Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3382 E. 2026/1936 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3382
- Karar No
- 2026/1936
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3108 E., 2025/1337 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/326 E., 2024/519 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı- karşı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı/karşı davalı vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında adi şirket statüsünde "... ORTAK GİRİŞİM" şirketinin kurulduğunu, ortak girişimde müvekkili şirketin pay oranı %58 iken davalı şirketin %42 oranında pay sahibi olduğunu, sözleşmenin "Tarafların Yükümlülükleri" başlıklı (9/1.3) maddesi uyarınca; müvekkilinin ortaklık nam ve hesabına ödemiş olduğu 2.500.000 Euro'nun, işin başlangıç tarihinden itibaren 10 ay içerisinde ortaklık tarafından müvekkiline iade edileceği ve yine aynı maddede yer aldığı üzere proje için yapılan 650.000 USD harcama kaleminin de projenin başlangıcından 18 ay içerisinde müvekkili şirketin hesabına iade edileceğinin kararlaştırıldığını, ancak işin başlamasının üzerinden yaklaşık 19 aylık bir süre geçmiş olmasına rağmen, davalının bu zamana kadar müvekkiline payı oranında her hangi bir ödeme yapmadığını, davalı tarafın zorunlu harcama kaleminin ortaklık payı oranında iadesini de bu zamana kadar yapmadığını, davalı şirket yetkilisi ...'ın ana yüklenici/işveren ... İnşaat ve Ticaret A.Ş tarafından, projenin yapıldığı ülke olan Afganistan'da kurulu ... A.Ş. Afganistan Şubesini temsilen verilen vekaletnameye ve daha sonra ... ile ortak girişim arasında imzalanan 18.03.2020 tarihli protokole aykırı davranarak yetki aşımında bulunduğunun tespit edildiğini, davalının bu usulsüz davranışının, ortaklık ile ana yüklenici arasındaki güven ilişkisini derinden zedelediğini, ... şirketi tarafından gönderilen 01.03.2021 tarihli ihtarname ile ...'ın vekillikten azledildiğini, ayrıca ana yüklenici ...'ın "alt yüklenici sözleşmesini" feshettiğini, tek amacı Afganistan'daki projeyi gerçekleştirmek olan ortak girişimin artık amacını gerçekleştirme ihtimalinin ortadan kalktığını ileri sürerek; müvekkili şirketin katılım alacağı, sermaye alacağı ya da başka bir ad altında alacak veya tazminat talebinin bulunmadığını, öte yandan şirketi bilançosuna göre ortak girişimin aktifinin ancak pasifini karşılayacak durumda olduğundan ortaklık sözleşmesi hükümlerine göre tasfiyesine, tasfiye usulünün mahkemece belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP VE KARŞI DAVA Davalı vekili; davacının kendi kusurlu hareketleri ile ortaklığın amacının ortadan kalkmasına sebep olduğunu, akabinde ortaklığın tasfiyesi istemiyle dava açmasının iyi niyet prensiplerine aykırılık teşkil ettiğini, davacı ile asıl sözleşme ile işi devreden ...'ın projenin tamamlanmasına ilişkin çalışmalarını birlikte yürütmeye devam ettiklerini, Mart 2020 itibari ile mücbir sebep olan pandemi sürecinin yaşandığını ve işin ilerlemesinin ciddi oranda aksadığını, ...-... Ortak Girişimi sözleşmesinin (9/1.3) maddesi uyarınca ortaklık tarafından davacıya 2.500.000 Euro'nun fazlası ile iade edildiğini, 650.000 USD’de ise müvekkilinin tek başına sorumluluğu bulunmayıp ortaklığın sorumlu olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiş, karşı davasında ise; tarafların tüm taleplerinin adi ortaklığın tasfiyesi kapsamında çözümlenmesinin, ortaklığın tüm gelir ve giderleri ile yapılan alınan tüm işlerin değerlendirilmesinin gerektiğini ileri sürerek; taraflar arasındaki adi ortaklığın haklı nedenlerle feshine, 2019-2021 yıllarına ait kâr paylarına her yıl için ayrı ayrı en yüksek reeskont faiz işletilerek hesaplanacak miktarın karşı taraftan alınarak müvekkiline verilmesine, mahrum kalınan kâr sebebi ile beklenen kâr oranında zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ve karşı davacı şirket arasında, dava dışı ... İnşaat Ticaret A.Ş. ile Afghanistan ... arasında imzalanacak olan Kabil - Afganistan’daki, “...” Projesine (Proje) ait sözleşme ve ekleri kapsamındaki işlerin tamamının şartnamelere uygun ve anahtar teslimi olarak şartnamelere ve projelere istinaden her türlü ekipman ve ana malzeme ve diğer malzemelere ait sarf malzemelerinin ve ekipmanlarının temini, ithalat işlemlerinin yapılması gönderilmesi, kazı-dolgu ve inşaat işlerinin fiziken yapılmasını, tüm bu malzemelerin montajı, test ve ayarları yapılarak işletmeye alınıp işverene teslimi amacını gerçekleştirme üzere adi ortaklık kurulduğu, akabinde adi ortaklık ile ... İnşaat Ticaret A.Ş arasında alt yüklenici sözleşmesinin akdedildiği, ancak alt yüklenici sözleşmesinin 07.05.2021 tarihli ihtarname ile ... tarafından feshedildiği, ... ile asıl işveren arasında kesin hakedişin gerçekleşmediği, ...'ın 02.10.2023 tarihli yazısına göre ancak düzenlenecek kesin hakedişten sonra adi ortaklığın alacaklı olduğunun belirlenmesi halinde ödeme yapılacabileceğinin belirtildiği, adi ortaklığa ait makine ve techizatların da Afganistan'daki iç karışıklık nedeniyle şantiye alanında terkedildiği, makinelerin akıbeti konusunda tarafların bilgisinin bulunmadığı, değerlerinin tesbit edilemediği, bu haliyle tasfiye memurunun ikinci ek raporunun ikinci seçeneğinde belirttiği gibi ana yüklenici ... firmasının ihtarnamesi, tespit yazısı ve eki muavin defter dökümü dikkate alındığında, alt yüklenici adi ortaklığın özvarlığının negatife döndüğü, ortaklığı oluşturan şirketlere dağıtılacak bir pay ve/veya kâr kalmadığından mevcut haliyle adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi dışında bir seçenek bulunmadığı gerekçesiyle; asıl davanın kabulüne, taraflar arasında kurulan 03.10.2019 tarihli adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, karşı davanın ise reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı- karşı davacı vekilli istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ortaklığın muavin defteri vs kayıtları ile birlikte ... firmasının ihtarnamesi ve tespit yazısı dikkate alınarak yapılan hesaplamanın dosya kapsamına uygun olduğu, alt yüklenicilik sözleşmesinin ...-... Ortak Girişimi oluşturan davacı ve davalı ortaklar arasındaki uyuşmazlık, işçi alacaklarının ödenmemesi, asıl işveren adına borç oluşturulması vs nedenlerle feshedildiği, bu nedenle ortaklık sözleşmesinin de devamının mümkün olmadığı, ortaklık ilişkisinin münhasıran ...'nin kusurundan kaynaklanan nedenlerle sona erdiğine dair bir tespit bulunmadığı gerekçesiyle; davalı- karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı- karşı davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı- karşı davacı vekili; tasfiye memuru tarafından düzenlenen raporların her birinde ortaklığın dağıtılabilecek kârının hesaplanmasına rağmen, gerek İlk Derece Mahkemesince gerek Bölge Adliye Mahkemesince gerekçesiz olarak 2.ek rapordaki 2.seçenek ile yapılan hesaplamaya itibar edilerek ortaklığın zararda olduğu gerekçesiyle kâr dağıtımı yapılmaksızın davanın kabul edildiğini, şirketin kârda olduğu alınan bilirkişi raporlarında birçok kez tespit edilmesine rağmen seçenek olarak dava dışı şirket tarafından düzenlenen ve davacı- karşı davalı tarafından dosyaya ibraz edilen belgelere göre karar verildiğini, davanın dava dışı ... firmasına ihbar edilmediği gibi şirket yetkililerinin tanık olarak dinlenmediğini, dava dışı şirketin ihtarnamesi ve tespit başlıklı yazısı ile ekindeki ortaklık girişimi muavin defter dökümünün kök bilirkişi raporu alındıktan sonra ortaya çıktığını ve dosyaya ibraz edildiğini, bu belgenin süresinde sunulmadığı gibi değerlendirilmesine de muvafakat edilmediğini, bu delile dayalı olarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, söz konusu muavin defteri dikkate alınsa dahi defterin 01.05.2020 tarihli 3.552.204,16 USD adi ortaklık adına alacak kaydolmasına rağmen aynı tarihte adi ortaklığın dava dışı ... firmasına 3.376,69 TL borçlu gibi gösterildiğini, buradaki hileli muhasebe kaydının bilirkişi incelemesi sonucunda düzeltilmesi gerektiğini, dosyaya sundukları uzman mütalaasının kök rapor, ilk ek rapor ve 2.ek raporun ilk seçenek hesaplaması ile uyumlu olduğunu, davacı- karşı davalının adi ortaklığı saf dışı bırakarak söz konusu projede tek başına devam etmesi nedeniyle kâr kaybının dikkate alınması gerektiğini, kesin delil olarak kabul edilmesi gereken şirket defterleri varken dava dışı ve husumetli olan şirketin tespitlerine itibar edilerek hüküm kurulmasının yerinde olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; asıl davada adi ortaklık sözleşmesinin fesih ve tasfiyesi, karşı davada ortaklık kâr payının ve uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle hükme esas alınan ve denetime elverişli raporla da tespit edildiği üzere, adi ortaklığın özvarlığının negatife döndüğünün, ortaklığı oluşturan şirketlere dağıtılacak kâr payı bulunmadığının anlaşılmasına göre, davalı- karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.