Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/659 E. 2025/5173 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/659
Karar No
2025/5173
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2024/220 E., 2024/722 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacı ile davalı şirket arasında 21.03.2008 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, ..... ... Köyü 1 39... parsel sayılı taşınmazda bulunan 74 no'lu villanın 31.12.2009 tarihinde sözleşme ve ekindeki hüküm ve şartlar uyarınca teslimi konusunda anlaştıklarını, sözleşmenin 3. maddesine göre villanın bedelinin 940.000 USD olduğunu, 456.000 USD'nin 23 adet çek ile 21.03.2008 tarihinde davalı şirkete ödendiğini, bakiyenin de sözleşme gereğince ... ve ... tarafından mal ve hizmet olarak davalı şirkete ödendiğini, fakat davalı tarafın sözleşmeye uymadığını, gayrimenkulün mülkiyetinin devredilmediğini, bunun üzerine 05.08.20 10... .09.2010 ihtarnameler ile gecikme alacağının talep edildiğini ileri sürerek, sözleşmeye konu taşınmazın davacı üzerine tesciline, sözleşmenin 4/a maddesi gereğince 31.04.2010 tarihinden itibaren hesaplanacak aylık 1.000 dolar kira tazminatı ödenmesine, bu mümkün olmadığı takdirde ödenmiş olan 940.000 USD'nin davalıdan ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davanın açılabilmesi için öncelikle hukuken ve şeklen geçerli sözleşmenin mevcut olması gerektiğini, yasanın öngördüğü biçim koşullarına uygun olarak yapılmayan sözleşmeye dayanılarak açılan tescil davasının kabul edilemeyeceğini, davacının istirdadını talep ettiği 940.000 USD'lik miktarı müvekkiline ödemediğini, teslim ettiğini bildirdiği çeklerin sözleşmenin şifahi feshi sebebiyle kendisine iade edildiğini, bakiye tutarın ... ve ...'den mal ve hizmet olarak tahsil edilmediğini, edimini yerine getirmeyen davacının kira tazminatı talep etmesinin dayanaktan yoksun olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte Mahkemece tazminata hükmedilecekse %15'lik oranın fahiş olduğunu, bunun yerine yasal faiz oranının uygulanması gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir. III. MAHKEME KARARI İlk derece Mahkemesinin 27.01.2016 tarihli kararıyla; bilirkişi tarafından yalnızca davacıya ait ..... şirketinin defter ve belgelerin incelendiği, ayrıca ihbar olunanlar ... ve ...'ün ortak olduğu ... ... A.Ş. tarafından ibraz edilen belgelerin davalıya gerçek anlamda yapılmış nakit, yahut mal ve hizmet karşılığı bedel olduğu ispat olunamadığı, davacı tarafından ispat edilebilen sadece 118.000,00 USD değerindeki çekler olup Mahkemece dava tarihi itibarıyla bu çeklerin TL cinsinden belirlenen değerinin davacıya davalı tarafından ödenmesi gereken peşinat olduğu, davalı ile ihbar olunanlar arasındaki barter ilişkisinin yargılama dışında kaldığı, mevcut ihtilafın yanlar tarafından bir başka ticari davaya konu edilebileceği sonucuna varıldığı, 6502 sayılı Yasa kapsamında ön ödemeli konut satışı olarak değerlendirilen haricen yapılmış satış sözleşmesine uyulmaması nedeniyle davalı tarafından peşinat olarak alındığı kabul edilen miktarın davacıya iadesinin gerekeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 150.380,40 TL'nin 16.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine karar verilmiş; karar süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 28.03.2018 tarihli ilamıyla; kararın onanmasına karar verilmiş;Yargıtay ilamına karşı, bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 24.02.2020 tarihli ilamıyla; davacının sair karar düzeltme sebeplerinin bu aşamada incelenmesine gerek görülmediğine karar verildikten sonra; eldeki davanın, davacının gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi gereği tescil talebine, bu mümkün olmadığı takdirde ödediği bedelin iadesi istemine ilişkin olduğu, Büyükçekmece Tapu Müdürlüğüne ait belgeden dava konusu yerle ilgili olarak tescil imkansızlığı olduğunun anlaşıldığı, bilirkişi raporunda davacının ödediği miktarla ilgili tespitler yapılmış ise de, özellikle barter ilişkisi ile ilgili ödeme hususunun davacı ile bağlantısının yeterince araştırılıp değerlendirilmediği, böylece davacının yaptığını iddia ettiği ödemelerle ilgili olarak açık hesaplanabilir bir sonuca ulaşılamadığının dosya kapsamından anlaşıldığı, hal böyle olunca, barter konusunda uzman bir bilirkişi de eklenerek 3 kişilik bilirkişi heyeti oluşturulmak suretiyle, taraflar arasındaki sözleşmenin 3 üncü maddesinde geçen ödeme şekli ve özellikle de barter ilişkisi gözetilerek, taraf iddia ve itirazlarını karşılayacak şekilde, uzman bilirkişi heyetinden taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulü kararının Dairece zuhulen onandığı anlaşıldığından, Daire onama kararının kaldırılarak, Mahkeme kararının yazılı gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesinin 15.10.2021 tarihli kararıyla; Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporu denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmakla, davacı ile davalı şirket arasında barter ilişkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, dosya kapsamında davacının yalnızca 118.000 USD alacaklı olduğu, dava açıldıktan sonra ve Yargıtay bozma ilamından önce bozulan Mahkeme kararı gereği davacıya bir kısım ödemelerin yapıldığı, bu ödemelerin tespiti ve davacının bakiye alacağının tespiti için dosyanın ek rapora gönderildiği, davacının dava dilekçesinde ödemiş olduğu bedeli dolar cinsinden talep etmesi nedeniyle, ödenen bedellerin de dolar cinsinden hesaplanarak davacının bakiye alacağının bilirkişi tarafından 86.352,12 USD olarak hesaplandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 86.352,12 USD'nin 10.02.2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince Devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek olan temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, 31.647,88 USD yönünden dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya dair taleplerin reddine karar verilmiş;karara karşı, süresi içinde taraflar temyiz isteminde bulunmuşlardır. 4. Dairenin 21.02.2023 tarihli ilamıyla; "1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına, bozmaya uyularak verilen kararda belirtilen gerekçelere göre;davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece verilen 27.01.2016 tarihli kararda, davanın kısmen kabulüne, 150.380,40 TL'nin 16.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle birlikte davalı ... Yapı San. ve Tic. A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, davacı ile ihbar olunanlar arasındaki ihtilaf hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş olup bu karar davalı tarafından temyiz edilmemiş, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 28.03.2018 tarihli ve 2016/20389 E., 2018/3654 K. sayılı ilamı ile onanmış, davacı vekilinin karar düzeltme isteminde bulunması üzerine ise Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 24.02.2020 tarihli ve 2018/3754 E., 2020/2655 K. sayılı ilamı ile mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Davacı vekilinin temyiz ve karar düzeltme sebepleri arasında hükmün Türk Lirası üzerinden kurulmuş olmasına dair herhangi bir itiraz bulunmamaktadır. O halde bu konu hakkında davalı lehine usuli kazanılmış hak bulunmaktadır. Mahkemece, bozmaya uyulmuş olmasına rağmen bozma kapsamı dışında kalan, davacı tarafından bozma nedeni olarak ileri sürülmeyen ve kesinleşmiş bir husus göz ardı edilerek yazılı şekilde Dolar üzerinden karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir." şeklinde bozulmasına karar verilmiş;karara karşı, bu kez taraflar karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır. 5. Dairenin 23.01.2024 tarihli ilamıyla; davacı vekilinin yerinde bulunmayan karar düzeltme istemlerinin reddine, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüyle; Dairenin 21.02.2023 tarihli ve 2022/2270 E., 2023/176 K. sayılı ilamında yer alan "8.400,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp, davacıya verilmesine," cümlesinin hükümden çıkarılmasına karar verilmiştir. 6.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece bozma öncesi kararın Türk Lirası üzerinden verildiği ve bu hususun temyiz ve bozma konusu yapılmamışken bozma sonrası kararın yabancı para üzerinden verildiği,usuli kazanılmış hak ilkesi gereğince Türk Lirası üzerinden karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 150.380,40 TL'nin 16.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili;mahkemenin verdiği ilk karar gibi hüküm kurulduğunu, bu karara karşı davalı tarafından itiraz edilmediğini, kesinleşen ilk karara rağmen davalı lehine vekalet ücretinde artış yapıldığını, kararın her yönüyle usul ve yasaya aykırı olduğunu, barter ilişkisine yönelik hukuki değerlendirme yapılmadan bir kısım alacakların reddine karar verilmesinin davalının sebepsiz yere zenginleşmesine sebebiyet verdiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; 27.01.2016 tarihli karar ile; "davanın kısmen kabulüne, 150.380,40 TLnin faiziyle birlikte davalı ... A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine…" karar verildiğini, vekilin karar sonrasında karara konu tutarı davacının PTT hesabına ödediğini bu tutar bakımından davacının bir alacağı kalmadığını, Yargıtay bozma ilamı sonrasında; Mahkeme kararı ve bozma ilamındaki lehe hükmedilen vekalet ücretleri yönünden temlik işleminin borcun nakli hükmünde olduğunu, borcun nakline muvafakatleri olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen daire satış sözleşmesince ödendiği iddia edilen bedellerin sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle davalıdan tahsili istemine ilişkindir. 1. Temyiz edilen kararın; bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince verildiği, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı, davalının yargılama sırasında yaptığı ödemelerin infaz aşamasında değerlendirileceğinden, davalı vekilinin temyiz itirazlarının tümden, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. Somut olayda, kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına 224.126,54 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine (Tarife) göre, nispi vekalet ücreti 213.988,36 TL'dir. O halde, Mahkemece; davalı yararına 213.988,36 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen Geçici 3. madde atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438/7 maddesi uyarınca temyiz olunan Mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacının vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan "...224.126,54 TL ..." ibaresinin çıkartılarak yerine "...hesaplanan 213.988,36 TL .." ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye karar temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/659, K. 2025/5173, T. 03.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-659-e-2025-5173-k-19e0a2dc6293