Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1228 E. 2025/5415 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1228
Karar No
2025/5415
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/74 E., 2025/6 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili ve davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı ... vekili tarafından talep edilmekle; 18.11.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davalı asil ... ve vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; davalının, dava konusu taşınmazda inşa ettiği villanın yapımı sırasında müvekkili ile protokol imzalayarak kâr payı ortaklığı kurduğunu, bu bağlamda müvekkilinin (protokol ve anlaşma gereği) taşınmaza 105.000,00 TL harcama yaptığını, ancak tarafların ihtilafa düştüklerini ve akabinde anlaşmanın bozulduğunu, bu nedenle ihtarname keşide edilerek ödenen 105.000,00 TL'nin iadesinin talep edilmiş olmasına rağmen, ödeme yapılmadığını ileri sürerek; 105.000,00 TL alacağın faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili; davacının protokolde üstlendiği edimleri yerine getirmediğini, diğer ortak .... tarafından gerekli katkıların yapıldığını ancak davacının herhangi bir katkı yapmaması üzerine ortaklığın bozulduğunu, davacının hak talep etmesinin haksız kazanç niteliğinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Bozma sonrası davaya dahil edilen davalı ... vekili; davalı ... ile taşınmazı birlikte satın aldıklarını, taşınmazın alımı sırasında davalı ...'e verilmek üzere 125.000,00 TL'yi davacıya teslim ettiğini, ancak davacının sadece 105.000,00 TL ödeme yaptığını öğrendiğini, 2010 yılında ise davacının taşınmazda yapılan bir adet villa için ortak olmak istediğini, bu isteğin müvekkili ve davalı ... tarafından kabul edildiğini, davacının harcamalara payı oranında katılmasının şifahen kararlaştırıldığını, ancak davacının giderlere katılmadığını, anlaşmaya uyulmaması nedeniyle zorda kaldığını ve ödediği parayı geri alarak ortaklıktan ayrıldığını, inşaatla ilgili tüm giderlerin davalı ... tarafından yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 28.12.2012 tarihli kararıyla; davacının, davalıya inşaat yapımına ilişkin olarak katkı yaptığını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairenin 18.06.2013 tarihli ilamıyla; davada, taraflar ile dava dışı ortak ... arasında kurulan adi ortaklığın fesih ve tasfiyesinin istenildiği, bu nedenle öncelikle dava dışı ortak ...'in davaya dahil edilmesinin sağlanması, sonrasında ise 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesi atfıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 642. maddesi ve devamı hükümlerine göre adi ortaklığın tasfiye işleminin gerçekleştirilmesi gerektiğinden bahisle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 2. Mahkemece verilen 10.07.2018 tarihli kararla; davacının ödediğini iddia ettiği 105.000,00 TL katılım payının aslında diğer davalı ...'e ait ödeme olduğu, davalı ...'in daha sonra davalı ...'e 120.000,00 TL ödeyerek payını satın aldığı, davacının katılım payı koyma borcunu yerine getirmediği, 10.05.2018 tarihli tasfiye memuru raporunda da bu hususun açıkça ortaya konulduğu, katılım payı koyma borcunu yerine getirmeyen davacının adi ortaklığın tasfiyesinden kaynaklı bir alacağı olamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Dairenin 10.09.2019 tarihli ilamıyla; davacı tarafın sair temyiz itirazları reddedildikten sonra, uyuşmazlığın davalı ...'e ait arsa üzerinde inşa edilmekte olup dört adet villadan bir tanesinin yapımı hususunda taraflar ile dahili davalı ... arasında kurulan adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile katkı payının tahsili istemine ilişkin olduğu, davacının katılım payı koyma borcunu ifa ettiğini yasal delillerle kanıtlayamadığı, bu durumda davacının katılım payını taahhüt ettiği oranda alamayacağı gözetilerek, ortaklığın tasfiye payından, davacının koyduğunu ileri sürdüğü katılım payı tutarı olan 105.000,00 TL'nin davalı ... yararına değerlendirilmesi suretiyle tasfiyenin yapılması, inşaat ortaklığı hususunda yönetici ortak olan davalı ... tarafından verilen hesap listesi üzerinde uyuşmazlık olduğu gözetilerek, atanacak uzman tasfiye memurları aracılığı hesap listesinin inşaatta yapılan imalatlarla uyumlu olup olmadığının belirlenerek denetiminin sağlanması, villa inşaatının maliyetinin karar (tasfiye) tarihine en yakın tarihteki olağan rayice göre tesbit edilmesi, ortaklığa dair tüm gelir gider hesabının çıkarılması suretiyle ortaklık malvarlığının belirlenmesi, ayrıca davalı ...'in ortaklık için yapmış olduğu masraflar ve vermiş olduğu katılım payının iade edilmesi suretiyle tasfiyenin gerçekleştirilmesi gerektiğinden bahisle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 4. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ödenen 105.000,00 TL davalı ... yararına değerlendirilerek, güncel 2.880.411,00 TL özkaynaktan davalı ... tarafından karşılanan natamam arsasız inşaat maliyeti 2.067.004,00 TL'nin mahsubu ile davacının kâr payının 813.407,00 TL olduğu, bozma sonrası dahili davalı olarak eklenen ...'in katılım payını tahsil ederek ortaklıktan çekildiği, alabileceği kâr payının bulunmadığı, karar tarihine en yakın güncel tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kabulü ile taraflar arasında akdedilen protokole göre kurulan adi ortaklığın feshine, davacının tasfiye payı olan 813.407,00 TL'den taleple bağlı kalınarak 105.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ten tahsiline karar verilmiş; karar, davacı vekili ile davalılardan Ahmet vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; hükmün gerekçesinde maddi hata yapıldığını, tasfiye payı alacağının bilirkişi raporu ile belirlendiği üzere 2.880.411.00 TL olarak kabulü gerekirken, 813.407,00 TL olarak yazılmasının hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı ... vekili; iştigal alanı sadece muhasebeci olan bilirkişilerin tasfiye memuru olarak seçilmiş olmalarının hatalı olduğunu, taraflar arasında imzalanan protokol hükümleri dikkate alınmadan karar verildiğini, heyet raporu hazırlayan bilirkişilerden birinin vefat etmiş olmasına rağmen yeni bilirkişi heyeti oluşturulmadan aynı heyetten ek rapor alınmak suretiyle yargılamaya devam edilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yine itirazlarına rağmen raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, adi ortaklığın tasfiyesi ile ortaklık payı istemine ilişkindir. 1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK). Mahkemece uyulan Dairenin 10.09.2019 tarihli ilamıyla açıkça; dava konusu bir adet villanın yapımına ilişkin inşaat ortaklığı hususunda yönetici ortak olan davalı ... tarafından verilen hesap listesi üzerinde uyuşmazlık olduğu gözetilerek, atanacak uzman tasfiye memurları aracılığıyla hesap listesinin inşaatta yapılan imalatlarla uyumlu olup olmadığının belirlenerek denetiminin sağlanması, ortaklığa dair tüm gelir gider hesabının çıkarılması suretiyle ortaklık malvarlığının belirlenmesi, davacının ortaklığa koyması gereken katılım payı tutarı olan 105.000,00 TL'nin davalı ... yararına değerlendirilmesi, ayrıca davalı ...'in ortaklık için yapmış olduğu masraflar ve vermiş olduğu katılım payının iade edilmesi suretiyle tasfiyenin gerçekleştirilmesi gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen, Mahkemece bozma ilamı kapsamında alınan bilirkişi raporlarının denetime elverişli bulunmadığı, ilgili raporlarda kabul edilen inşaat maliyetine nasıl ulaşıldığı bilgisinin yer almadığı, kaldı ki son bilirkişi raporunda belirlenen rakamın, Mahkemece kabul edilen inşaat maliyeti oranı ile de uyumlu olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece uyulan bozma ilamında işaret edildiği şekilde adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin yöntem uygulanmaksızın karar verilmiştir. Hal böyle olunca; Mahkemece uyulan bozma ilamında açıklanan maddeler halinde belirtilen sıra ve yöntem izlenerek uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması suretiyle hasıl olacak sonuç dairesinde hüküm tesis edilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince taraflar yararına BOZULMASINA, 40.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1228, K. 2025/5415, T. 18.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-1228-e-2025-5415-k-bcccef8ffefb