Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3564 E. 2026/1942 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3564
Karar No
2026/1942
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1077 E., 2025/1335 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/469 E., 2024/250 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalının 2012 yılının Ekim ayında ortak iş yapmak amacıyla iş makinası satın aldıklarını, tarafların; ilk peşinatın davacı tarafından, kalan borcunun ise aylık taksitler halinde iş makinasının çalıştırılmasından elde edilen kazançtan yarı yarıya ödenmesi, iş makinası davalı adına alınarak davacının borca kefil olması hususlarında sözlü olarak anlaştıklarını, bunun üzerine 31.10.2012 tarihinde davacı tarafından makinanın peşinat ödemesi için davalının hesabına 31.500,00 TL havale yapıldığını, 3.500.00 TL’ nin de davalıya elden teslim edildiğini, yatırılan bu paranın, aynı bankadan aynı tarih ve saatte iş makinasının alındığı bayiinin hesabına davalı tarafından aktarıldığını, iş makinasının çalışması karşılığında elde edilen kazancın yarı yarıya paylaşılması gerektiği halde davacıya hiç pay verilmediğini, davalının kendi el yazısıyla yazılmış olan ve 26.500,00 TL borçlu olduğunu ikrar ettiği belgenin davacıya teslim edildiğini, bu belgenin delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, davacının uğradığı maddi zararın, makinanın alım tarihinden bu tarihe kadar çalıştırıldığı süre dikkate alınarak bilirkişi tarafından yapılacak inceleme sonunda tespit edileceğini, iş makinasına peşinat olarak ödenen 35.000,00 TL ile iş makinasının çalıştırılmasından kaynaklanan ortaklık payının talep edildiğini ileri sürerek; 35.000,00 TL alacağın ödeme tarihi olan 31.10.2012 tarihinden, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılamada talebini arttırmıştır. II. CEVAP Davalı, davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyadaki tüm deliller ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında adi ortaklığın kurulduğunun ispatlandığı, tarafların ortaklığın mal varlığını oluşturan iş makinasını 2012 yılında aldıkları, ortaklığın eylemli olarak 20.04.2013 tarihinde sona erdiğinin anlaşıldığı, tasfiye memuru tarafından ortaklığın mal varlığı bilançosuna yönelik rapor hazırlandığı, tasfiye memuru tarafından dosyaya sunulan raporların; dosyadaki belgelerle uyumlu, toplanan deliller ve dosyaya sunulan belgeler ile defterler çerçevesinde denetime elverişli olması nedeniyle Mahkemece hükme esas alındığı gerekçesiyle; adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi davasının kabulüne, dava konusu davacı taraf ile davalı taraf arasında hidromek marka beko iş makinesinin işletilmesi için kurulan adi ortaklılığın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 639/7. maddesi gereğince feshine, dava konusu taraflar arasında kurulan adi ortaklığı ait aktif ve pasif malvarlığının tasfiyesine, davacı tarafından ortak alınan iş makinesine ödediği 35.000,00 TL avans ile ayrıca tasfiye sonrası davacının payına düşen 84.019,10 TL kâr payı alacağı olmak üzere, toplamda sabit olan 119.019,10 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davacının iddialarını ispatlayamadığı, müvekkiline isticvap davetiyesi usulüne uygun tebliğ edilmemesine rağmen, müvekkilinin isticvaptan haberdar olduğu ve mazeretsiz olarak gelmediği, buna bağlı olarak müvekkilinin isticvap konusu vakıaları ikrar ettiğinin kabulü ile karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa ilgili kanun maddelerinin doğru şekilde uygulandığı, isticvap davetiyesinin davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalının duruşmaya katılmadığı anlaşılmakla davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3564, K. 2026/1942, T. 07.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-3564-e-2026-1942-k-a3abfba88f8a