Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4781 E. 2026/1867 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4781
Karar No
2026/1867
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/778 E., 2025/1246 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/583 E., 2025/159 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalının müvekkilinin eski avukatı olduğunu, 28.11.2007 tarihinde aralarında imzalandığı iddia edilen sözleşmede lehte veya aleyhte açılmış ve açılacak davaların parasal değerinin %5'i oranında avukatlık ücreti belirlendiğini, davalının sözleşmeye dayanarak Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2024/67615 sayılı dosyasından 2.727.023,00 TL asıl alacak için icra takibi başlattığını, takibe yasal süresi içinde itiraz ederek durdurduklarını, sözleşmenin başarı esasına dayanmadığı için geçersiz olduğunu, davalının hangi davalara istinaden ne kadar talepte bulunduğunu belirtmediğini, talep edilen bedelin fahiş ve beşeri karinelere aykırı olduğunu, davaların çoğunluğunun kaybedilmiş olması nedeniyle en fazla maktu vekalet ücretine hak kazanılabileceğini, arabuluculuk yoluyla öğrenilen dava listesindeki 13.684.500,00 TL tutarlı izale-i şüyu dosyası için de maktu vekalet ücretinin uygulanması gerektiğini, avukatlık sözleşmesinden doğan alacakların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, dosyaların fiilen tebligatlarının yapılmış olması nedeniyle kesinleştiğini, alacakların büyük kısmının zamanaşımına uğradığını, arabuluculuk görüşmelerinin 22.11.2024 tarihinde anlaşmazlıkla sonuçlandığını ileri sürerek ; şimdilik en fazla 300.000,00 TL borçlu olabileceklerinin dikkate alınarak takip tutarından bu miktarın düşülmesi sonrası kalan 2.687.472,37 TL yönünden borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin düzeltilmesi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, aralarında yapılan avukatlık ücret sözleşmesinin V. maddesine göre uyuşmazlıkların çözüm yerinin Türkiye Barolar Birliği Hakem Kurulu olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki avukatlık ücret sözleşmesinin V. maddesinde uyuşmazlık çıkması halinde Ankara Barosu Yönetim Kurulunun arabuluculuğuna başvurulacağı, sonuç alınamaması halinde Türkiye Barolar Birliği Hakem Kurulu Hakem Yönetmeliği hükümleri uyarınca Hakem Kurulu'na başvurulacağının kararlaştırıldığını belirterek tahkim ilk itirazında bulunduğu, davalı vekilinin süresi içerisinde ileri sürdüğü tahkim itirazı taraflar arasındaki sözleşme uyarınca yerinde görüldüğü gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 116/1-b maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararında vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; arada tahkim sözleşmesi varken davalı tarafından icra takibi yapılmasının usule aykırı olduğunu, 6100 sayılı Kanunun 74. maddesi (HMK 63.) uyarınca tahkim sözleşmesi yapmanın özel yetkilendirmeyi gerektirdiğini, Kooperatif adına tahkim sözleşmesi yapma yetkisinin özel vekaletname gerektirdiğini, yetki olmadan kooperatif adına yapılan tahkim sözleşmesi yapmanın geçersiz olduğunu, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72. maddesindeki icra takibi ile bağlı menfi tespit davaları kamu düzeni ile ilgili davalar olduğu ve bu davaya bakmaya yetkili ve görevli tek mercinin genel Mahkemeler olduğunu, avukatlık sözleşmelerinin kamu düzenine ilişkin sözleşmeler olduğu, tahkime elverişli olmadığı, Anayasa Mahkemesi tarafından mülga iptal edilen hükme dayalı tahkim sözleşmesi geçersiz olduğunu, Mahkemece sözleşme aslı üzerinde inceleme yapılması, imzaların o tarihteki yöneticilere ait olup olmadığının incelemesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık,avukatlık sözleşmesinde tayin edilen avukatlık ücretinin tahsili için başlatılan icra takibinden kaynaklanan alacaktan kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle taraflar arasında düzenlenen 28.11.2007 tarihli avukatlık sözleşmesinde yer alan tahkim şartının geçerli olduğu, uyuşmazlığın Baro Hakem Kurulunca çözülmesinin kararlaştırıldığı, uyuşmazlığın; tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği nitelikte olduğu ve bu nedenle tahkime elverişli bulunduğu, menfi tespit davalarının da bu kapsamda tahkim dışında bırakılmasını gerektirir bir durum bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/4781, K. 2026/1867, T. 06.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-4781-e-2026-1867-k-d4b4c0b5ac51