Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3068 E. 2026/229 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3068
Karar No
2026/229
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1516 E., 2025/809 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/112 E., 2023/321 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin %100 pay sahibi ....Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin %30 payına denk gelen hissesinin devri ve ortaklığı hususunda davalı ile anlaştıklarını, davalının şirkete kendisinin ortak olmasının uygun olmadığını, resmiyette annesi ...'i ortak göstermeleri talebinde bulunduğunu, müvekkilinin bunu kabul ettiğini, 12.08.2020 tarihinde .... Noterliğinin ... yevmiye numaralı pay devir sözleşmesi yaparak şirket paylarının 40 adedini davalının annesine devrettiğini, bu tarihten sonra davalının müvekkiline banka dekontları ile çeşitli zaman aralıklarında, son olarak Kasım 2020 tarihinde olmak üzere EFT'lerle şirket pay devri karşılığı olarak toplam 389.500,00 TL para gönderdiğini, bu şekilde şirket pay devrinin karşılığı olan paranın müvekkiline ödediğini, fakat davalı alacaklının her gönderdiği banka EFT'sinde açıklama kısmına borç olarak gönderilen para ibaresi yazdığını, müvekkilinin dekontları görmediğinden aklına farklı bir husus gelmediğini, davalı alacaklının göndermiş olduğu paraların dekontları ile Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/1052 D.İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı aldığını, müvekkilinin mal varlığına herhangi bir bilgisi olmaksızın haciz koydurduğunu, müvekkilinin durumdan ancak 16... plakalı aracı yediemine çekildiğinde haberdar olduğunu, eşinin de hamileliğinin sonunda olması sebebiyle evine de hacze gelineceği baskısıyla müvekkilinin önüne koyduğu protokolü 23.12.2021 tarihinde imzaladığını, bu protokolün de Bursa 17. İcra Müdürlüğünün davaya konu dosyası ile ayrıca elden de müvekkiline borç verdiği toplam da 700.000,00 TL borcu olduğu ibaresinin yazıldığını, ayrıca diğer maddelerde borcun ne şekilde ödeneceği ve tarihlerinin de belirtildiğini, müvekkilinin bu şekilde ödeme yapamayınca 21.02.2021 tarihinde önüne başka bir protokol daha konulduğunu, bu protokol ile müvekkilinin toplam 615.000,00 TL bedelli 2 det çek ve 200.000,00 TL'lik de bir senet verdiğini, çekler tahsil edildiğinde senedin iade edileceği icra dosyasının da kapatılacağının belirtildiğini, müvekkilinin bundan sonra davalı alacaklıya çeşitli zamanlarda 350.000,00 TL ödeme yaptığını, bilahare yine de borcun kapanmadığını ve 22.03.2022 tarihinde de ayrı bir protokol yapılarak müvekkiline ait 16... plakalı aracın davalı alacaklıya 646.900,00 TL bedelle devredildiğini, fakat protokolde aracın 520.000,00 TL sayıldığının belirtildiğini, müvekkilinin vermiş olduğu 2 adet çeki de geri teslim aldığını, davalı alacaklının hakkı olmayan bir parayı cebri icra tehdidiyle müvekkilinden tahsil ettiğini, müvekkilinin banka dekontlarında 389.500,00TL görünen borcunu toplam 996.900,00 TL olarak ödediğini, icra dosyasının hesabının bile bunun yarısı kadar ettiğini, davalı gönderdiği 359.000,00 TL'ye ait banka dekontlarında her ne kadar borç içindir yazılmış olsa da müvekkilinin bu yönde bir irade beyanı bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin davalı alacaklıya borcu bulunmadığının tespitine, Bursa 17. İcra Müdürlüğünün 2021/11830 esas sayılı dosyanın iptaline, fazlaya ilişkin dava ve talep haklarını saklı tutmak kaydıyla Bursa 17. İcra Müdürlüğünün 2021/11830 esas sayılı dosyasından dolayı haksız olarak ödenen 996.900,00 TL'nin, İİK 72. madde uyarınca açılmış menfi tespit ve istirdadı ve müvekkilinin uğramış olduğu ticari itibar kaybı ve manevi üzüntüsü sebebiyle 200.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalı alacaklıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin davacının sahibi olduğu şirkete ortak olmadığını, annesinin davacı ile ortak olmasının ve davacıyla tanışıklıklarından kaynaklı olarak davacının kendisinden borç para talep etmesi üzerine davacıya borç olarak bir kısım elden ve bir kısım da bankadan göndermek suretiyle borç para verdiğini, bankadan gönderilmiş olan paraların açıklamalarına bu hususu belli etmek için "borç olarak gönderilen para" şeklinde açıklama düştüğünü, davacının bu durumu bu yönde bir irade beyanı olmadığından bahisle reddetmesinin kabul edilemeyeceğini, söz konusu verilen paraların borç olarak kabul edilmemiş olsaydı davacının bu duruma ilk paranın gönderildiği tarihte müdahale etmesi veyahut parayı iade etmesi gerekeceğini, davacı tarafından böyle bir eylemde bulunulmadığını, müvekkili tarafından kendisine gönderilen paraları borç olarak kabul ettiğini, davacının ilk ödemeyi 14.07.2021 tarihinde müvekkilinin adına kayıtlı banka hesabına açıklamasında "borç ödemesi" yazmak suretiyle 20.000,00 TL olarak gerçekleştirdiğini, davacı hakkında icra takibi başlatılmadan çok önce davacının müvekkiline olan borcunu banka kanalıyla ödemeye başladığını ve dekont açıklamasına da "borç ödeme" olarak yazdığını, bu hususla bile aslında davacının müvekkilinden borç aldığı ve bunu kabul ettiği sonucunun ortaya çıktığını, tarafların aralarındaki alacak borç ilişkisine istinaden 23.12.2021 tarihinde bir protokol imzaladıklarını, bu protokol gereği davacının icra dosyasına ilave olarak, müvekkilinin icra başlatmadığını ve davacıya elden olarak verdiği paraların karşılığı olarak 200.000,00 TL'lik senet aldığını, söz konusu senedin taraflar arasında gerçekleştirilen yeni anlaşma çerçevesinde 21.02.2021 tarihinde imzalanan protokol ile davacı müvekkiline borçlarına karşılık olarak 615.000,00 TL'lik 2 adet çek vererek daha önce vermiş olduğu 200.000,00 TL senedi de geri aldığını, davacının müvekkiline verdiği ilk çekin karşılıksız çıkması sonrası davacının adına kayıtlı olan aracın da kendisine devir edildiğini yapılan hesap çerçevesinde müvekkilinin davacıdan 39.000,00 TL fazla tahsilat yaptığı sonucunun ortaya çıktığını ve müvekkilinin bu bedeli derhal davacıya iade ettiğini, iade ile birlikte taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin sona erdiğini, birbirlerini ibra edecek şekilde bir protokol düzenleyerek imza altına alındığını, müvekkili tarafından her şeyin usulüne uygun ve her iki tarafın hakkı gözetilerek yapıldığını ve fazla alındığı tespit edilen bedelin bile davacıya derhal iade edildiğini, davacının işbu davayı kötü niyetli olarak açtığını, müvekkilinin alacağının tahsili için icraya başvurmasının hukuki yararının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı her ne kadar ...Noterliğinin 12.08.2020 tarih ve ... yevmiye sayılı pay devir sözleşmesi yaptığını beyan etmiş ise de celbi istenen belgenin davacı ile davalıya ait olmadığı, bunun üzerine mahkemece 06.10.2022 tarihli duruşması ile ilgili Noterlikten ilgili yevmiye ve tarih sayılı pay devir sözleşmesinin tekrar istenildiği ancak Noterliğin 12.10.2022 tarihli yazı cevabında celbi talep edilen belgenin davacı ile davalıya ait bir işlem olmadığı ve tarafların yapmış olduğu işleme ait tarih ve yevmiye numarası bildirildiğinde evrakın gönderileceği beyanı üzerine mahkemece 29.12.2023 tarihli duruşmasında davacı vekiline iki haftalık süre verilerek şirket pay devir sözleşmesine ilişkin Noterlik tarih ve yevmiye numarasının bildirilmesine karar verildiği ancak davacı vekilinin şirket pay devri sözleşmesinin tarih ve yevmiye numarasını bildirmediği, taraflar arasında 22.03.2022 tarihli protokol başlıklı ibra sözleşmesi imzalandığı, davacının herhangi bir cismani zararı veya kişilik haklarına saldırı niteliğinde bir eylem bulunmadığı gerekçesiyle manevi tazminat ve menfi tespit taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; daacıya şirket payı devrine karşılık gönderilen EFT'lerin borç değil bedel olduğunu, hisse devrine dair noter sözleşmesi sunulamaması, davacının kusurundan kaynaklanmadığını, tanık dinlenmesine ilişkin taleplerinin usule aykırı şekilde değerlendirilmeden reddedildiğini, dosyada yer alan protokollerin, davacının evi hacze uğrayacağı tehdidi, eşinin hamileliği gibi psikolojik baskılar altında imzalandığını, bu tür baskıların irade fesadı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, cebri icra tehdidi altında alınan beyanların geçerli borç ikrarı sayılmayacağını, mahkemenin, 22.03.2022 tarihli ibra protokolünü "taraflar arasındaki borcun sona erdiği" şeklinde yorumladığını, oysa bu belgeye dayanarak fazladan alınan paraların iadesinin yapıldığına dair net, yazılı bir belge bulunmadığını, bu yorumun, dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu ve objektif iyiniyet kurallarıyla bağdaşmayacağını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, İİK 72. maddesine göre icra takibinden sonra, hisse devir sözleşmesi uyarınca hisse bedelinin ödenmesine rağmen, davalı tarafından ödünç verildiği iddiasıyla başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti, ödenen bedelin istirdadı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa ilgili kanun maddelerinin doğru şekilde uygulanmasına, davalı alacaklının alacağını yazılı delil ile ispatladığı ve 22.03.2022 tarihli ibraname ile davacının davalıyı ibra ettiğinin anlaşılmasına göre, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3068, K. 2026/229, T. 19.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-3068-e-2026-229-k-3d8e0245e116