Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/627 E. 2025/5550 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/627
Karar No
2025/5550
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/4 E., 2024/3 K. DAVA TARİHİ : 16.03.2012 (Birleşen), 21.03.2006 (Asıl)

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl davada davacılar vekili; müvekkilleri ile davalılar arasında 1997 yılında adi ortaklık kurulduğunu, ortaklıkta soy isimlerine göre ... grubunun 1/2, ... grubunun 1/2 paya sahip olduğunu, ilk olarak ortaklık adına 1997 yılında ... Kadın Hastanesinin önündeki ... Büfesinin satın alındığını ve 2001 yılında kapatılana kadar işletildiğini, elde edilen kârla alınan diğer büfenin kaparosunun verildiğini, bir taşınmaz bir de taşınmaz hissesi satın alındığını, satın alınan hissenin davalı ... adına tescil edildiğini, bunlar üzerindeki yapı tadilat ve diğer işler için harcamalar yapıldığını, 450.000.000,00 TL'nin ...'nın şahsi giderleri için harcandığını, müvekkillerinin kendi kâr paylarından davalılara 3.500.000.000,00 TL borç verdiğini, 1998 yılında yine ortaklık adına ... Büfenin satın alındığını, bu büfeye diğer büfelerden farklı olarak ...'nın da ortak olduğunu, büfenin Belediye tarafından tahliye edildiği 2002 yılına kadar çalıştığını, kârın her yıl dağıtıldığını, 2002 yılında ... Dönerci büfesinin alındığını, ancak ... İç ve Dış Tic.. Hay. A.Ş. adına kaydedildiğini, 1 yıllık kiranın müvekkilleri tarafından ödendiğini, büfenin 8 ay çalıştığını ve zarar ettiğini, zararın bir kısmının çiftlikteki büyükbaş hayvanların satımıyla karşılandığını, kalan 22.900.000.000,00 TL borcun müvekkilleri tarafından ödendiğini, ortaklık adına 35... plakalı aracın alındığını, bedeli müvekkilleri tarafından ödenen aracın davacı ... adına kaydedildiğini 1999 yılında 1/2 hissesi ortaklık adına alınıp davalı ... adına tescil edilen (468 parsel) taşınmazın kalan hissesinin de alındığını, satış bedelinin büyük kısmının müvekkillerinin cebinden karşılandığını, kalan kısmın ortaklık gelirleri ve ... grubunun katkısıyla karşılandığını, bu hissenin davalı ... üzerine tescil edildiğini, ardından davalı ...'e devredildiğini, üçüncü olarak 469 nolu parselin satın alındığını bedelinin ... grubu tarafından ödendiğini ve davalı ... adına tescil edildiği, ancak müvekkili ... tarafından verilen teminat senedinin davalı tarafından iade edilmediğini, daha sonra bir adet traktör alındığını ve davalı ... adına tescil edildiğini, şirketin kuruluşuna ait masrafların ve şirketin vergi borçlarının ... grubu tarafından karşılandığını, şirketin borçlarının devam ettiğini, taşınmazların üstüne su kuyusu, su deposu, çoban evi, açık besi ahırı, kiler, elektrik trafosu yapıldığını, römork, pulluk, trıkmık tambur, balya makinesi, kırma makinesi, gübre makinesi, tohum serpme makinesi süt sağım makinesi trafoya ek sayaç makinesi alındığını, ... marka dalgıç pompa çeşmeli su boruları, kesim yeri, dubleks villa yapıldığını, ortaklığın devamı sırasında davalı ... ile ... kendi üstüne kayıtlı olan taşınmazları üçüncü kişiye sattıklarını öğrendiklerini, ortaklık ilişkisinin sürdürülemeyeceğini anladıklarından ortaklığın feshi ile tasfiyesini isteme gereği doğduğunu ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, ortaklık mallarının tespiti ile ortaklığın feshi ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiş, 17.06.2010 tarihli ıslah dilekçesiyle adi ortaklık iddialarının kabul edilmemesi halinde, dava dilekçesinde sözü edilen dubleks yapının, su kuyusu ve müştemilatının, taşınmazlar üzerine müvekkilleri tarafından yapılmış olan tüm muhdesatın arazi ıslah çalışması değerinin, bilirkişilerce tespit edilmesini ve başkasının arsasına inşaat yapan iyi niyetli şahsın hakları çerçevesinde şimdilik 1.000,00 TL tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili; müvekkilinin davalılar ve dava dışı ... ile beraber 21.07.1998 yılında bir adi ortaklık kurduklarını, paylarının 1/3 olduğunu ve ... Büfe adlı büfeyi işlettiklerini, büfenin 20.000,00 TL bedel karşılığında alındığını, yarısını müvekkilinin ve davalıların karşıladığını, müvekkili ile davalının ortak oldukları otobüs hattını satarak büfe devir bedelinin 8.750,00 TL'sini ödediklerini, kalanının taksitlere bölündüğünü ve büfenin gelirinden karşılandığını, büfenin iyi iş yaptığını, paraların hesabını davalı ile kazanferin yaptığını, nizamettinin müvekkiline düşen kısmı yatırım yapacağı gerekçesiyle kendi uhdesinde tuttuğunu, davalı ile dava dışı ...'in 2'li ortak olarak işlettiği başka büfenin daha olduğunu, bu süreçte kazanılan paralar ile adi ortaklığa ait olmak üzere .... ... köyünde muhtelif taşınmazlar satın alındığını, 468 parselin ½ 'sinin davalı ... adına ½'sinin davalı ... adına tescil edildiğini 470 parselin davalı ... adına, 469 parselin ... adına tescil edildiğini, taşınmazlar üzerine çiftlik kurulduğunu, büyükbaş hayvan vs alındığını, büfeden gelen gelirin bu yatırımlara ve mallara harcandığını, ancak büfeler kapandıktan sonra tasfiye yapılmadığını, müvekkilinin unutulduğunu, taşınmazların hiçbirinin kendi üstüne yapılmadığını, müvekkilinin payını ... kontrol ettiğini ve onun payı içinde hesaplandığını, ... elindeki taşınmazları devredip müvekkiline para vermediğini ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, davalılar adına kayıtlı 468,469,470 parsel sayılı taşınmazların ortaklık malı olduğunun tespiti ile müvekkilinin ortaklık payı olan 1/3'ünün adına tesciline, olmazsa taşınmazların değerinin faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir II. CEVAP 1.Asıl davada davalılar süresi içinde davaya cevaplarını sunmamıştır. 2.Birleşen davada davalılar vekili; gerek birleştirilen dosya gerekse 2011/209 E. sayılı dosyada açısından adi ortaklık ilişkisini kabul etmemekle birlikte; birleştirilen dosya davacısı ... söz konusu sözde ortaklıkla bir ilişkisi olmadığını, sadece... Üniversitesi Acil çıkışında bulunan ... Büfeye bir miktar sermaye koyduğunu ve çalıştığını, çalışmasının sonunda da 2001 yılındaki büfenin kapatılmasına ilişkin mahkeme kararından sonra 2002 başlarında büfenin kapanması ile payını alıp sözde ortaklıktan ayrıldığını, ortaklığa ait olduğu iddia edilen malların ve 468-469-470 parsellere ilişkin olarak ... hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, davanın usule uygun olmadığını, davacı ...'ın ... Büfede çalışmış olduğunu ve hesap işleri ile de kendisinin ilgilendiğini, eksik kalan bir alacağı var ise de bunu bilebilecek durumda olduğunu, 468-469-470 parsellere ilişkin talebinin kabulünün mümkün olmadığını, parsellerin müvekkili ... kendi kazanımı olduğunu, adi ortaklığı kabul etmediklerini, kabulü halinde ... dışında ortaklıkta davada ... olarak anılan diğer davacılarında yer aldığı sabit olduğundan davaya dâhil edilmeleri gerektiğini, asıl dava davacıları ile birleşen dosya davacısının varlığını iddia ettikleri adi ortaklık sürecinin aynı döneme ve aynı şahıslara ilişkin olduğunu, dolayısıyla da ortaklığın kabulü halinde ortaklık mallarının bir bütün olarak değerlendirilmesinin bir zorunluluk olacağını, asıl davada davacıların “ ... no:95 ... ... ...” adresindeki taşınmazı müvekkillerden kaçırılan paralar ile sözde ortaklığın var olduğu süreç içerisinde yaptıklarını, devamında da taşınmazın tüm masraflarını da sözde ortaklık parasından karşıladıklarını, asıl dava davacılarının dâhil edilmemesinin haksız bir şekilde davacılar açısından sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını, 2011/209 E. sayılı dosya birleştirilen dava açısından taraflar arasında ortaklık kurulduğuna ilişkin hiçbir bilgi ve belgenin olmadığını, “Bu bir senettir” başlıklı yazının ortaklığın ispatına yeter olmadığını, adi ortaklık unsurlarının da gerçekleşmediğinin aşikâr olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Davalar birleştirilmeden önce asıl davada Mahkemenin 18.06.2010 tarihli kararıyla; tek başına adi ortaklığın tasfiye edilmesinin istenilemeyeceği, davacıların dilekçelerinde ne kadar tasfiye alacağı talep ettiklerini söylemedikleri gibi nispi harç yatırmadığı, bu nedenle tasfiye alacağı bakımından usulen hasredilerek açılmış bir davanın bulunmadığı, tapu iptal tescil davasının da tapu malikine karşı açılması gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Yargıtay (Kapatılan)13.Hukuk Dairesinin 02.05.2011 tarihli ilamıyla; davacının iddiası ve davalının açıklamalarına göre, birlikte işletilen büfelerin geliri ile birtakım malların edinildiği, alınan malların davalılar adına kayıt ve tescil edildiği ileri sürülerek ortaklığın tespiti ile feshi ve ortaklığın tasfiyesi talep edildiğine göre, belli bir alacak talebi bulunmadığından bahsedilemeyeceği, Mahkemece işin esasına girilerek taraf delilleri toplanarak BK'nın 520 ve devamı maddelerine göre davanın çözümlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 2.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; uyuşmazlığın taraflar arasında adi ortaklık kurulup kurulmadığı, ... Büfenin işletilmesinin adi ortaklık ya da edinilen malların ortaklık malı olup olmadığı hakkında olduğu, ''Bu bir senettir'' başlıklı tarihsiz evrağın tek başına ''... Büfe''nin taraflar arasında adi ortaklığa konu edildiğini göstermeyeceği, bahsi geçen evrakın ve davacıların dayandığı tek taraflı düzenlenen defterin davalılar tarafından açıkça kabul edilmediği, tanıkların soyut ya da duyuma dayalı bayanlarına itibar edilemeyeceği, tanıkların görgüye dayalı beyanda bulunmadıkları, aksine çelişkili beyanların varlığı, yine tanıkların tarafların birlikte ortaklık kurma amacı taşıdıklarını, ortaklığın kurulduğunu veya malların adi ortaklığa dahil olduğunu beyan etmedikları, ayrıca farklı tarihlerde alınan bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere, resmi bağlayıcı hiç bir muhasebe kaydının olmadığı ve iddiaya konu mallar gözetildiğinde bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğu, büfeye yönelik ortaklığın varlığı kabul edilse bile belediye tarafından büfenin kapatılması ile sona erdiği, dolayısıyla büfenin gelirinden alınan malların olduğunun kabul edilemeyeceği, ortaklığın karar ya da yönetimi hususlarında somut delilin bulunmadığı, davacıların dayanağı olan ''bu bir senettir'' başlıklı belgede dahi malların ortaklığa ait olacağı ya da olduğu yönünde bir ibarenin mevcut olmadığı, aksine payların aylık olarak alınacağının yazılı olduğu, kaldı ki büfenin işletimi konusunda adi ortaklık kurulduğu kabul edilse bile malların adi ortaklığa ait olduğunun düşünülemeyeceği, malların taraflarca ortak alınmasının dahi adi ortaklığın kurulduğu ve adi ortaklığa özgülendiğini göstermeyeceği, iddia edilen alımlar ya da işletimin ortaklık kapsamında kaldığına ya da tarafların herhangi bir ortak amaç için adi ortaklık kurmaya yönelik ortak hareket ettiğini gösterir somut ve objektif hiç bir delilin bulunmadığı, öte yandan dava dışı kişilerin gönderdiği paralar ile edinilen mülklerin olduğu, davacıların iddia ettiği gibi adi ortaklığın kurulduğu veya gayrimenkul ya da menkullerin ortaklığa ait olduğunun davacı tarafından ispatlanmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş; hüküm, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Asıl davada davacılar vekili; davalı ...'ün 07.10.2009 tarihli, ... 24.04.2017 tarihli dilekçeleriyle adi ortaklık ilişkisini ikrar ettiklerini, ortaklık mallarına ve davayı kabule yönelik beyanlarda bulunduklarını, adı geçen davalıların ikrarları, tanık beyanları ve diğer belgelerle tarafların arasında adi ortaklık bulunduğu ve taşınmazlar ile malların büfelerden elde edilen kar ve kişisel sermayelerle alındığının ispatlandığını, "bu bir senettir" başlıklı evrakın içeriğinin ve imzalarının inkar edilmediğini, üç ortak ve iki tanığın imzaladığını, adi ortaklığın varlığının ispat olduğunu, ortaklığın iş ve işlemlerinin yönetici olarak Kazanfer tarafından takip edildiğini ve paylara, gelir ve giderlere, alınan mallara ilişkin kayıtların deftere yazıldığını, ortaklığın üçüncü kişilerle alacak ve borcunun bulunmadığını, ancak ortaklığa ait olduğu halde bir kısım davalılar üzerine tescil edilen üç parça taşınmazın ortaklığın aktifinde yer almaması nedeniyle dava konusu edildiğini, bu taşınmazların ortaklığa ait olduğunun tanık beyanlarıyla sabit olduğunu, beyanda bulunmak için süre talebinin Mahkemece kabul edilmediğini belirterek, kararı temyiz etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili; davalı ...'ün 07.10.2009 tarihli, ... 24.04.2017 tarihli dilekçeleriyle adi ortaklık ilişkisini ikrar ettiğini, ortaklık mallarına ve davayı kabule yönelik beyanlarda bulunduklarını, adı geçen davalıların ikrarları, tanık beyanları ve diğer belgelerle tarafların arasında adi ortaklık bulunduğu ve taşınmazlar ile malların büfelerden elde edilen kar ve kişisel sermayelerle alındığının ispatlandığını, "bu bir senettir" başlıklı evrakın içeriğinin ve imzalarının inkar edilmediğini, üç ortak ve iki tanığın imzaladığını adi ortaklığın varlığının ispatı olduğunu, cevaba cevap dilekçesinde cd ile ... ses kayıtlarının sunulmuş olmasına rağmen Mahkemece bu kaydın incelenmediğini, davalı ...'in 24.02.2012 tarihi dilekçesinde müvekkilinin hat devri sonucu bütün parasını koyarak ortak olduğu ancak büfenin kapanmasıyla hiçbir şey almadan Kocaeli’ne döndüğü ve mağdur edildiğini kabul ettiğini ve "sonuç olarak büfeden hak ettiği kazancı almaksızın ... tarafından büfeden uzaklaştırılmıştır " dediğini, büfeden gelen tüm gelirlerin taşınmazlara çiftlik kurulması, hayvan, tarım aleti ve traktör alınması ve diğer giderleri için kullanıldığını, ... taşınmazların kendi üzerinde olmasını fırsat bilerek müvekkiline pay vermediğini, ortaklık paylarına gelir ve giderlere ilişkin olarak ... tarafından defter tutulduğunu belirterek, kararı temyiz etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, adi ortaklığın feshi ile tasfiyesi istemine ilişkindir. Mahkemece; bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, yine o ilamda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verilmiş bulunmasına, hukuka aykırı olarak elde edilen ses kayıtlarının delil olarak dikkate alınamayacak olmasına, "bu bir senettir" başlıklı sözleşmeden .. bulunan "..." adlı büfenin işletilmesi kapsamında ..., ... ve .. arasında bir adi ortaklık kurulduğu anlaşılmaktaysa da, dava konusu edilen ve .. adına tescil edilen taşınmazların ortaklıktan elde edilen gelirlerle veya davacıların katkılarıyla alındığının ve ortaklığa ait olduğunun ispatlanamamış olmasına, tek taraflı düzenlenen işletme defterinin, tanık beyanlarının ve halen taşınmazların maliki olmayan diğer davalıların ikrar ve kabullerinin ispata elverişli olmamasına göre, asıl ve birleşen davacıların vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan mahkeme kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden asıl dava davacılarına yükletilmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/627, K. 2025/5550, T. 20.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-627-e-2025-5550-k-da2e6ea9ddb6