Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/383 E. 2026/1939 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/383
Karar No
2026/1939
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1362 E., 2024/1978 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 2. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/693 E., 2023/283 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.11.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davalı ...Ş. vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin daha derinlemesine incelenmesi heyetçe zorunlu görüldüğünden 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 24/1 maddesi ve Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 21/3 maddesi uyarınca görüşmenin bırakıldığı 07.04.2026 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müvekkillerinden küçük ... henüz 4 yaşında iken, annesi ile Konyaaltı/Antalya sınırları içinde bulunan davalıya ait ... isimli işyerinde gezerken işyerinin içinde bulunan yürüyen merdivenin etrafında olay tarihinde korkuluk olmaması nedeni ile 04.09.2006 tarihinde zemin kattan bodrum kata düşerek ağır yaralandığını, davacı ...'un yaşanan gelişmelerden ve ortaya çıkmaya başlayan yeni ve ağır sıkıntılardan dolayı psikolojisinin bozulduğunu, doktor raporunda hayati tehlikeye maruz kaldığının yazılı olduğunu, ...'un hala iyileşemediğini, geçici ve sürekli işgücü kaybına uğradığını, çenesi zarar gördüğü için diş yapısının bozulduğunu, davalının yürüyen merdivenin etrafına koruma bandı koymayıp olayın oluşmasına zemin hazırladığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, davacılardan ... için 100.000,00 TL, davacı anne için 10.000,00 TL manevi tazminat ile, ... için 20.000,00 TL geçici ve sürekli işgücü kaybı, 250,00 TL refakatçi ücreti, 250,00 TL hastane masrafları olmak üzere şimdilik 20.500,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; dava zamanaşımı süresinin geçtiğini, istenen tazminatın fahiş olduğunu, davacı anne için tazminat istenemeyeceğini, müvekkilinin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, davacıların iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kaza tarihi ve dava tarihi itibariyle yürülükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60. maddesinde haksız fiilin öğrenilme tarihinden itibaren bir yıl herhalde olayın meydana geldiği tarihten itibaren ise on yıllık zamanaşımı süreleri belirlendiği, ayrıca ceza zamanaşımına atıf yapılmakla dava konusu olayın taksirle yaralama suçunu oluşturabileceği göz önüne alındığında verilecek cezanın beş yılın altında olması nedeniyle ceza zamaşımı süresi sekiz yıl olarak kabul edildiği, Adli Tıp Kurumundan alınan raporda davacı ...'in sürekli malüliyetinin olmadığı geçici iş göremezlik süresinin olay tarihinden itibaren üç haftaya kadar uzayacağının belirtildiği, davacının sürekli malüliyetinin olması halinde Adli Tıp Raporunun tebliği ile birlikte zamanaşımının başlayacağı tartışılabilecekse de, sürekli malüliyetinin olmaması nedeniyle olay tarihi olan 04/09/2006 tarihinde davacının zararlı durumu öğrendiği kabul edilerek bu tarihten itibaren zamanaşımı süreleri başlamakla, 818 sayılı kanunun 60. maddesinde bir yıllık zamanaşımının davacının zararlı durumu öğrendiği tarih yani olayın meydana geldiği tarihten itibaren başlayacağı, gerek bir yıllık zamaaşımı gerek 8 yıllık ceza zamaaşımının geçmesi nedeniyle davalının zamanaşımı def-i dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; olay tarihinde yürürlükte bulunan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 4A/4 maddesi gereğince ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak taleplerin 3 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, ancak sunulan hizmetin ayıbı, tüketiciden sağlayıcının ağır kusur veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamayacağı, somut uyuşmazlıkta sağlayıcının ağır kusuru veya hilesi ile gizlenmiş bir ayıp bulunduğunun kabulüne imkan bulunmadığı, olay nedeniyle davacıda maluliyetin söz konusu olmadığı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 3 haftaya kadar uzayabileceği belirtilmiş olup, bu durumda zararın yargılama sırasında öğrenildiğinin kabulüne de imkan bulunmadığı, mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı davacılar vekili temyiz yoluna başvurmuştur. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; zamanaşımı süresinin iş gücü kaybına ilişkin Adli Tıp Kurumu raporunun tebliği ile başlayacağını, bir başka ifade ile, 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin maluliyetin kesin olarak öğrenilmesi (ATK 3. İhtisas Dairesi raporunun davacıya tebliği) ile işlemeye başlayacağını, sürenin tespiti için raporda geçici veya kesin iş gücü kaybı tespit edilmesine gerek bulunmadığını, davacı ...'un tedavisinin halen devam ettiğini, kaza nedeni ile dişleri dökülmüş, çene ve diş tedavisinin hala devam ettiğini, halen ekmek içi ve sıvı ile beslendiğini, katı bir şey yiyemediğini, yaşıtlarına göre, zeka gelişiminde gerileme gösterdiğini, gelişmekte olan bir durum söz konusu olduğunda, bu gelişme sona ermedikçe, zaman aşımı süresinin işlemeye başlamayacağını, zarar ve fail öğrenilmeden zaman aşımı süresi işlemeyeceğini, zararın öğrenilmesiyle zamanaşımının başlayacağını, zamanaşımı süresinin dolmadığını, zamanaşımı süresinin işlemeye başlayabilmesi için aktüer bilirkişinin hesap raporunun davacıya tebliğ edilmesi gerektiğini, gerçek zararın hesap raporu ile ortaya çıkacağını, zamanaşımı süresinin de, hesap raporunun tebliğinden itibaren işletilmesi gerektiğini, yeterli araştırma ve tetkikler yapılmadan karar verildiğini, Adlı Tıp Kurumu raporunun somut olaya uygun olmadığını belirterek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ayıplı hizmetten kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle davacıların 04.09.2006 tarihinde gerçekleşen olay nedeniyle davalı aleyhinde 15.03.2016 tarihinde fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak maddi ve manevi tazminat davası açtığı, olay tarihinde yürürlükte bulunan kanun gereğince ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak taleplerin zamanaşımına uğradığına ilişkin tespit ve değerlendirmenin doğru olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, Fazla alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/383, K. 2026/1939, T. 07.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-383-e-2026-1939-k-5cdd625dc0c2