Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4537 E. 2026/2322 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4537
- Karar No
- 2026/2322
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2234 E., 2025/235 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat 2. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi SAYISI : 2023/129 E., 2023/379 K.
Bölge Adliye Mahkemesi asıl ve ek kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalıdan 1992 yılında (19 92... yılları arasında geçerli olmak üzere) devre tatil hakkı satın aldığını ve 2004 yılına kadar devre tatil hakkını her yılın 36... . haftalarında sorunsuz şekilde kullandığını, müvekkilinin devre tatil hakkını kullandığı işletmeyi davalı şirket satın aldığını ve satın alırken tatilciler lehine olan tapu şerhlerini tanımama yoluna gittiğini, 2004 yılında işletmeye tatil için müracaat ettiğinde davalının yan kuruluşu olan ... Turizm ve Otelcilik işletmeleri A.Ş. ile karşılaştığını ve tatil hakkı kullandırılmadığını, 2004 yazından beri bu hakkından mahrum bırakıldığını, bu hususta açtığı davaların Yargıtayca onanarak kesinleştiğini belirterek belirsiz alacak davası olarak müvekkilinin devre tatil hakkından mahrum bırakılması nedeniyle uğradığı maddi zarara karşılık olmak üzere şimdilik 2009 yılı için 230,59 TL, 2010 yılı için 785,75 TL, 2011 yılı için 1.299,15 TL, (Manavgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.05.2016 tarihli ve 2016/ 89 E., 2016/287 K. sayılı kararı ile 2009, 20 10... yıllarına ilişkin saklı tutulan kısmı) 2012 yılı için 4.000,00 TL, 2013 yılı için 4.100,00 TL, 2014 yılı için 4.200,00 TL, 2015 yılı için 4.300,00 TL, 2016 yılı için 4.400,00 TL, 2017 yılı için 4.500,00 TL ve 2018 yılı için 4.600,00 TL olmak üzere toplam 32.415,49 TL maddi tazminatın ve 5.000,00 TL manevi tazminatın doğduğu tarihten itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı yargılama sırasında vefat ettiğinden mirasçıları davaya dahil edilerek yargılamaya devam olunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili; davacının alacağının bir kısmının zamanaşımına uğradığını, dava açtığı yıllarla ilgili olarak (2009-2010,2011,2012,2013,2014,2015,2010,2017,2018,2019 yılları arası) devre tatil hakkını kullanmak için müvekkili şirketlere hiç başvurmadığını, ... ile yaptığı devre tatil sözleşmesinin (5.8) maddesine göre kendisine yüklediği bakım ücretini ödemediğini, müvekkillerinin yukarıda bahsi geçen yıllarda kendisine başvuran devre tatilcileri geri çevirmediğini, hepsini otelde konaklattırdığını, haksız kazanç elde etmek için davanın açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.07.2021 tarihli kararıyla; alınan bilirkişi raporunun yeterli inceleme içerir, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, sözleşmede belirtilen yıllık bakım giderlerinin davacı tarafınca karşılanması gerektiği kararlaştırılmış olmakla, bu giderlerin toplam bedelden mahsup edilmesi gerektiği, bu şekilde yapılan hesaplamada davacının 13.286,43 TL talebinin haklı olduğu, davacının daha önce dava konusu tazminat gerektirir davalı eylemi sebebiyle manevi tazminat ödemesine hükmedildiği, daha önce manevi tazminat yönünden verilen kararın derecaattan geçerek kesinleştiği, daha önce takdir edilen manevi tazminat sonrası davacının oluşan bir manevi zararının bulunmadığı, davacı zararının daha önce giderildiği, bu itibarla dava konusu edilebilecek davacı manevi zararının bulunmadığı gerekçesiyle, maddi tazminat talebi yönünden; açılan davanın kısmen kabulüne; 13.286,43TL'nin dava tarihi olan 14.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, manevi tazminat talebi yönünden; açılan davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı muris, devre tatil hakkının kullandırılmamasından kaynaklı maddi tazminat isteminde haklı olduğu gibi dava konusu yaptığı dönem itibariyle sağlık sorunu sebebiyle sözleşmeye konu tesiste konaklayamaması neticesinde uğradığı manevi zararına karşılık manevi tazminat istemekte de haklı olduğu, nitekim davacı murisin, daha evvelinde iki ayrı dava ile ileri sürdüğü manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin Manavgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararları Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu sebeple Mahkemece tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusurun ağırlığı, paranın satın alma gücü, somut olayın özelliği gözetilerek davacı tarafı zenginleştirmeyecek, hakkaniyete uygun, manevi tatmin sağlayacak tutarda bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken davacı murisin bu yöndeki talebinin reddine karar verilmesi isabetli görülmediği, Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiş bulunan taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözümler mahiyetteki Manavgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/89 E., 2007/441 E. sayılı kararları ile dosya kapsamındaki bilirkişi raporları gözetilmediği, davacının yıllara göre tesiste konaklayamamaktan kaynaklı maddi zararı hakim ve taraf denetimine olanak sağlayacak şekilde, piyasa rayicine uygun olarak hesaplanmak yerine Türkiye'deki enflasyonist ekonomik koşulları gözardı edilerek talep konusu yapılan tüm yıllar için eşit miktarda maddi tazminat tutarları hesaplandığı, bu bağlamda maddi tazminat tutarlarının belirlenmesi yönünden Mahkemece alınan bilirkişi raporları dosya kapsamına uygun düşmediği ve hüküm kurmaya elverişli yeterlilikte olmadığı, dava dilekçesinde açıkça 2009 yılı için 230,59 TL, 2010 yılı için 785,75 TL, 2011 yılı için 1.299,15 TL istenmiş olmasına rağmen bu yıllar için davacı murisin taleplerini aşacak şekilde yapılan tazminat hesabının hükme esas alındığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafa verilen kesin süreye ilişkin ara kararda, sürenin kesin olduğu, kesin sürede yapılacak işin ne olduğu ve kesin süreye uymamanın müeyyidesi açıkça yazılarak davacı tarafa ihtarat yapıldığı, ayrıca verilen sürenin ücreti yatırmak için yeterli ve makul olduğu, davacı tarafça verilen kesin süreye rağmen bilirkişi ücreti süresinde yatırılmadığı gibi duruşma gününe kadar da yatırılmadığı ve bu hususta davacı tarafça geçerli bir mazeret ileri sürülmediği, davalı tarafta bilirkişi ücreti yatırılmadığından davanın reddine karar verilmesi talep edildiğinden ücreti yatırmayacaklarını anlaşıldığı, Mahkememizce maddi tazminatın dosya kapsamındaki deliller itibariyle tespitinin mümkün olmadığı, bilirkişi incelemesinin yapılması davanın çözümü açısından zorunlu olup, davacı tarafından delil avansı yatırılmadığına ve davacının bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verildiğine göre davacı davasını kanıtlayamadığı, tarafların sosyal ve ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü dikkate alınarak davacı için 4.000,00 TL manevi tazminata hükmetmenin hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle davanın maddi tazminat talebi yönünden reddine, davanın manevi tazminat talebi yönünden kısmen kabulü ile 4.000,00 TL manevi tazminatı dava tarihi olan 14.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı süresinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Dairenin kaldırma kararı öncesi alınan bilirkişi raporunda davacı lehine 13.286,43 TL tutarında maddi tazminat hesabı yapılmış olup,davacı için 2019/39 E., 2021/262 K. sayılı önceki Mahkeme kararında bu miktarda maddi tazminata hükmedildiği, söz konusu karar aleyhine sadece davacı istinaf yoluna başvurduğundan, hüküm altına alınan tutar yönünden davacı taraf lehine usuli kazanılmış hakkın doğduğu, davacı lehine 13.286,43 TL tutarında maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken davacının usuli kazanılmış hakkının ihlali sonucunu doğuracak şekilde maddi tazminat isteminin tümüyle reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı tarafın maddi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddine, 13.286,43 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, davacı tarafın manevi tazminat isteminin kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine kesin olarak karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin 17.07.2025 tarihli ek kararıyla; dava değeri 37.415,49 TL tazminat talebi olup, Dairece verilen karar, ilk karar tarihi 14.07.2021 tarihi itibariyle HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca temyiz yasa yoluna başvurmak için gereken parasal sınırların altında kaldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin reddine kesin karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili asıl ve ek karara karşı verdikleri temyiz dilekçesiyle; davacının yargılama sırasında toplamda 3.386,00 TL tutarında gider avansı yatırmak suretiyle tüketici olmasına rağmen yükümlülüğünü fazlasıyla yerine getirdiğini, dosyaya sunulan davalının aleyhine kesin delil teşkil edecek Mahkeme kararları ve Yargıtay ilamlarına rağmen iki kez keşif yapıldığını ve iki farklı bilirkişi kurulundan rapor ile ek rapor alındığını, HMK 324/1 maddesi uyarınca tarafların aynı delilin ikamesini talep etmesi durumunda gereken gideri yarı yarıya avans olarak ödemesi gerektiğini, bilirkişi incelemesine sadece davacının değil, davalının da dayandığını, alınacak raporun bakım ve aidat yönünden davalının iddialarını da karşılayacağını, yetersiz keşif yapılması ve yetersiz bilirkişi raporu alınmasında kusuru bulunmayan davacının kaldırma kararı sonrasında delil avansından tümüyle sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceğini, kaldı ki sözleşmeye aykırılıkta ispat yükünün davalıya ait olduğunu, delil avansına yönelik Mahkemenin ara kararının yeterince açık olmadığından şekil bakımından da usule uygun bulunmadığını, manevi tazminat taleplerine yönelik tesis edilen kararın talebin cüziliği de dikkate alındığında yetersiz kaldığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, devre tatil sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1. Her ne kadar Antalya 3. Hukuk Dairesince verilen kararın kesin olduğu gerekçesiyle, 17.07.2025 tarihli ek karar ile davacılar vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiş ise de; davacı vekilinin belirsiz alacak davası olarak 32.415,49 TL maddi tazminat ve 5.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, belirlenen alacak miktarına davacılar tarafından itiraz edildiği, talep edilen bedelin henüz kesinleşmediği anlaşılmakla, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince verilen temyiz talebinin reddine ilişkin 17.07.2025 tarihli ek kararının kaldırılarak davacılar vekilinin temyiz taleplerinin esastan incelenmesi gerekmiştir. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçeleye, özellikle bilirkişi raporuna itiraz edilerek davacı tarafça istinaf başvurusuna başvurulduğu ve rapor yönünden davacı yararına kaldırma kararı verildiği gözetildiğinde davacının iddiasını ispatla yükümlü olduğu, dayandığı delil olan bilirkişi incelemesi yapılması için süresinde herhangi bir mazeret ileri sürülmeksizin masraf yatırılmadığı ve mevcut delillere göre verilen kararın temyiz edenin sıfatına göre usule uygun olduğu anlaşılmakla davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz dilekçesinin reddine ilişkin 17.07.2025 tarihli ek kararın KALDIRILMASINA, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi 07.02.2025 tarihli kararının ONANMASINA, Temyiz eden taraf harçtan muaf olduğundan peşin alınan temyiz karar harcının iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.