İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/957 E. 2026/64 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/957
Karar No
2026/64
Karar Tarihi

T.C. ............ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/957 Esas - 2026/64 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ............ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/957 Esas KARAR NO : 2026/64 .................x ....................x. ......................x. ...............x............x ...........x.........x...........x DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) DAVA TARİHİ : 23/12/2025 KARAR TARİHİ : 29/01/2026 YAZIM TARİHİ : 29/01/2026 Mahkememizde görülmekte olan Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Konkordato talep eden talep dilekçesi ile özetle; ................ nakliyat unvanlı şahıs firması ile oto kiralama faaliyetinde bulunduğunu, firmanın faaliyeti tamamen ticari araçlar üzerinden yürüdüğünü, firma adına olan 3 adet araçtan 2 adedinin ............ 8. İcra Dairesi 2025/32172 sayılı dosya kapsamında yakalanarak muhafaza altına alındığını, 1 aracın ise yakalanma riski nedeniyle fiilen çalıştırılamadığının, bu nedenle borçlu aylık yaklaşık 105.000 TL gelirden mahrum kaldığını, borçluya isnat edilen alacak miktarının 1.550.000 TL ana para, faiziyle birlikte yaklaşık 4.000.000 TL olduğunu, söz konusu faiz artışının borçlunun kusurundan değil ............ BAM 2024/435 Esas sayılı dosyada istinaf sürecinin uzamasından kaynaklandığını, borçlunun borcunu inkar etmediğini, ana parayı ödeme iradesine sahip olduğunu, ancak icra tedbirleri nedeniyle ticari faaliyetlerinin durduğu için ödeme kabiliyetini geçici olarak yitirdiğini, araçların serbest bırakılması halinde aylık 105.000 TL ciro elde edeceğini, borçlu 36 ay vadeli konkordato planı kapsamında ana para olan borcunu ödeyebileceğini, davacı borçlu hakkında konkordato geçici mühleti verilmesini, geçici mühlet sürecince tüm icra takiplerinin durdurulmasını, ............ 8. İcra Dairesi 2025/32172 sayılı dosya kapsamında yakalanan araçlar üzerindeki muhafaza ve yakalama işlemlerinin tedbir yoluyla durdurulmasını, konkordato komiseri atanmasını, konkordato ilanlarının yapılmasını talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE HMK’nun harç ve avans ödenmesi başlıklı 120. maddesinde; "(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. (2) Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.” hükmü getirilmiştir. Anılan maddenin gerekçesinde ise: “Madde ile, dava açılırken yargılama harçlarının mahkeme veznesine yatırılması zorunluluğu düzenlenmiştir. Maddede ayrıca, 1086 sayılı Kanunda yer almayan, yeni bir düzenleme yapılarak, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirilmiştir. Bu avansın yetmemesi durumunda ise tamamlanması için davacıya kesin süre verileceği hususu hüküm altına alınmıştır. Avans miktarının, davanın türü ve özelliklerine göre her yıl Adalet Bakanlığınca ilân edilecek tarifeye göre belirleneceği, maddede yer almıştır. Maddede yapılan bu düzenlemeyle, gerekli masrafların zamanında yatırılmamasından dolayı davaların gecikmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır” ifadelerine yer verilmek suretiyle, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirildiği vurgulanmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun delil ikamesi için avans başlıklı 324 maddesinde ise “(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3)Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.” hükmü getirilmiştir. Anılan madde gerekçesinde de: “Harç ve avans ödenmesi” başlıklı 125 inci maddede davacının dava masraflarının karşılığı olarak avans ödemesi öngörülmüştür. Bu avans, davacının delillerinin toplanması için yapılması gereken harcamaları da kapsar. Bu maddede ise daha çok davalının delillerinin toplanması için ödenmesi gereken avans düzenlenmiştir. Öte yandan davacının avansı yönünden “Dava şartları” başlıklı 119 uncu maddede hüküm getirilmiştir. Davacının avansı yatırmış olması dava şartlarındandır. Şu hâlde davacı avansının yargılamanın devamı sırasında yetersiz kalması hâlinde, uygulanacak hüküm, bu maddeden ziyade 125 inci madde hükmüdür…” ifadelerine yer verilmek suretiyle, gider avansının davacının dava masraflarının karşılanması amacıyla delil avansının ise daha çok davalının delillerinin toplanması amacıyla getirildiği vurgulanmıştır. 03.04.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45. maddesinde: “(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder. (2)Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır. (3)Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. (4)Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır…” hükmü getirilmiştir. Yönetmeliğin 45. maddesinde gider avansı ve delil avansı birlikte düzenlenmiş olup, gider avansının, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade ettiği, davacının, her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, delil avansının ise tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade ettiği vurgulanmıştır. Bir davanın açılmasıyla başlayan yargılama faaliyetinde, karara ulaşmak bakımından, mahkeme ve taraflarca yapılması gereken belirli işlemler bulunmakta olup, her işlemin belli bir zaman aralığında yapılması gerekmektedir. Usul hükümleri ile normatif bir değer kazanan bu zaman aralıklarına süre denilmektedir. Böylece usul işlemlerinin yapılması zamansal olarak tarafların ya da mahkemenin arzularına, inisiyatifine bırakılmamış olmaktadır. ............ Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi'nin 19/10/2022 tarih, 2021/782 Esas, 2022/1162 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Bu ilkenin doğal sonucu, yargısal kesin süreyle sadece tarafların değil, hakimin de bağlı olduğu, dolayısıyla hakimin bu tür bir ara kararından dönmesinin hukuken geçersiz bulunduğudur. Kısaca; ister kanun, ister hakim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir. Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nun 94. maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. (Benzer ilkelere YHGK’nun 18.02.1983 gün 1980/1-1284, 1983/141; 22.11.1972 gün 8/832, 935; 13.10.2010 gün 2010/17-510-485; 28.04.2010 gün 2010/2-221-241 ve 28.03.2012 gün 2012/19-55-2012-249 sayılı kararlarında da değinilmiştir.) Bu yasal düzenlemeler göstermektedir ki, taraflar; dinlenmesini istedikleri tanık ve bilirkişinin veya yapılmasını istedikleri keşif ve sair işlemlerin masraflarını, mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olup, hakim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edilir. Hakimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hakim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir. Mahkememizin 06/01/2026 tarihli tensip kararı ile " 241.498,00-TL gider avansının İİK.'nun 285/4. maddesi ve HMK'nun 114., 115/2. maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde talep edence karşılanmasına aksi halde talebin usulden ret edileceğinin ihtarına " şeklinde karar verildiği, Konkordato talep edene mahkememiz tensip zaptını içeren e- tebligatın 09/01/2026 tarihinde oluşturulduğu, tebliğ evrakının teslim alındığı ve 14/01/2026 tarihinde otomatik olarak okundu sayıldığının belirtildiği ve kesin sürenin ise HMK'nun 92 ve 94. maddelerine göre 29/01/2026 tarihinde sona erdiği ve kesin süreye ilişkin kararda belirtilen ihtarata rağmen kesin süre içerisinde belirtilen gider avansının ödenmediği anlaşılmakla İİK'nun 287. maddesi gereğince konkordato talebinin reddine karar vermek, İİK'nun 288/3. maddesine göre geçici mühletin uzatılması ve geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine ilişkin kararların ilan edilmesi ve ilgili yerlere bildirilmesinin gerekmesi karşısında talep edenler hakkında henüz geçici mühlet kararı verilmediğinden ve talebin usulden reddine karar verilmesine göre iş bu kararın ilanına da yer olmadığına karar vermek ve aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.

KARAR : Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Konkordato talebinin USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu'na göre alınması zorunlu 732,00-TL maktu harçtan peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4- Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. maddesine uygun şekilde davacıya iadesine, 5-Müdahale talep edenlerin harçlarının ödenmiş olması halinde müdahale taleplerinin kabulüne ve tebligat gideri ödenmiş ise iş bu kararın ilgililere tebliğine, 6- İş bu kararın ilanına yer olmadığına, Dair, talep edenin, ilgililerin ve müdahillerin yokluğunda, İİK 308/a maddesi uyarınca kararın davacılara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ............ Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 29/01/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/957, K. 2026/64, T. 29.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-957-e-2026-64-k-f2bd8f4e3214