Banka şubesine konut finansmanı kullanmak için başvurması üzerine aylık kar oranı %1,25 üzerinden ödeme planı sunulduğunu, 09.12.2021 tarihinde davacıya limit tahsisi yapıldığını, davacı adına satın alınacak taşınmaz ve kredi borçlarının teminatı için üzerine ipotek tesis edilecek olan taşınmaz için iki ayrı ekspertiz raporu hazırlandığını, finansman konusu mesken nitelikli taşınmaz için hazırlatılan ekspertiz raporunda; taşınmaz takyidatında Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü lehine 76.890,39 TL birinci derece 02.03.1976 tarihli ve 4415 yevmiye numaralı ipotek ve 17.02.1977 tarihli haciz şerhi bulunduğunun ve taşınmazın 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında riskli yapı olup yıkım aşamasında olduğunun tespit edildiğini, davacının kredi borçlarının teminatı için ipotek tesis edilecek diğer taşınmaz üzerinde ise dava dışı Banka lehine birinci dereceden 600.000,00 TL ipotek olduğunun tespit edildiğini, davacı yana işbu ipoteğin kaldırılması halinde finansmanın onaylanacağının iletildiğini ve karşı tarafça bu husus kabul edildiği, davacı tarafın da dava dilekçesinde belirttiği üzere, davacı yanın taşınmazı satışa hazır hale getirilmesi ve tapu müdürlüğündeki yoğunluk sebebiyle satış 06.01.2022 tarihinde gerçekleştiğini, yaşanan gecikmelerin müvekkili Bankadan kaynaklanmadığını ve sorumlu tutulmasının beklenemeyeceğini, yaşanan gecikmeler sırasında müvekkili Bankanın konut finansmanı aylık kar payı oranlarının, 15.12.2021 tarihinden itibaren %1.39, 06.01.2022 tarihinden itibaren %1,49 olmak üzere iki defa güncellendiğini, davacının konut finansmanı kullandığı tarihte müvekkil banka konut finansmanı kar oranı % 1,49 olmasına rağmen davacıya %1,39 oranı üzerinden finansman kullandırıldığını, taraflar arasında akdedilen konut finansman sözleşmesinin sözleşme öncesi bilgi formunda; "Bu formdaki Aylık Kar Payı Oranı ve Yıllık Maaliyet Oranı, verilişinden itibaren azami 2 iş günü geçerli olup, sürenin bitimiyle bağlayıcılığı kalmayacaktır." şeklinde Konut Finansmanı Sözleşmeleri Yönetmeliği'ne (Yönetmelik) uygun bir bilgilendirme yapıldığını ve davacı tarafça bu evrakın imzalandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki 24.12.2021 tarihli konut finansmanı sözleşmesi ile kredi faiz oranının %1,25, 10.01.2022 tarihli konut finansmanı sözleşmesi ile, kredi faiz oranının %1,39 olarak kararlaştırıldığı, her iki kredinin de bireysel konut finansmanı kredisi olduğu ve tek bir konutun finansmanı için sağlandığı, finansman sağlanan taşınmazın ekspertizinin yapılarak 29.12.2021 tarihinde davalı alacaklı banka lehine ipotek tesis edildiğini ve satış bedelinin 06.01.2022 tarihinde davalı Banka tarafından dava dışı satıcıya ödendiği, bu tarihten sonra imzalanan 10.01.2022 tarihli kredi sözleşmesi hükümlerinin 6502 sayılı Kanunun 4 ve 5. maddeleri kapsamında davacı kredi alan tüketici yönünden haksız şart oluşturduğu, muvafakatı olmadan haksız şart nedeniyle aleyhine faiz oranlarının yükseltilemeyeceği, 10.01.2022 tarihli konut finansmanı sözleşmesinin hükümsüz olduğu, 24.12.2021 tarihli konut finansmanı sözleşmesi hükümlerinin geçerli olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 24.12.2021 tarihli aylık %1,25 faiz oranlı kredi sözleşmesinin aynen geçerliliğin tespiti ile aynen ifasına, 10.01.2022 tarihli aylık %1,39 faiz oranlı ödeme planının iptaline, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında akdedilen konut finansman sözleşmesinin sözleşme öncesi bilgi formunda, Yönetmelik şartlarına uygun bir şekilde; "Bu formdaki Aylık Kar Payı Oranı ve Yıllık Maaliyet Oranı, verilişinden itibaren azami 2 iş günü geçerli olup, sürenin bitimiyle bağlayıcılığı kalmayacaktır." şeklinde bir bilgilendirme yapıldığı, bu bilgilendirmenin Yönetmeliğin aradığı şekilde 12 punto ve hatta koyu renkle yazılmış olduğu, davacı tarafça ilgili evrakların her sayfasının altının ayrı ayrı imza atıldığı, dava dilekçesindeki ve yargılama safhasında, ilgili sözleşme maddeleri ile ilgili bilgilendirilmediğine ilişkin, davacı tarafın herhangi bir iddia ve beyanı bulunmadığı, gerek kredi sözleşmesi ve gerekse ön bilgilendirime formunun, ilgili Kanun ve Yönetmeliklerde aranan şekil şartlarına uygun olarak düzenlediği ve 6502 sayılı Kanunun 4 ve 5. maddeleri kapsamında davacı kredi alan tüketici yönünden haksız şart oluşturduğundan bahsedilemeyeceği, finansman konusu taşınmazın satışına kadarki süreçte yaşanan gecikmelerin davalı Bankanın kusurundan kaynaklanmadığından ve davalı Bankanın sorumlu olduğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, ancak 24.12.2021 tarihli konut finansmanı sözleşmesi ile bilgilendirme formu imzalandıktan sonra, 29.12.2021 tarihinde davalı Banka lehine ipotek tesis edildiği, bu işlemin konut finansmanı sözleşmesi ve bu sözleşmeye ilişkin ön bilgilendirme formu hükümleri dikkate alındığında, 2 iş günlük süre geçtikten sonra teminata ilişkin koşullar karşılanmışsa da, davalı Banka tarafından, 05.01.2022 tarihinde sigorta poliçesi düzenlenerek, satış bedelinin 06.01.2022 tarihinde satıcıya ödendiğinin davacı tarafça sunulan dekonttan anlaşıldığını, davalı Bankanın 24.12.2021 tarihli konut finansmanı sözleşmesi koşulları çerçevesinde, sözleşme ile bağlılığını kabul ederek, sözleşmenin kendisine yüklediği kredi miktarını tevdii ettiğinden, söz konusu sözleşmesel ilişkinin 24.12.2021 tarihli konut finansmanı sözleşmesi koşulları ile devam ettiği, taraflarca sözleşmeye bağlılık esas olup, bu güven, doğruluk, dürüstlük ilkelerinin de gereği olduğu dikkate alındığında, finansman bedelinin 06.01.2022 tarihinde ödenmesinden sonra, 10.01.2022 tarihinde davacı tüketiciye o günkü kar oranı üzerinden yeni bir konut finansman sözleşmesi imzalatılmasının dürüstlük kurallarına ve davalı Bankanın basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğüne de aykırı olduğu, bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli olmadığı gerekçesiyle, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 24.12.2021 tarihli aylık %1,25 faiz oranlı kredi sözleşmesinin aynen geçerliliğin tespiti ile aynen ifasına, 10.01.2022 tarihli aylık %1,39 faiz oranlı ödeme planının iptaline, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; salt ödeme tarihinden sonra yeni sözleşme yapılmış olmasının dürüstlük kuralına aykırılık olarak nitelendirilmesinin sözleşmeye bağlılık ilkesini dışlayan, eksik ve hatalı bir gerekçelendirme olduğunu, finansman sağlanan taşınmaz üzerinde mevcutta bir ipotek bulunması sebebiyle ipotek tesis işlemi ve buna bağlı olarak da finansman kullandırılmasının geciktiğini, davacının da dava dilekçesinde açıkça tapu müdürlüğündeki yoğunluk sebebiyle satışın 06.01.2022 tarihinde gerçekleştirilebildiğini belirttiğini, gecikmelerin hiçbirinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, müvekkili Bankanın konut finans oranlarının 15.12.2021 tarihinden itibaren %1.39'a, 06.01.2022 tarihinden geçerli olmak üzere %1,49'a yükseldiğini, finansmanın kullanıldığı tarihte oran %1,49 olmasına rağmen davacıyı mağdur etmemek adına kendisine %1,39 oran üzerinden finansman sağlandığını, bilirkişi raporunda; 24.12.2021 tarihli sözleşmeye göre kredi kullandırılmadığı, 10.01.2022 tarihli sözleşme kapsamında 1.000.000,00 TL kredi kullandırıldığının tespit edildiğini, sözleşmeyle bağlılığın esas olduğunu, müvekkilinin sözleşme uyarınca üzerine düşen tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, taraflar arasında akdedilen konut finansman sözleşmesinin sözleşme öncesi bilgi formunda; "Bu formdaki Aylık Kar Payı Oranı ve Yıllık Maaliyet Oranı, verilişinden itibaren azami 2 iş günü geçerli olup, sürenin bitimiyle bağlayıcılığı kalmayacaktır." şeklinde Yönetmelik hükümlerine uygun bir bilgilendirme yapıldığını ve davacı tarafça bu evrakın imzalandığını, konut finansmanında finansman kullandırılmasının ön koşulları niteliğindeki işlemlerden özellikle teminatın kurulması, zorunlu belgelerin tamamlanması ve iç onay süreçlerinin sonuçlanmasının gerçekleşmesine bağlı bir erteleyici şart altında olduğunu, davacıya ipoteğin fekki sağlanmadan kullandırma yapılamayacağının açıkça bildirildiğini, süreçteki gecikmenin davacıdan kaynaklandığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 170. maddesi ve devamındaki şart rejimi uyarınca erteleyici şart gerçekleşmeden edim borcu doğmayacağını, başvuru anındaki %1,25 oranı üzerinden müvekkil Bankayı bağlayan bir borç kurulmadığını, şartın gerçekleştiği tarihte ise, konut finansmanının ancak güncel oran üzerinden kurulabileceğini, taraflar arasında teminat kurulmaksızın ve iç süreçler tamamlanmaksızın nihai kullandırma sözleşmesi kurulmadığını, mevcut durumun en fazla ön onay ve/veya başvuru niteliğinde olduğunu, koşul gerçekleştiğinde güncel oran üzerinden esas finansman sözleşmesinin kurulduğunu, aradaki bu askı döneminde kurulmamış bir akdi kurulmuş sayarak kar payı oranının sabitlenmiş kabul edilemeyeceğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, konut kredisi işlemleri sırasında faiz oranının artması nedeniyle oluşan muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle davalı Banka tarafından 24.12.2021 tarihli konut finansmanı sözleşmesi koşulları çerçevesinde, konut finansmanı bedelinin 06.01.2022 tarihinde dava dışı satıcıya ödendiği, davalı Banka'nın 24.12.2021 tarihli sözleşemeden doğan edimini ifa ettikten sonra tüketici konumda olan davacıya 10.01.2022 tarihinde daha yüksek faiz oranı üzerinden yeni bir konut finansman sözleşmesi dayatmasının dürüstlük kurallarına, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğüne ve 6502 sayılı Kanunun 25. maddesinin birinci fıkrası aykırı olduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.