Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1127 E. 2025/5510 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1127
Karar No
2025/5510
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/713 E., 2024/230 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; iki ayrı şehirde iki ayrı şube olarak hizmet verdiklerini, davalı Kurumla imzaladıkları Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesi gereği birtakım branşlarda hizmet sunmayı taahhüt ettiklerini, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak davalı Kurum tarafından 19 muayene işlemi için yersiz fatura düzenlendiği iddiasıyla 2012 yılı sağlık hizmeti satın alma sözleşmesinin (11.1.15) ve (11.3.6) maddeleri uyarınca toplam 190.000,00 TL para cezası ile cezalandırıldığını, cezanın sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; iptalini ve 190.402,60 TL.nin davalıdan tahsilini talep etmiş; Şanlıurfa Valiliği Defterdarlık KHK İşlemleri İl Bürosuna yazılan müzekkereye verilen 14.03.2024 tarihli ve 2971099 sayılı cevabi yazısıyla: ... Dahiliye Dal Merkezinin 23.07.2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kapatılarak Hazineye devredildiği, halen Hazinenin bünyesinde bulunduğunun bildirildiği, bu nedenle de Adana Muhakemat Müdürlüğü tarafından davanın takip edileceğini bildirilmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; uygulanan işlemin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemece verilen 15.09.2015 tarihli kararla, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 19.09.2017 tarihli ilamıyla; davalı Kurum tarafından düzenlenen 15.05.2013 tarihli raporda adları geçen hastaların tamamının tanık olarak beyanları alınıp, ifadelerdeki çelişkiler giderildikten sonra, 20 09... yılı sağlık hizmeti satın alma sözleşmeleri de dikkate alınarak, aralarında Sayıştay Denetçisi bilirkişinin de bulunduğu alanlarında uzman üç kişilik yeni bilirkişi heyetine dosyanın tevdii ile taraf ve yargı denetime esas bilirkişi raporunun tanzimi sağlanarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyulan ilam başlığında Mahkemecenin tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın reddine karar verilmiş; karar, davacılar vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1.Davacı Hazine vekili; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, bozulmasına karar verilmesini istemiştir. 2.Davacı ... Özel Sağlık Hizmetleri Tarım Hayvancılık İş Sağlığı ve Güvenlik Petrol İthalat İhracat Sanayi ve Tic Ltd Şirketi vekili; Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen bozmaya uygun karar verilmediğini, karar gerekçesinde birkısım kesintinin yerinde olduğu sonucunun işlendiğini ancak davanın tümden reddine karar verilmiş olduğunu belirterek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sağlık hizmeti satın alma sözleşmesine aykırılık nedeniyle cezai işlem uygulanmasına dair davalı işleminin iptali ile kesintinin iadesine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMUK) 294. maddesi gereğince; mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. Kanunun 297/2 maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine Kanunun 298/2. maddesi gereğince de, gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün de birbirine uyumlu olması gerekir. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HMK.'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi Yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş, bilirkişilerce dosyaya rapor ibraz edilmiştir. Mahkemenin temyize konu kararının gerekçe kısmında sonuç olarak "Davacının yazılı talebi olduğu takdirde, fiilin gerçekleştiği tarihteki protokol hükümlerinin uygulanması durumunda, 2009 yılı protokolünün 5.1.1 ve 5.5 maddeleri uyarınca, 2010 yılı için 40.000,00 TL, 2011 yılı için 40.000,00 TL ve 2012 yılı protokolünün 11.1.15 maddesi uyarınca 40.000,00 TL olmak üzere toplam 120.000,00 TL, cezai şart uygulanmasının yerinde olacağı, Protokolün 4.6 maddesi uyarınca 18 adet muayene işlemi için yersiz fatura edilen 381,00 TL'nin ödeme tarihi itibarı ile işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilinin yerinde olacağı anlaşılmakla" denildikten hemen sonra, davanın reddine dair hüküm kurulmuştur. Oysa ki gerekçe kısmında, davacılar talebinin 190.402,60 TL olduğu gözetildiğinde, 120.381,00 TL'lik kesinti ve işlemin yerinde olduğu tespiti yapılıp gerekçelendirildikten sonra tümden red hükmü kurulmuştur. Bu haliyle, Mahkeme kararının gerekçesi ile hüküm fıkrası arasındaki çelişki oluşturulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

V.KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının HMK'nın Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince usulden BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 1086 sayılı Kanunun 440. Maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibarın 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1127, K. 2025/5510, T. 20.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-1127-e-2025-5510-k-75879a306082