Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3676 E. 2026/2387 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3676
- Karar No
- 2026/2387
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/992 E., 2025/825 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/1 E., 2023/26 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen asıl ve birleşen davada davacı asil ile asıl ve birleşen davada davalı vekili avukat ... 'un sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Asıl ve birleşen davada davacı vekili; müvekkilinin uzun yıllar davalı şirketin avukatlığını yürüttüğünü, vekalet ilişkisinin davalının haksız ve mesnetsiz olarak gönderdiği 19.01.2009 tarihli azilnamesi ile sona erdiğini, müvekkilinin bu dönemde davalı iş sahibine ait çok sayıda dosyayı takip ettiğini, taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesi bulunmadığını, bu nedenle alacağının Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesine göre belirlenmesi gerektiğini belirterek, şimdilik asıl dava yönünden 33.488,00 TL vekalet ücreti alacağı ile 10.000,00 TL manevi tazminatın; birleşen dava yönünden de 10.000,00 TL vekalet ücreti alacağının işleyecek faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 16.06.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 121.000,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Asıl ve birleşen davada davalı şirket vekili; azlin haklı olması nedeniyle davacı tarafın ücrete hak kazanamayacağını, ayrıca vekalet ilişkisinin devam ettiği dönemde gerek davacıya, gerekse birlikte çalıştıkları aile mensubu diğer avukatlara yüksek miktarda ücretler ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının 19.01.2009 tarihinde azledildiği, dosya kapsamından davacı avukatın şirketin vekili olarak görev yaptığı Ankara 24 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/688 E. (bozmadan sonra 2007/129) sayılı itirazın iptali davasında; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 45. maddesi gereği rehinli alacaklar için önce rehne başvurma zorunluluğu bulunduğundan, ipotek ile temin edilmiş 1.000.000.000,00 TL'lik bölümün reddine karar verilmiş olduğu, davanın kısmen kabulü nedeni ile davalı şirketin vekalet ücreti ödemesine hükmedildiği, kararın onanmak suretiyle kesinleşmiş olduğu, vekil olan davacının başlatmış olduğu icra takiplerindeki hukuka aykırılıklar nedeni ile itirazın iptali davasının kısmen kabul kararı ile sonuçlandığı, davalı tarafın bu sebeple güven kaybı yaşaması nedeniyle azil işleminin haklı olduğu, azil tarihi itibariyle derdest olan dosyalar bakımından davacının vekalet ücretine hak kazanamadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı avukat ile davalı şirket arasında yazılı bir avukatlık sözleşmesi yapılmamış olup, davacı avukatın ve diğer avukatların 29.12.19 99... .10.2004 tarihli vekaletnameler ile davalı şirketin vekili olarak tayin edildikleri, bu kapsamda davalı şirketin asıl dosyadaki ücret alacağına konu Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/483 E. ve Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2007/9669 E. sayılı dosyaları ile, birleşen dosyadaki Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/622 E., 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/140 E., 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/261 E. ve Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/508 E. sayılı dosyaları ile Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/238 E. sayılı dosyasında açılan vekalet ücreti alacağı davasına konu dava ve icra takiplerinin takip edildiği, davalının dava konusu işlemlerle ilgili olarak davacı avukatı ve diğer avukatları şikayet etmesi üzerine avukatlar hakkında hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davası sonucunda Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.07.2018 tarihli kararı ile davacı avukatların beraatine karar verildiği, istinaf incelemesi aşamasında, zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle 04.01.2019 tarihinde kamu davasının düşürülmesine kesin olarak karar verildiği, davalı şirketin 19.01.2009 tarihli azilname ile gerekçeli olarak davacı ve diğer avukatları vekillik görevinden azlettiği, davacının avukatlık görevini gerektiği gibi yerine getirmediği gerekçesiyle vekillikten azledilmesinin haklı olduğuna dair Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; azil tarihi 19.1.2019 olduğundan iş bu davaya konu dosyaların tümünün bu tarihten önce sonuçlandırılmış ve kesinleşmiş olduğunu dolayısıyla vekalet ücretine hak kazandığını ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasındaki vekalet ilişkisinden kaynaklanan akdi ve karşı yan vekalet ücreti istemine ilişkindir. Dava dosyasının incelenmesinde, taraflar arasında yazılı bir avukatlık sözleşmesi yapılmadığı, 29.12.19 99... .10.2004 tarihli vekaletnameler ile davacının davalı şirketin vekili olarak tayin edildiği, davalı şirketin 19.01.2009 tarihli azilname ile davacı avukatı vekillik görevinden azlettiği anlaşılmıştır. Dairemizin 2024/4097 E., 2025/4824 K. sayılı ilamıyla, tarafları aynı olan ancak başka dava dosyalarında vekalet ücreti talep edilen dava dosyasında, işbu dava dosyası ile aynı olan 19.01.2009 tarihli azlin haklı olduğu, azil tarihine kadar henüz sonuçlanmamış olan dava dosyası ve icra takipleri yönünden davacıların davalıdan ücret taleplerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf itirazlarının esastan reddine dair verilen kararın aynı gerekçelerle onandığı görülmüştür. Avukatlık Kanunu'nun 174. maddesinde, "Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez." hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Zira vekalet ilişkisi bir bütün olup azil, taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet edeceğinden, azlin haklı olduğunun kabul edilmesi halinde, davacının azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşmeyen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebilmesi mümkün değildir. Buna göre, kesinleşen Mahkeme ilamıyla azlin haklı olduğu anlaşılmakla, vekalet ilişkisi bir bütün olduğundan azil, taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet edecek olup, azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebileceğinin kabulü gerekir. Davacı avukatın azli 19.01.2009 tarihi olmakla, davaya konu vekalet ücreti talep edilen dosyalardan Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/140 E. sayılı dosyasının 02.01.2009 tarihinde, azil tarihinden önce kesinleştiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, haklı azil halinde, azil tarihi itibarıyla sonuçlanıp kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebileceğinden, Mahkemece, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/140 E. sayılı dosyasının 02.01.2009 tarihinde, azilden önce kesinleştiği anlaşılmakla, bu dosya ile dava konusu vekalet ücreti talep edilen diğer dava dosyalarının azilden önce kesinleşip kesinleşmediği hususunda tekrar inceleme yapılarak, davalının ödeme yaptığı savunması da dikkate alınmak suretiyle bir değerlendirme yapılıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.